Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

وَجَاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذِينَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

ve cā'e l-muǎƶƶirūne mine l-eǎ'rābi li yu'ƶene lehum ve ḳaǎde (e)lleƶīne keƶebū (a)llahe ve rasūlehu se yuSību (e)lleƶīne keferū minhum ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَاءَve cā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve geldiler
2الْمُعَذِّرُونَl-muǎƶƶirūneع ذ رÖzür dilemek, affetmek, birini suçtan veya kusurdan kurtarmak, mazeret/bahane, mazeret öne sürenler, savunucular.özür bahane eden
3مِنَmine
4الْاَعْرَابِl-eǎ'rābiع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmakbedevi Araplar
5لِيُؤْذَنَli yu'ƶeneا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin verilmesi için
6لَهُمْlehumkendilerine
7وَقَعَدَve ḳaǎdeق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerive oturdular
8الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
9كَذَبُواkeƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalan söyleyen(ler)
10اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
11وَرَسُولَهُve rasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
12سَيُصِيبُse yuSībuص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.erişecektir
13الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
14كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(lere)
15مِنْهُمْminhumonlardan
16عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
17اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bedevîlerin bir kısmı özür dilemek ve izin almak için geldi, Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldı. İçlerinden kâfir olanlar, elemli bir azâba uğrayacak.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bedevîlerin bir kısmı özür dilemek ve izin almak için geldi, Allahʼa ve Peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldı. İçlerinden kâfir olanlar, elemli bir azâba uğrayacak.

Adem Uğur

Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.

Ahmed Hulusi

Bedevilerden mazeret uyduranlar, savaşa katılmama izni almak için geldiler. . . Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler de (mazeret bile göstermeden) oturup kaldılar. . . Onlardan hakikat bilgisini inkar edenlere, acı bir azap isabet edecektir.

Ahmet Tekin

Bedevî Araplar’dan mazeret beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne ikiyüzlü davranarak yalan söyleyen münafıklar da evlerinde oturup kaldılar. Onlardan kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, küfre saplananlara can yakıp inleten müthiş bir azap isabet edecektir.

Ahmet Varol

Bedevilerden özür beyan edenler kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenlerse yerlerinde oturdular. Onlardan inkar edenlere acıklı bir azap erişecektir.

Ali Bulaç

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkar edenlere pek acı bir azab isabet edecektir.

Ali Fikri Yavuz

Bedevilerden özür ileri sürenler, Tebük savaşından geri kalmak için kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne yalan söyliyenler de (Yerlerinden kıpırdamayıp) oturdular. Şüphe yok ki, bunlardan kâfir olanlara çok acıklı bir azab isabet edecek.

Ali Rıza Safa

Ve Araplar arasındaki özür uyduranlar, kendilerine izin verilmesi için sana geldiler. Allah'a ve O'nun elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onların arasındaki nankörlük edenlere acı bir ceza gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Bedevilerden kendilerine izin verilmesi için özür beyan edenler geldi. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeden geri kalıp oturdular. Onlardan inkar edenlere, can yakıcı azap gelecektir.

Bekir Sadak

Bedevilerden, izin almak uzere, ozur beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve peygamberine yalan soyleyenler ise, ozur bile beyan etmeksizin geri kaldilar. Onlardan kafir olanlar can yakici azaba ugrayacaktir.

Celal Yıldırım

Bedevilerden kendilerine izin verilsin diye özür beyân edenler geldiler ; Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenler de evlerinde oturdular ; bunlardan kâfir olanlara elbette elem verici bir azâb dokunacaktır.

Diyanet İşleri

Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.

Diyanet Vakfi

Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap değecek.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler, Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular, muhakkak bunların kafir olanlarına elim bir azab isabet edecek

Erhan Aktaş

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan Kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan Kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Rasul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Fizilal-il Kuran

Bedevilerin mazeret uyduranları sefere çıkmamak için izin almaya geldiler. Allah'a ve peygamberine yalan söyleyenler ise, mazeret bile ileri sürmeden geri kaldılar. Onların içindeki kâfirler acıklı bir azaba çarpılacaklardır.

Gültekin Onan

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Tanrı'ya ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfredenlere pek acı bir azab isabet edecektir.

Hamdi Döndüren

Özür bildiren bedevî Araplar, kendilerine (savaşa katılmamak için) izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler, oturup kaldılar. İçlerinden inkâr edenlere, can yakıcı bir azap erişecektir!

Hasan Basri Çantay

Bedevilerden özür dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturub kaldılar). İçlerinden kafir olanları pek acıklı bir azab çarpacakdır.

Hasib Asutay

Bedevilerden (savaşa katılmamak için) özür ileri sürenler (42) kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de (evlerinde) oturdular. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap erişecektir. (42. Esad ve Gatafan kabileleri.)

Hayrat Neşriyat

Ve bedevîlerden özür bahâne edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler; Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise oturdu. Onlardan inkâr edenlere yakında (pek) elemli bir azab isâbet edecektir!

İbni Kesir

Bedevilerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler ise oturup kaldı. İçlerinden küfretmiş olanlara elim bir azab isabet edecektir.

Mehmet Okuyan

Göçebelerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye gelmişlerdi. Allah’a ve Elçisi'ne yalan söyleyenler ise (evlerinde) oturmuşlardı. Onlardan kâfir olanlara yakında elem verici bir azap gelecektir.

Muhammed Esed

Ve bu arada savaşta bağışık tutulmaları yönünde arzedilecek bir takım özürleri olan bedeviler (Elçiye) geldiler; Allahı ve Onun Elçisini yalanlamaya kalkışanlarsa (sadece) evde kalmakla yetindiler. Hakkı inkara yeltenen böylelerine pek çetin bir azap gelip çatacak.

Mustafa İslamoğlu

Bedevilerden beyan edecek özrü olanlar, hiç değilse gelip kendilerine (savaşa katılmama) izni verilmesini talep ettiler; Allah ve Rasulü'nü yalanlayanlar ise oturup kaldılar. Onlardan nankörlükte ısrar edenlere, er geç acıklı bir azap dokunacak.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bedevilerden mazeret dermeyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne yalanları söyleyenler de oturdular. Onlardan kâfir olanlara elbette ki pek acıklı bir azap isabet edecektir.

Ömer Öngüt

Bedevilerden (savaşa katılmamak için) özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resul'üne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. (Ne geldiler ne de özür dilediler). Onlardan kâfir olanlara acıklı bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Bedevîlerden savaşa katılmamak için özürler uyduranlar, hiç değilse kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resulüne bağlılık iddiasında yalancı olanlar ise oturdular. Ne geldiler, ne de özür dilediler. O bedevîlerden kâfir olanlar, gayet acı bir azaba mâruz kalacaklardır.

Süleyman Ateş

Özür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erişecektir.

Süleymaniye Vakfı

Taşralı Araplardan mazeret beyan edenler kendilerine izin verilmesi için kalkıp geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler ise yerlerinden bile kıpırdamadılar. Onlardan kafirlik edenleri, yakında acıklı bir azap yakalayacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mazeret uyduran çöl Arapları, kendilerine izin verilsin diye sana geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup beklediler. İçlerinden kafir olanlar yakında acıklı bir azaba çarpılacaklardır.

Şaban Piriş

Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulü'ne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır.

Tefhim-ul Kuran

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfre sapanlara pek acıklı bir azab isabet edecektir.

Ümit Şimşek

Bedevîlerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de evlerinde oturdular. Onlardan kâfir olanların başına acı bir azap gelecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Göçebe Arapların özür bahane edenleri kendilerine izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler oturdular. Onların küfre sapanlarına korkunç bir azap erişecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bədəvilərdən üzrlü olduqlarını iddia edənlər evdə qalmaq üçün onlara icazə verilsin deyə gəldilər. Allaha və Onun Elçisinə yalan danışanlar isə evdə oturdular. Onlardan kafir olanlara ağrılı-acılı bir əzab üz verəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bədəvilərdən (Təbuk döyüşünə getməmək üçün) izin almağa üzrxahlar gəldi. Allaha və Onun Peyğəmbərinə yalan söyləyənlər isə (üzr belə istəməyib evlərində) oturdular. Onlardan kafir olanlara şiddətli bir əzab üz verəcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Auch Wüstenaraber kamen und baten darum, nicht mit ins Feld ziehen zu müssen. So blieben diejenigen daheim, die Gott und Seinen Gesandten belogen. Die Ungläubigen unter ihnen wird eine qualvolle Strafe treffen.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen von den Wüstenarabern, die sich entschuldigen wollten, kamen (her), um Erlaubnis zu erhalten. Und (daheim) blieben diejenigen sitzen, die Allah und Seinen Gesandten belogen. Treffen wird diejenigen von ihnen, die ungläubig sind, schmerzhafte Strafe.

Almanca — M. A. Rassoul

Und es kamen solche Wüstenaraber, die Ausreden gebrauchten, um (vom Kampf) ausgenommen zu werden; und jene blieben (daheim), die falsch gegen Allah und Seinen Gesandten waren. Wahrlich, getroffen von einer schmerzlichen Strafe werden jene unter ihnen sein, die ungläubig sind.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und die mit einer Entschuldigung Täuschenden von den Wüstenarabern kamen, damit ihnen Erlaubnis erteilt wird. Und diejenigen, die ALLAH und Seinen Gesandten belogen, blieben (als Drückeberger) zurück. Diejenigen, die Kufr betrieben haben unter ihnen wird eine qualvolle Peinigung treffen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then there came those of the desert Arabs, full of false excuses, to claim exemption, while those of them who apparently conformed to Islam, but deep in heart they deny Allah and His simply sat at home. Those of them who deny Allah and do not submit to His commands shall be put to the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

Some of the desert Arabs, too, came to make excuses, asking to be granted exemption. Those who lied to God and His Messenger stayed behind at home. A painful punishment will afflict those of them who disbelieved,

Abdullah Yusuf Ali

And there were, among the desert Arabs (also), men who made excuses and came to claim exemption; and those who were false to Allah and His Messenger (merely) sat inactive. Soon will a grievous penalty seize the Unbelievers among them.

Abul A'la Maududi

[9:90] Many of the bedouin Arabs came with excuses, seeking leave to stay behind. Thus those who were false to Allah and His Messenger in their covenant remained behind. A painful chastisement shall befall those of them that disbelieved.

Aisha Bewley

The desert arabs came with their excuses asking for permission to stay, and those who lied to Allah and His Messenger stayed behind. A painful punishment will afflict those among them who are kafir.

Al-Hilali & Khan

And those who made excuses from the bedouins came (to you, O Prophet صلى الله عليه وسلم) asking your permission to exempt them (from the battle), and those who had lied to Allâh and His Messenger sat at home (without asking the permission for it); a painful torment will seize those of them who disbelieve.

Ali Quli Qarai

Some of the Bedouins who sought to be excused came so that they may be granted leave [to stay back]; while those who lied to Allah and His Apostle sat back. Soon there shall visit the faithless among them a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And those who make false excuses from among the Arabs of the desert, came (with the request) that leave (- to stay away from defensive fighting) might be given them. And those who made false promises to Allâh and His Messenger stayed (at home). There shall befall those who stuck to disbelief from among them a grievous punishment.

Arthur John Arberry

And the Bedouins came with their excuses, asking for leave; those who lied to God and His Messenger tarried; there shall befall the unbelievers of them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

There were also some Arabs (living in the desert) who asked to be excused [from the expedition] and stay behind. Thus, they [showed their true color and] proved that they do not believe in God and His Messenger. Pretty soon they will receive a painful punishment.

E. Henry Palmer

There came certain desert Arabs that they might be excused; and those stayed behind who had called God and His Apostle liars. There shall befall those of them who misbelieved, a mighty woe.

Edip-Layth

Those who made excuses from among the Arabs came to get permission. Thus, those who denied God and His messenger stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

George Sale

And certain Arabs of the desert came to excuse themselves, praying that they might be permitted to stay behind; and they sat at home who had renounced God and his apostle. But a painful punishment shall be inflicted on such of them as believe not.

Hamid S. Aziz

There were among the desert Arabs some who had excuses and came to claim exemption, and those who lied to Allah and His Messenger sat at home inactive. There shall befall those of them who disbelieved, a mighty woe.

Mahmoud Ghali

And (some) Arabs (of the desert) came with ready excuses that they might be permitted (not to go out); and the ones who lied to Allah and His Messenger sat back (at home). There will afflict the ones of them who have disbelieved a painful torment.

Marmaduke Pickthall

And those among the wandering Arabs who had an excuse came in order that permission might be granted them. And those who lied to Allah and His messenger sat at home. A painful doom will fall on those of them who disbelieve.

Mohamed Ahmed - Samira

Some Arabs of the desert came with ready excuses, asking for leave to stay behind. But those who had lied to God and His Prophet stayed at home doing nothing. So the punishment for those who disbelieve among them will be painful.

Muhammad Asad

AND THERE came [unto the Apostle] such of the bedouin as had some excuse to offer, [with the request] that they be granted exemption, whereas those who were bent on giving the lie to God and His Apostle [simply] remained at home. [And] grievous suffering is bound to befall such of them as are bent on denying the truth!

Mustafa Khattab

Some nomadic Arabs ˹also˺ came with excuses, seeking exemption. And those who were untrue to Allah and His Messenger remained behind ˹with no excuse˺. The unfaithful among them will be afflicted with a painful punishment.

Progressive Muslims

And those who had an excuse from among the Nomads came so permission would be given to them, and those who denied God and His messenger simply stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

Sahih International

And those with excuses among the bedouins came to be permitted [to remain], and they who had lied to Allah and His Messenger sat [at home]. There will strike those who disbelieved among them a painful punishment.

Sam Gerrans

And there came those with excuses among the desert Arabs, that leave be given them; and there sat those who lied to God and His messenger; a painful punishment will befall those among them who ignored warning.

Shabbir Ahmed

And of the wandering Arabs also, there were some who made excuses and came to claim exemption. And those who were false to Allah and His Messenger, merely sat behind. Grievous suffering is bound to befall the unbelievers among them.

Syed Vickar Ahamed

And among the desert Arabs, there were men who made excuses and came to ask for exemption (from fighting) and those who lie to Allah and His Messenger (Muhammad and they only) sat at home. Soon, a painful penalty will get the disbelievers among them.

Taqi Usmani

And the excuse-makers from the Bedouins came, so that they might be allowed (to stay behind), while those who were false to Allah and His Messengers (just) stayed behind (without seeking permission). A painful punishment is about to fall upon those of them who disbelieve.

The Monotheist Group

And those who had an excuse from among the Nomads came so leave would be given to them, and those who denied God and His messenger simply stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et parmi les Bédouins, certains sont venus demander dʹêtre dispensés (du combat). Et ceux qui ont menti à Allah et à Son messager sont restés chez eux. Un châtiment douloureux affligera les mécréants dʹentre eux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bedewiyên ereb hatin (ji bo neçin şer) uzrê xwe xwestin da ku destûra wan bê dayîn. Wan ên ku bawerî bi Xwedê û Pêxemberê wî neanî jî (li mala xwe) rûniştin (û nehatin uzrê xwe nexwestin). Ew ên ku ji wan kafir bûne dê ezabekî dijwar wan bigire.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En die bedoeïenen die verontschuldigingen hadden kwamen om vrijstelling te krijgen, maar zij die God en Zijn gezant bedriegen bleven thuis. Zij die onder hen ongelovig zijn zullen getroffen worden door een pijnlijke bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zekere Arabieren van de woestijn kwamen om zich te verontschuldigen, en baden, dat zij achter mochten blijven. Zij die God en zijn gezant van logen hadden beschuldigd, bleven te huis. Maar eene pijnlijke straf zal hun worden opgelegd die niet gelooven.

Hollandaca — Siregar

De aanbieders van verontschuldigingen onder de bedoeïenen komen, opdat hun vrijstelling zal worden gegeven, en degenen die Allah en Zijn Boodschapper loochenen, gaan zitten. Een pijnlijke bestrafring zal de ongelovigen onder hen treffen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пришли (к Посланнику Аллаха) оправдывающиеся из (числа) бедуинов (которые жили рядом с Мединой), чтобы им было позволено (остаться). И остались сидеть [не пришли объяснять свои причины] те, которые солгали Аллаху и Его посланнику [те, у которых не было причин] (показывая этим свою смелость перед Посланником Аллаха). Вскоре постигнут тех из них, которые стали неверными, болезненное наказание (в этом мире и в Вечной жизни)!

Rusça — Osmanov

Те из бедуинов, которые придумывали уважительные причины, пришли [к Пророку], чтобы он дозволил им [не участвовать в походе], и те из них, которые не уверовали в Аллаха и Его Посланника, остались [дома]. Тех, которые не уверовали, да поразит мучительное наказание!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(ÄVEN) BLAND ökenaraberna fanns de som kom (med olika skäl) varför de ville befrias (från deltagande), men de som ville vilseleda Gud och Hans Sändebud (kom inte med ursäkter) utan de stannade (i lägren). De bland dem som förnekar sanningen skall få av ett plågsamt straff.