(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"

ذُقْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ

ƶuḳ inneke ente l-ǎzīzu l-kerīmu

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Tat, şüphe yok ki sen üstündün, kerem sâhibiydin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Tat, şüphe yok ki sen üstündün, kerem sâhibiydin.

Adem Uğur

(Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!

Ahmed Hulusi

"Tat! Sen (güya) Aziyz'din, Keriym'din!"

Ahmet Tekin

'Tat bakalım, sana böyle bir ceza lâyık! Çünkü sen güçlüsün, iktidar sahibisin, şerefli, itibarlısın.' denir.

Ahmet Varol

'Tat. Çünkü (kendince) üstün ve şerefli olan sendin.'

Ali Bulaç

"(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun."

Ali Fikri Yavuz

(Sonra ona şöyle deyin): Tad bakalım, çünkü sen, (zannınca kavminin arasında) çok şerefli ve çok iyi bir kimse idin!...

Ali Rıza Safa

"Tat! Hani sen üstündün, onurluydun?"

Bayraktar Bayraklı

Kendisine şöyle denir: "Tat bakalım, hani sen şerefli ve güçlü idin!"

Bekir Sadak

(47-50) «ucluyu yakalayin, cehennemin ortasina surukleyin, sonra basina azap olarak kaynar su dokun» denir, sonra ona: «Tad bakalim, hani serefli olan, degerli olan yalniz sendin. Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir» denir.

Celal Yıldırım

(Azabı) tad ! (İddiana göre) üstündün, güçlüydün, saygıdeğerdin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(49-50) “Tat bakalım; zira sen (aklınca) güçlü ve itibarlısın. İşte bunlar sizin şüphe ile karşıladığınız şeyler!” deyin.

Diyanet İşleri

(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"

Diyanet İşleri (eski)

(47-50) 'Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün' denir, sonra ona: 'Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir' denir.

Diyanet Vakfi

(47-50) (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ona şöyle denir: «Tat bakalım azabı! hani sen kendine göre çok güçlü ve çok üstündün.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Tat bakalım (azabı)! Çünkü sen çok güçlü ve şerefli idin, deyin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tat bakalım deyin: çünkü sen azizdin, kerimdin.

Erhan Aktaş

Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin!

Fizilal-il Kuran

Tad bakalım, hani şerefli olan, üstün olan yalnız sendin?

Gültekin Onan

(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.

Hamdi Döndüren

“Ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani sen kendince çok güçlüydün, şerefliydin!”

Hasan Basri Çantay

Tat (o azabı). Çünkü sen, (evet iddianca) sen çok ulu, çok şerefli idin"!

Hasib Asutay

(Deyin ki,) 'Tat (o azabı); çünkü sen (kendince) üstündün, şerefliydin!

Hayrat Neşriyat

(Ve ona denir ki:) 'Tat (bakalım)! Çünki (zannınca) güçlü olan, şerefli olan ancak sendin!'

İbni Kesir

Tad bakalım; hani güçlü olan, değerli olan yalnız sendin?

Mehmet Okuyan

(Cehennemlik kişiye:) “Tat bakalım! Sen -evet sen- (hani) güçlü(ydün); itibarlı(ydın)!

Muhammed Esed

Bunları tat ey (yeryüzünde) kendini böyle kudret sahibi, böyle üstün gören!

Mustafa İslamoğlu

Tat bakalım; çünkü sen, evet sen hatırlı, saygın biri olmalısın (!)

Ömer Nasuhi Bilmen

(48-49) Sonra başının üstüne o pek kaynar su azabından dökün. (Deyin ki) «Tad! Şüphe yok, sen (zûm ediyordun ki) pek kuvvetli, pek âlicenap olan sensin.»

Ömer Öngüt

"Tat bakalım! Hani sen kendince çok üstün, çok şerefli bir kimse idin. "

Suat Yıldırım

(47-50) Allah Zebanîlere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.

Süleyman Ateş

"Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin."

Süleymaniye Vakfı

(Ona şöyle denecek) "Tat bakalım! Sen çok güçlü ve çok değerlisin ya hani!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tat bu azabı; hani sen çok üstün ve çok değerlisin ya!

Şaban Piriş

-Tat bunu, hani sen güçlü ve şerefliydin.

Tefhim-ul Kuran

«(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.»

Ümit Şimşek

Tat bakalım; sen çok güçlü, şerefli biriydin!

Yaşar Nuri Öztürk

"Tat bakalım! Hani sen onurluydun, seçkindin."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Dad bu əzabı! Sən ki qüdrətli və şərəfli idin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Və ona belə deyin:) ″(Bu əzabı) bir dad görək! Sən ki (öz aləmində) çox qüvvətli, möhtərəm bir şəxs idin!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Ihm wird gesagt: ʺKoste es! Du hieltest dich doch für einen Mächtigen und Angesehenen!

Almanca — Der Edle Quran

Koste (doch); du bist ja der Mächtige und Edle!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

ʺKoste! Gewiß, du bist der Würdige, der Edle.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Now taste and see, " he is told, "how just is the retribution; you had tasted the pleasure of your saw of might and you preferred might to right just as you had enjoyed and abused birthright".

Abdul Haleem

‘Taste this, you powerful, respected man!

Abdullah Yusuf Ali

"Taste thou (this)! Truly wast thou mighty, full of honour!

Abul A'la Maududi

Taste this, you are a person mighty and noble!

Aisha Bewley

‘Taste that! You are the mighty one, the noble one!

Al-Hilali & Khan

"Taste you (this)! Verily, you were (pretending to be) the mighty, the generous!

Ali Quli Qarai

‘Taste! Indeed you are the [self-styled] mighty and noble!

Amatul Rahman Omar

(It will be said to him, ) `Suffer this (punishment of yours which you doubted). You (deemed yourself) as if you were the mighty, the honourable one.

Arthur John Arberry

'Taste! Surely thou art the mighty, the noble.

Bijan Moeinian

See what an honorable man [as you were proud of] you are…

E. Henry Palmer

Taste! verily, thou art the mighty, the honourable!

Edip-Layth

"Taste this; surely you are the noble, the generous!"

George Sale

saying, taste this; for thou art that mighty and honourable person.

Hamid S. Aziz

"Saying, 'Taste; lo! You were forsooth the mighty, the noble!

Mahmoud Ghali

Taste! Surely you, (only) you are (i. e., you used to think that you were mighty) the constantly mighty, the constantly honorable!

Marmaduke Pickthall

(Saying): Taste! Lo! thou wast forsooth the mighty, the noble!

Mohamed Ahmed - Samira

"Taste it, " (they will be told). "You were indeed the mighty and noble!

Muhammad Asad

Taste it - thou who [on earth] hast considered thyself so mighty, so noble!

Mustafa Khattab

˹The wicked will be told,˺ "Taste this. You mighty, noble one![1]

Progressive Muslims

"Taste this; surely you are the noble, the generous!"

Sahih International

[It will be said], "Taste! Indeed, you are the honored, the noble!

Sam Gerrans

“Taste thou — thou art the exalted in might, the noble!

Shabbir Ahmed

Taste! Behold, you considered yourself so mighty, so noble. (But the Law of Requital is absolutely just (56:52)).

Syed Vickar Ahamed

"You taste (this)! Truly were you (all that) mighty, full of honor!

Taqi Usmani

"Have a taste! You are the ‘man of might’, the ‘man of honour’.

The Monotheist Group

"Taste this; surely you are the noble, the generous!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Goûte! Toi (qui prétendait être) le puissant, le noble.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Jê re dibêjin:) De haydê (ezab) tehm bike! Lewra tu desthilat û birûmet bûyî!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Proef dan, jij bent toch de machtige, de voortreffelijke.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeggende: Proef dit; want gij zijt de machtige en eerbiedwaardige persoon.

Hollandaca — Siregar

Proeft (deze bestraffing), voorwaar, jij bent de geweldige, de nobele. (Wordt er spottend tot de misdadiger gezegd.)

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И будет сказано неверующему): «Вкушай (это наказание), ведь поистине, ты (был) величавым (среди людей), уважаемым!

Rusça — Osmanov

[И скажите ему]: ʺВкуси [муку], ведь ты [был] великим, благородным мужем! ʺʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Pröva på (detta straff), du som (på jorden) var den mäktige, den förnäme!