ع ص ف (AṦF) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Şiddetli esmek (rüzgar), fırtına gibi esmek, hızlı olmak, çabucak yırtmak. Asfun - yapraklar ve saplar, saman, yeşil, mahsul, mesane, anız, kabuk. Asafa - yeşilken mısırı kesmek, AAasafa - yok olmak. Asifatun - fırtına, kasırga, tayfun. Asifun - şiddetli rüzgar, fırtınalı, şiddetli.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (7)

Bu kök Kur'an boyunca 7 kez, 6 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

عَاصِفٌ2 kez

Yunus 10:22عَاصِفٌǎāSifunsert

هُوَ الَّذِي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَاءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ اُحِيطَ بِهِمْ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ

huve elleƶī yuseyyirukum fī l-berri ve l-baHri Hattā iƶā kuntum fī l-fulki ve cerayne bihim bi rīHin Tayyibetin ve feriHū bihā cā'ethā rīHun ǎāSifun ve cā'ehumu l-mevcu min kulli mekānin ve Zennū ennehum uHīTa bihim deǎvu (a)llahe muḣliSīne lehu d-dīne le in enceytenā min hāƶihi le nekūnenne mine ş-şākirīne

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

İbrahim 14:18عَاصِفٍǎāSifinfırtınalı

مَثَلُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ اَعْمَالُهُمْ كَرَمَادٍ اشْتَدَّتْ بِهِ الرِّيحُ فِي يَوْمٍ عَاصِفٍ لَا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلٰى شَيْءٍ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعِيدُ

meṧelu (e)lleƶīne keferū bi rabbihim eǎ'māluhum ke ramādin şteddet bihi r-rīHu fī yevmin ǎāSifin lā yeḳdirūne mimmā kesebū ǎlā şey'in ƶālike huve D-Delālu l-beǐydu

Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.

عَاصِفَةً1 kez

Enbiya 21:81عَاصِفَةًǎāSifetenşiddetli

وَلِسُلَيْمٰنَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِاَمْرِهِٓ اِلَى الْاَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ

ve li suleymāne r-rīHa ǎāSifeten tecrī bi emrihi ilā l-erDi lletī bāraknā fīhā ve kunnā bi kulli şey'in ǎālimīne

Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

الْعَصْفِ1 kez

Rahman 55:12الْعَصْفِl-ǎSfisaplı ve yapraklı

وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ

ve l-Habbu ƶū l-ǎSfi ve r-rayHānu

Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

فَالْعَاصِفَاتِ1 kez

Mürselat 77:2فَالْعَاصِفَاتِfe l-ǎāSifetiesip

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

fe l-ǎāSifeti ǎSfen

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

عَصْفًا1 kez

Mürselat 77:2عَصْفًاǎSfensavuranlara

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

fe l-ǎāSifeti ǎSfen

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

كَعَصْفٍ1 kez

Fil 105:5كَعَصْفٍke ǎSfinekin yaprağı gibi

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ

fe ceǎlehum ke ǎSfin me'kūlin

(3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.