← Sureler

Mushaf — 197. Sayfa

‹
/ 604
›
9. Tevbe Suresi

Sizi razı etmek için, Allah'a yemin ederler. Eğer gerçekten mü'min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resulü'nü razı etmeleri daha önceliklidir.

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَاللّٰهُ وَرَسُولُهُ اَحَقُّ اَنْ يُرْضُوهُ اِنْ كَانُوا مُؤْمِنِينَ

yeHlifūne bi(a)llahi lekum li yurDūkum ve(a)llahu ve rasūluhu eHaḳḳu en yurDūhu in kānū mu'minīne

Allah'a ve Resulüne karşı gelen kimseye, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.

اَلَمْ يَعْلَمُوا اَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فِيهَا ذٰلِكَ الْخِزْيُ الْعَظِيمُ

e lem yeǎ'lemū ennehu men yuHādidi (a)llahe ve rasūlehu fe enne lehu nāra cehenneme ḣāliden fīhā ƶālike l-ḣizyu l-ǎZīmu

Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır."

يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فِي قُلُوبِهِمْ قُلِ اسْتَهْزِؤُ۫ا اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ

yeHƶeru l-munāfiḳūne en tunezzele ǎleyhim sūratun tunebbiuhum bimā fī ḳulūbihim ḳuli stehziū inne (a)llahe muḣricun mā teHƶerūne

Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ

ve le in seeltehum le yeḳūlunne innemā kunnā neḣūDu ve nel'ǎbu ḳul e bi(a)llahi ve āyātihi ve rasūlihi kuntum testehziūne

Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اِيمَانِكُمْ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ

lā teǎ'teƶirū ḳad kefertum beǎ'de īmānikum in neǎ'fu ǎn Tāifetin minkum nuǎƶƶib Tāifeten bi ennehum kānū mucrimīne

Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.

اَلْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ اَيْدِيَهُمْ نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِيَهُمْ اِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

l-munāfiḳūne ve l-munāfiḳātu beǎ'Duhum min beǎ'Din ye'murūne bi l-munkeri ve yenhevne ǎni l-meǎ'rūfi ve yeḳbiDūne eydiyehum nesū (a)llahe fe nesiyehum inne l-munāfiḳīne humu l-fāsiḳūne

Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.

وَعَدَ اللّٰهُ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا هِيَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللّٰهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقِيمٌ

veǎde (a)llahu l-munāfiḳīne ve l-munāfiḳāti ve l-kuffāra nāra cehenneme ḣālidīne fīhā hiye Hasbuhum ve leǎnehumu (a)llahu ve lehum ǎƶābun muḳīmun