ك ر م (KRM) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Üretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmak

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (47)

Bu kök Kur'an boyunca 47 kez, 18 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

كَرِيمٌ20 kez

Enfal 8:4كَرِيمٌkerīmuntükenmez

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

ulāike humu l-mu'minūne Haḳḳan lehum deracātun ǐnde rabbihim ve meğfiratun ve rizḳun kerīmun

İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

Enfal 8:74كَرِيمٌkerīmunbol

وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَالَّذِينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

ve(e)lleƶīne āmenū ve hācerū ve cāhedū fī sebīli (a)llahi ve(e)lleƶīne āvev ve neSarū ulāike humu l-mu'minūne Haḳḳan lehum meğfiratun ve rizḳun kerīmun

İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

Yusuf 12:31كَرِيمٌkerīmungüzel

فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ اَرْسَلَتْ اِلَيْهِنَّ وَاَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَاٰتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَاَيْنَهُٓ اَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ اَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا هٰذَا بَشَرًا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

fe lemmā semiǎt bi mekrihinne erselet ileyhinne ve eǎ'tedet le hunne muttekeen ve ātet kulle vāHidetin minhunne sikkīnen ve ḳāleti ḣruc ǎleyhinne fe lemmā raeynehu ekbernehu ve ḳaTTaǎ'ne eydiyehunne ve ḳulne Hāşe li (a)llahi mā hāƶā beşeran in hāƶā illā melekun kerīmun

Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

Hac 22:50كَرِيمٌkerīmunbol

فَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

fe(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti lehum meğfiratun ve rizḳun kerīmun

Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır.

Nur 24:26كَرِيمٌkerīmuncömertçe

اَلْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ مُبَرَّؤُ۫نَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

l-ḣabīṧātu li l-ḣabīṧīne ve l-ḣabīṧūne li l-ḣabīṧāti ve T-Tayyibātu li T-Tayyibīne ve T-Tayyibūne li T-Tayyibāti ulāike muberra'ūne mimmā yeḳūlūne lehum meğfiratun ve rizḳun kerīmun

Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.

Şuara 26:7كَرِيمٍkerīmingüzel

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الْاَرْضِ كَمْ اَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

e ve lem yerav ilā l-erDi kem enbetnā fīhā min kulli zevcin kerīmin

Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.

Şuara 26:58كَرِيمٍkerīmino güzel

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

ve kunūzin ve meḳāmin kerīmin

(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

Neml 27:29كَرِيمٌkerīmunçok önemli

قَالَتْ يَاأَيُّهَا الْمَلَؤُا اِنِّٓي اُلْقِيَ اِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ

ḳālet yā eyyuhā l-meleū innī ulḳiye ileyye kitābun kerīmun

Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."

Neml 27:40كَرِيمٌkerīmunkerimdir

قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰتِيكَ بِهِ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ

ḳāle elleƶī ǐndehu ǐlmun mine l-kitābi enā ātīke bihi ḳable en yertedde ileyke Tarfuke fe lemmā rāhu musteḳirran ǐndehu ḳāle hāƶā min feDli rabbī li yebluvenī e eşkuru em ekfuru ve men şekera fe innemā yeşkuru li nefsihi ve men kefera fe inne rabbī ğaniyyun kerīmun

Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

Lokman 31:10كَرِيمٍkerīmingüzel (bitkiler)

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَابَّةٍ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

ḣaleḳa s-semāvāti bi ğayri ǎmedin teravnehā ve elḳā fī l-erDi ravāsiye en temīde bikum ve beṧṧe fīhā min kulli dābbetin ve enzelnā mine s-semāi māen fe enbetnā fīhā min kulli zevcin kerīmin

Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

Sebe 34:4كَرِيمٌkerīmungüzel

لِيَجْزِيَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

li yecziye (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ulāike lehum meğfiratun ve rizḳun kerīmun

Allah'ın, iman edip salih amel işleyenleri mükafatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.

Yasin 36:11كَرِيمٍkerīmingüzel

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرِيمٍ

innemā tunƶiru meni ttebeǎ ƶ-ƶikra ve ḣaşiye r-raHmāne bi l-ğaybi fe beşşirhu bi meğfiratin ve ecrin kerīmin

Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.

Duhan 44:17كَرِيمٌkerīmundeğerli

وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَاءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ

ve leḳad fetennā ḳablehum ḳavme fir'ǎvne ve cā'ehum rasūlun kerīmun

Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.

Duhan 44:26كَرِيمٍkerīmingüzel

وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

ve zurūǐn ve meḳāmin kerīmin

Nice ekinler, nice güzel konaklar!

Vakıa 56:44كَرِيمٍkerīminfaydası

لَا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

lā bāridin ve lā kerīmin

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

Vakıa 56:77كَرِيمٌkerīmundeğerli

اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَرِيمٌ

innehu le ḳur'ānun kerīmun

O, elbette değerli bir Kur'an'dır.

Hadid 57:11كَرِيمٌkerīmundeğerli

مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُ اَجْرٌ كَرِيمٌ

men ƶā elleƶī yuḳriDu (a)llahe ḳarDan Hasenen fe yuDāǐfehu lehu ve le hu ecrun kerīmun

Kim Allah'a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükafat da vardır.

Hadid 57:18كَرِيمٌkerīmundeğerli

اِنَّ الْمُصَّدِّقِينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَاَقْرَضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ اَجْرٌ كَرِيمٌ

inne l-muSSaddiḳīne ve l-muSSaddiḳāti ve eḳraDū (a)llahe ḳarDan Hasenen yuDāǎfu lehum ve lehum ecrun kerīmun

Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır.

Hakka 69:40كَرِيمٍkerīmindeğerli

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

innehu le ḳavlu rasūlin kerīmin

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Tekvir 81:19كَرِيمٍkerīmindeğerli

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

innehu le ḳavlu rasūlin kerīmin

(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.

كَرِيمًا4 kez

Nisa 4:31كَرِيمًاkerīmengüzel

اِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا كَرِيمًا

in tectenibū kebāira mā tunhevne ǎnhu nukeffir ǎnkum seyyiātikum ve nudḣilkum mudḣalen kerīmen

Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.

İsra 17:23كَرِيمًاkerīmengüzel

وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا

ve ḳaDā rabbuke ellā teǎ'budū illā iyyāhu ve bi l-vālideyni iHsānen immā yebluğanne ǐndeke l-kibera eHaduhumā ev kilāhumā fe lā teḳul le humā uffin ve lā tenherhumā ve ḳul le humā ḳavlen kerīmen

Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.

Ahzab 33:31كَرِيمًاkerīmenbol

وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا

ve men yeḳnut minkunne li (a)llahi ve rasūlihi ve teǎ'mel SāliHen nu'tihā ecrahā merrateyni ve eǎ'tednā lehā rizḳan kerīmen

İçinizden kim Allah'a ve Resulüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz, ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır.

Ahzab 33:44كَرِيمًاkerīmengüzel

تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَرِيمًا

teHiyyetuhum yevme yelḳavnehu selāmun ve eǎdde lehum ecran kerīmen

Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam"dır. Allah, onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.

مُكْرَمُونَ3 kez

Enbiya 21:26مُكْرَمُونَmukramūnedeğerli

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ

ve ḳālū tteḣaƶe r-raHmānu veleden subHānehu bel ǐbādun mukramūne

(Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.

Saffat 37:42مُكْرَمُونَmukramūneağırlanırlar

فَوَاكِهُ وَهُمْ مُكْرَمُونَ

fevākihu ve hum mukramūne

(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

Mearic 70:35مُكْرَمُونَmukramūneağırlanırlar

اُو۬لٰٓئِكَ فِي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَ

ulāike fī cennātin mukramūne

İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

الْكَرِيمِ3 kez

Mü'minun 23:116الْكَرِيمِl-kerīmiKerim

فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ

fe teǎālā (a)llahu l-meliku l-Haḳḳu lā ilāhe illā huve rabbu l-ǎrşi l-kerīmi

Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. O'ndan başka hiç ilah yoktur. O, şerefli ve yüce Arş'ın Rabbidir.

Duhan 44:49الْكَرِيمُl-kerīmuşerefliydin

ذُقْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ

ƶuḳ inneke ente l-ǎzīzu l-kerīmu

(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"

İnfitar 82:6الْكَرِيمِl-kerīmiengin kerem sahibi

يَاأَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

yā eyyuhā l-insānu mā ğarrake bi rabbike l-kerīmi

(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?

كِرَامًا2 kez

Furkan 25:72كِرَامًاkirāmenvekar ile

وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا

ve(e)lleƶīne lā yeşhedūne z-zūra ve iƶā merrū bi l-leğvi merrū kirāmen

Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

İnfitar 82:11كِرَامًاkirāmendeğerli

كِرَامًا كَاتِبِينَ

kirāmen kātibīne

(10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.

الْمُكْرَمِينَ2 kez

Yasin 36:27الْمُكْرَمِينَl-mukramīneağırlananlar-

بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُكْرَمِينَ

bimā ğafera lī rabbī ve ceǎlenī mine l-mukramīne

(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

Zariyat 51:24الْمُكْرَمِينَl-mukramīneağırlanan

هَلْ اَتٰيكَ حَدِيثُ ضَيْفِ اِبْرٰهِيمَ الْمُكْرَمِينَ

hel etāke Hadīṧu Deyfi ibrāhīme l-mukramīne

(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

وَالْاِكْرَامِ2 kez

Rahman 55:27وَالْاِكْرَامِve l-ikrāmive ikram

وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ

ve yebḳā vechu rabbike ƶū l-celāli ve l-ikrāmi

Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.

Rahman 55:78وَالْاِكْرَامِve l-ikrāmive ikram

تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ

tebārake ismu rabbike ƶī l-celāli ve l-ikrāmi

Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.

اَكْرِمِي1 kez

Yusuf 12:21اَكْرِمِيekrimīona kıymet ver

وَقَالَ الَّذِي اشْتَرٰيهُ مِنْ مِصْرَ لِامْرَاَتِهِٓ اَكْرِمِي مَثْوٰيهُ عَسٰٓى اَنْ يَنْفَعَنَا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَكَذٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِي الْاَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُ مِنْ تَأْوِيلِ الْاَحَادِيثِ وَاللّٰهُ غَالِبٌ عَلٰٓى اَمْرِهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

ve ḳāle elleƶī şterāhu min miSra li mraetihi ekrimī meṧvāhu ǎsā en yenfeǎnā ev netteḣiƶehu veleden ve ke ƶālike mekkennā li yūsufe fī l-erDi ve li nuǎllimehu min te'vīli l-eHādīṧi ve(a)llahu ğālibun ǎlā emrihi ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeǎ'lemūne

Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

كَرَّمْتَ1 kez

İsra 17:62كَرَّمْتَkerramteüstün yaptığını

قَالَ اَرَاَيْتَكَ هٰذَا الَّذِي كَرَّمْتَ عَلَيَّ لَئِنْ اَخَّرْتَنِ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَاَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُ اِلَّا قَلِيلًا

ḳāle e raeyteke hāƶā elleƶī kerramte ǎleyye le in eḣḣarteni ilā yevmi l-ḳiyāmeti le eHtenikenne ƶurriyyetehu illā ḳalīlen

Yine demişti ki: "Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım."

كَرَّمْنَا1 kez

İsra 17:70كَرَّمْنَاkerramnābiz çok ikram ettik

وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا

ve leḳad kerramnā benī ādeme ve Hamelnāhum fī l-berri ve l-baHri ve razeḳnāhum mine T-Tayyibāti ve feDDelnāhum ǎlā keṧīrin mimmen ḣaleḳnā tefDīlen

Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

مُكْرِمٍ1 kez

Hac 22:18مُكْرِمٍmukrimindeğer veren

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

e lem tera enne (a)llahe yescudu lehu men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi ve ş-şemsu ve l-ḳameru ve n-nucūmu ve l-cibālu ve ş-şeceru ve d-devābbu ve keṧīrun mine n-nāsi ve keṧīrun Haḳḳa ǎleyhi l-ǎƶābu ve men yuhini (a)llahu fe mā lehu min mukrimin inne (a)llahe yef'ǎlu mā yeşā'u

Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

اَكْرَمَكُمْ1 kez

Hucurat 49:13اَكْرَمَكُمْekramekumen üstün olanınız

يَاأَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

yā eyyuhā n-nāsu innā ḣaleḳnākum min ƶekerin ve unṧā ve ceǎlnākum şuǔben ve ḳabāile li teǎārafū inne ekramekum ǐnde (a)llahi etḳākum inne (a)llahe ǎlīmun ḣabīrun

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

مُكَرَّمَةٍ1 kez

Abese 80:13مُكَرَّمَةٍmukerrametindeğer verilen

فِي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ

fī SuHufin mukerrametin

(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

كِرَامٍ1 kez

Abese 80:16كِرَامٍkirāmindeğerli

كِرَامٍ بَرَرَةٍ

kirāmin beraratin

(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

فَاَكْرَمَهُ1 kez

Fecr 89:15فَاَكْرَمَهُfe ekramehuve ona ikramda bulunsa

فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي اَكْرَمَنِ

fe emmā l-insānu iƶā mā btelāhu rabbuhu fe ekramehu ve neǎǎmehu fe yeḳūlu rabbī ekrameni

İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.

اَكْرَمَنِ1 kez

Fecr 89:15اَكْرَمَنِekramenibana ikram etti

فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي اَكْرَمَنِ

fe emmā l-insānu iƶā mā btelāhu rabbuhu fe ekramehu ve neǎǎmehu fe yeḳūlu rabbī ekrameni

İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.

تُكْرِمُونَ1 kez

Fecr 89:17تُكْرِمُونَtukrimūnesiz ikram etmiyorsunuz

كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ

kellā bel lā tukrimūne l-yetīme

Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

الْاَكْرَمُ1 kez

Alak 96:3الْاَكْرَمُl-ekramuen büyük kerem sahibidir

اِقْرَأْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُ

iḳra' ve rabbuke l-ekramu

Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.