Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

وَلِسُلَيْمٰنَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِاَمْرِهِٓ اِلَى الْاَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ

ve li suleymāne r-rīHa ǎāSifeten tecrī bi emrihi ilā l-erDi lletī bāraknā fīhā ve kunnā bi kulli şey'in ǎālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلِسُلَيْمٰنَve li suleymāneولسليمنve Süleyman'a
2الرِّيحَr-rīHaر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özfırtınayı
3عَاصِفَةًǎāSifetenع ص فŞiddetli esmek (rüzgar), fırtına gibi esmek, hızlı olmak, çabucak yırtmak. Asfun - yapraklar ve saplar, saman, yeşil, mahsul, mesane, anız, kabuk. Asafa - yeşilken mısırı kesmek, AAasafa - yok olmak. Asifatun - fırtına, kasırga, tayfun. Asifun - şiddetli rüzgar, fırtınalı, şiddetli.şiddetli
4تَجْرِيtecrīج ر يAkmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek.akıp giderdi
5بِاَمْرِهِٓbi emrihiا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakonun emriyle
6اِلَىilā
7الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyere
8الَّتِيlletī
9بَارَكْنَاbāraknāب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmakbereketlendirdiğimiz
10فِيهَاfīhāiçini
11وَكُنَّاve kunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve biz
12بِكُلِّbi kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
13شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
14عَالِمِينَǎālimīneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiliriz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Süleyman'a kasırga gibi esen rüzgârı râm ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Süleymanʼa kasırga gibi esen rüzgârı râm ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.

Adem Uğur

Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.

Ahmed Hulusi

Süleyman'a da fırtınayı boyun eğdirdik. . . Onun (Süleyman'ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.

Ahmet Tekin

Süleyman’ın faydalanması için de, bereketli, kutsal kıldığımız topraklara doğru, onun planlamasına göre kasırga gibi şiddetli esen rüzgârı verdik. Her şey bizim ilmimiz, irademiz, planımız dâhilinde ger-çekleşmeye devam etmektedir.

Ahmet Varol

Süleyman'a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.

Ali Bulaç

Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.

Ali Fikri Yavuz

Süleyman’ın emrine de şiddetli rüzgârı bağlı kıldık ki, bu rüzgâr onun emriyle, kendisini içine bereketler verdiğimiz yere (Şam’a, civar yerlerden) götürürdü. Biz her şeyi bilenleriz.

Ali Rıza Safa

Ve Süleyman'a, ongun yerlere Onun buyruğuyla esip gitmesi için güçlü bir rüzgar verdik. Çünkü Biz, her şeyi biliriz.

Bayraktar Bayraklı

Süleyman'ın emrine de zorlu rüzgarı verdik. Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız ülkeye doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.

Bekir Sadak

Bereketli kildigimiz yere dogru, Suleyman'in emriyle yuruyen siddetli ruzgari, onun buyruguna verdik. Biz herseyi biliyorduk.

Celal Yıldırım

Süleyman'a şiddetle esen rüzgârı baş eğdirdik; onun emriyle, mübarek kıldığımız yere akıp eserdi ve biz her şeyi bilenleriz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Süleyman’ın emrine de onun isteğine göre, içinde bereketler yarattığımız yere doğru esmek üzere güçlü rüzgârı verdik. Biz her şeyi biliriz.

Diyanet İşleri

Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

Diyanet İşleri (eski)

Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.

Diyanet Vakfi

Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Süleyman için de, bereketli kıldığımız yere doğru emriyle esip giden şiddetli rüzgarı verdik; Biz herşeyi biliriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Süleyman için de şiddetli rüzgarı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz

Erhan Aktaş

e şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, Her Şeyi Bilenleriz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, Her Şeyi Bilenleriz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, her şeyi bilenleriz.

Fizilal-il Kuran

Verimli ve bereketli kıldığımız bölgeye doğru akan fırtınayı O'nun buyruğuna verdik. Her şey bizim bilgimizin kapsamı içindedir.

Gültekin Onan

Süleyman için de fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi buyruğuyla içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.

Hamdi Döndüren

Süleyman’ın emrine de güçlü rüzgârı verdik; onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.

Hasan Basri Çantay

Süleymana da şiddetli esen rüzgarı (müsehhar kıldık ki) bu kendisini içerisine (feyz-ü) bereket verdiğimiz yere onun emriyle akar götürürdü. Biz her şey'i bilenleriz.

Hasib Asutay

Süleyman'a da güçlü esen rüzgârı (boyun eğdirmiştik). Onun emri ile içinde bereketler kıldığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi bilenleriz.

Hayrat Neşriyat

Süleymân’a da şiddetli esen rüzgârı (boyun eğdirdik); (rüzgâr) onun emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere (Şam’a) akıp giderdi. Ve (biz) herşeyi bilenleriz.

İbni Kesir

Süleyman'a da şiddetli esen rüzgarı müsahhar kıldık. Rüzgar, onun emri ile mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Ve Biz, her şeyi bilenleriz.

Mehmet Okuyan

Kasırga (gibi esen) rüzgârı da Süleyman’ın hizmetine vermiştik; O’nun emriyle bereketli kıldığımız toprağa doğru akardı (eserdi). Biz her şeyi bilenleriz.

Muhammed Esed

Kutlu ülkeye doğru o'nun buyruğuyla esip gitsin diye o zorlu rüzgarı Süleyman'ın buyruğuna (Biz verdik); çünkü her şeyin aslını bilen Biziz.

Mustafa İslamoğlu

Kendisini bereketli kıldığımız ülkeye doğru esip O'nun emriyle (çalışan gemileri) yüzdürsün diye şiddetli rüzgarları Süleyman'a (amade kıldık): zira Biziz her şeyin (yasasına) vakıf olan.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Süleyman'a da şiddetli esen rüzgarı (musahhar kıldık) ki, içinde bereketler vücuda getirmiş olduğumuz yere O'nun emriyle cereyan ederdi. Ve Biz her şeye âlimleriz.

Ömer Öngüt

Süleyman'a da şiddetli esen rüzgârı musahhar kıldık. Rüzgâr onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi bilenleriz.

Suat Yıldırım

Süleyman’a da şiddetli rüzgârı âmade kıldık. Rüzgâr, onun emriyle kutlu beldeye doğru eserdi. Çünkü her şeyin gerçek mahiyetini Biz biliriz.

Süleyman Ateş

Süleyman'a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.

Süleymaniye Vakfı

Kuvvetli esen bir rüzgarı da Süleyman'ın emrine verdik. Onun emri ile bereketli kıldığımız yere doğru akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Süleyman'ın emrine de o şiddetli rüzgarı verdik. Bereketli kıldığımız toprağa onun emri ile eserdi. Biz her şeyi biliriz.

Şaban Piriş

Şiddetle esen rüzgarları da Süleyman'ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.

Tefhim-ul Kuran

Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.

Ümit Şimşek

Süleyman'a da şiddetli rüzgârı boyun eğdirdik ki, onun emriyle, bereketli kıldığımız topraklara doğru eserdi. Çünkü Biz herşeyi hakkıyla biliriz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Güclü əsən küləyi Süleymana ram etdik. Küləklər onun əmri ilə bərəkət verdiyimiz yerə (Şama) tərəf əsərdi. Biz hər şeyi bilirik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əmrilə bərəkət verdiyimiz yerə (Şama) doğru şiddətlə əsən küləyi də Süleymana Biz ram etdik. Biz hər şeyi bilənik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Salomo machten Wir den stürmischen Wind gefügig, der nach seinem Befehl zum Land, das Wir gesegnet hatten, zog. Wir umfassen alles mit Unserem Wissen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Sulaiman (machten Wir) den Sturmwind (dienstbar), daß er auf seinen Befehl zum Land wehe, das Wir gesegnet haben - und Wir wußten über alles Bescheid -,

Almanca — M. A. Rassoul

Und Salomo (machten Wir) den Wind (dienstbar), der in seinem Auftrage in das Land blies, das Wir gesegnet hatten. Und Wir besitzen Kenntnis von allen Dingen

Almanca — Muhammad Zaidan

Und für Sulaiman (machten WIR gratis fügbar) den Wind als Sturm, der gemäß seiner Anweisung zum Land weht, das WIR mit Baraka erfüllten. Und WIR waren über alles allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to Sulayman We subdued the wind raging and blowing tempestuously to flow at his command to the blessed land We had marked with grace -his influence extended over a vast territory, Palestine, Syria, Arabia, Ethiopia,- and We were 'Alimin (Omniscient)of all things and all affairs.

Abdul Haleem

We harnessed the stormy wind for Solomon, so that it sped by his command to the land We had blessed- We have knowledge of all things-

Abdullah Yusuf Ali

(It was Our power that made) the violent (unruly) wind flow (tamely) for Solomon, to his order, to the land which We had blessed: for We do know all things.

Abul A'la Maududi

And We subdued the strongly raging wind to Solomon which blew at his bidding towards the land We blessed. We know everything.

Aisha Bewley

And to Sulayman We gave the fiercely blowing wind, speeding at his command towards the land which We had blessed. And We had full knowledge of everything.

Al-Hilali & Khan

And to Sulaimân (Solomon) (We subjected) the wind strongly raging, running by his command towards the land which We had blessed. And of everything We are the All-Knower.

Ali Quli Qarai

And for Solomon [We disposed] the tempestuous wind which blew by his command toward the land which We have blessed, and We have knowledge of all things.

Amatul Rahman Omar

And (We subjected) to Solomon the violent wind; it blew according to his commandments towards the land (of Can`ân) which We had blessed and We have knowledge of all things.

Arthur John Arberry

And to Solomon the wind, strongly blowing, that ran at his command unto the land that We had blessed; and We had knowledge of everything;

Bijan Moeinian

I let Solomon to perform miracles with the wind (send them at any speed anywhere and make his merchant floats [I King 10:travel faster. ) Thus he could send the raging wind towards the land which I wanted to bless (with rain.) Yes, I am fully aware of everything (and behind every miracle performed by the Prophets.)

E. Henry Palmer

And to Solomon (we subjected) the wind blowing stormily, to run on at his bidding to the land which Ave have blessed, - for all things did we know,-

Edip-Layth

To Solomon the gusting winds run by his command all the way to the land which We have blessed. We were aware of everything.

George Sale

And unto Solomon We subjected a strong wind; it ran at his command to the land whereon We had bestowed our blessing: And We knew all things.

Hamid S. Aziz

And We taught him the art of making coats of mail for you, to shield you from each other's violence; are you then grateful?

Mahmoud Ghali

And to Sulayman (Solomon) (We subjected) the wind, tempestuous, to run at his command to the land that We had blessed; and We were Knowledgeable of everything.

Marmaduke Pickthall

And unto Solomon (We subdued) the wind in its raging. It set by his command toward the land which We had blessed. And of everything We are Aware.

Mohamed Ahmed - Samira

We made tempestuous winds obedient to Solomon which blew swiftly to sail at his bidding (with his ships) to the land We had blessed. We are cognisant of everything.

Muhammad Asad

And unto Solomon [We made subservient] the stormy wind, so that it sped at his behest towards the land which We had blessed: for it is We who have knowledge of everything.

Mustafa Khattab

And to Solomon We subjected the raging winds, blowing by his command to the land We had showered with blessings. It is We Who know everything.

Progressive Muslims

And to Solomon the gusting winds run by his command all the way to the land which We have blessed in. And We were aware of everything.

Sahih International

And to Solomon [We subjected] the wind, blowing forcefully, proceeding by his command toward the land which We had blessed. And We are ever, of all things, Knowing.

Sam Gerrans

And to Solomon: the wind raging, running by his command to the land that We had blessed; and We knew everything.

Shabbir Ahmed

We made the gusting winds subservient to Solomon as his ships sailed to the land We had blessed. And of everything We are Aware. (When you discover some of Our Laws, you call it Science, and Solomon made good use of it).

Syed Vickar Ahamed

And (it was Our Power that made) the stormy wind flow (gently) for Sulaiman (Solomon) to his order, to the land (with rain) that We had blessed because We know all things.

Taqi Usmani

And for Sulaimān, (We subjugated) the violent wind that blew under his command to the land in which We placed Our blessings. And We were the One who knew everything.

The Monotheist Group

Andto Solomon the gusting winds run by his command all the way to the land which We have blessed in. And We were aware of everything.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et (Nous avons soumis) à Salomon le vent impétueux qui, par son ordre, se dirigea vers la terre que Nous avions bénie. Et Nous sommes à même de tout savoir,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ji Suleyman re jî bayê dijwar (berdest kiribû) ku bi fermana wî ew diçû wî welatê ku me bi xêr û bêr kiribû û me bi her tiştî dizanî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En aan Soelaimaan (onderwierpen Wij) de wind bij storm zodat die zich op zijn bevel naar het land spoedt dat Wij gezegend hebben -- Wij zijn namelijk alwetend --

Hollandaca — Salomo Keyzer

En aan Salomo onderwierpen wij een sterken wind, die op zijn bevel naar het land ging, dat wij onzen zegen hadden geschonken; en wij kenden alle dingen.

Hollandaca — Siregar

En aait Soelaimin (onderwierpen Wij) de stormachtige wind, die met Zijn verlof naar het land bewoog dat Wij gezegend hadden. En Wij zijn Alwetend over alle zaken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А Сулайману (Мы подчинили) – ветер, (чтобы он служил ему) (покорным) ураганом [[Этот покорный Сулайману ураган переносил его и тех, которые были с ним туда, куда он желал, и затем обратно возвращал их домой в Шам.]], (который) плывет [дует] по повелению его [Сулаймана] в землю, в которую Мы ниспослали благодать [в Шам]. И Мы про каждую вещь [про все] являемся знающими. [Мы знали, что то, что Аллах дает Сулайману, Сулайман использует для призыва людей к повиновению Своему Господу.]

Rusça — Osmanov

Сулайману [Мы сделали подвластным] сильный ветер, и он дует по его велению на землю, которую Мы благословили. И Мы знали все, что связано с этим.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi gjorde stormvinden till Salomos (tjänare), och den skyndade på hans befallning till landet som Vi har välsignat; Vi har kunskap om allt.