Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
وَمَا اَمْرُنَٓا اِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ
Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَٓا اَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.
وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ
Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَطَرٌ
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.
اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍ
Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَلِيكٍ مُقْتَدِرٍ
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
اَلرَّحْمٰنُ عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ
İnsanı yarattı.
خَلَقَ الْاِنْسَانَ
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ
Ölçüde haddi aşmayın.
اَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
وَاَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ
Allah, yeri yaratıklar için var etti.
وَالْاَرْضَ وَضَعَهَا لِلْاَنَامِ
Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ
Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ
"Cin"i de yalın bir ateşten yarattı.
وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍ
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ