İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

ulāike humu l-mu'minūne Haḳḳan lehum deracātun ǐnde rabbihim ve meğfiratun ve rizḳun kerīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte
2هُمُhumuonlardır
3الْمُؤْمِنُونَl-mu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler
4حَقًّاHaḳḳanح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
5لَهُمْlehumonlara vardır
6دَرَجَاتٌderacātunد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.dereceler
7عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katında
8رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
9وَمَغْفِرَةٌve meğfiratunغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve bağışlanma
10وَرِزْقٌve rizḳunر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.ve rızık
11كَرِيمٌkerīmunك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmaktükenmez

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlardır gerçek inananlar, onlarındır Rableri katında dereceler, yarlıganma ve dâimî, bitmez tükenmez rızık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlardır gerçek inananlar, onlarındır Rableri katında dereceler, yarlıganma ve dâimî, bitmez tükenmez rızık.

Adem Uğur

İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Ahmed Hulusi

İşte onlardır hakkıyla (tahkike dayalı) iman edenler. . . Onlar için Rableri indinde (hakikatleri olan Esma mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esma kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerim rızık (cömert - şerefli rızık, maddi veya manevi rızık) vardır.

Ahmet Tekin

Onlar, işte onlar hâlis mü’minlerdir. Onlar için Rableri katında yüce makamlar, büyük bir bağışlanma ve tükenmez rızıklar vardır.

Ahmet Varol

İşte bunlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rabbleri katında dereceler, bağışlanma ve kıymetli rızık vardır.

Ali Bulaç

İşte gerçek mü'minler bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

Ali Fikri Yavuz

İşte bunlar gerçek müminlerdir. Onlara, Rableri katında dereceler var, mafiret ve cennette sayısız tükenmez nimet var...

Ali Rıza Safa

Gerçek inananlar, işte onlardır. Onlar için, Efendilerinin katında, değişik konumlar, bağışlanma ve bol geçimlik vardır.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar gerçek müminlerdir. Rableri katında yüksek dereceler, bağışlanma ve onlar için bol rızık vardır.

Bekir Sadak

Iste gercekten inanmis olanlar bunlardir. Onlara Rablerinin katinda mertebeler, magfiret ve comertce verilmis riziklar vardir.

Celal Yıldırım

İşte bunlar, gerçekten mü'minler bunlardır. Rabları yanında onlar için dereceler, mağfiret ve güzel-şerefli rızık(lar) vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gerçek müminler işte onlardır. Rableri katında onlar için yüksek mevkiler, bağışlanma ve değerli rızık vardır.

Diyanet İşleri

İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

Diyanet İşleri (eski)

İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Diyanet Vakfi

İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte gerçekten mümin olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, bağışlanma ve değerli rızık vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte gerçek mü'minler onlardır! Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, mağfiret ve güzel rızık vardır!

Elmalılı Hamdi Yazır

işte hakka mü'minler onlar, onlara rablarının yanında dereceler var, bir mağfiret ve bir rizkı kerim var

Erhan Aktaş

İşte onlar gerçek Mü'minlerdir. Onlar için Rabb'leri katında dereceler, bağışlanma ve kerim bir rızık vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rabb'leri katında dereceler, bağışlanma ve kerim bir rızık vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rabb'leri katında dereceler, bağışlanma ve kerim bir rızık vardır.

Fizilal-il Kuran

İşte gerçek mü'minler bunlardır. Onları Rabbleri katında yüksek dereceler, bağışlanma ve göz kamaştırıcı rızık beklemektedir.

Gültekin Onan

İşte gerçek inançlılar bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve tükenmez / üstün bir rızk vardır.

Hamdi Döndüren

İşte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlara, Rablerinin katında dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Hasan Basri Çantay

İşte onlar gerçek mü'minlerin ta kendileridir. Rableri katında dereceler, yarlığanma ve sayısı bitmez, müddeti tükenmez rızk (hep) onlarındır.

Hasib Asutay

İşte gerçek müminler onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Hayrat Neşriyat

İşte gerçek mü’minler onlardır. Onlar için Rableri katında dereceler, bir mağfiret ve dâimî bir rızık vardır.

İbni Kesir

İşte onlar; inanmışların kendileridir. Onlara Rabb'larının katından dereceler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Mehmet Okuyan

İşte onlar, gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

Muhammed Esed

İşte böyleleridir, gerçekten inanmış olanlar! Rablerinin katında büyük onur, bağışlanma ve çok değerli bir rızık olacaktır onların payı.

Mustafa İslamoğlu

İşte onlardır hakkıyla iman edenler! Rableri katında saygınlığı olan rütbeler, sınırsız bir bağış ve görkemli bir rızık onları bekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte bihakkın mü'minler onlardır. Onlar için Rablerinin nezdinde dereceler ve mağfiret ile bînihaye bir rızık vardır.

Ömer Öngüt

İşte onlar gerçek müminlerin tâ kendisidir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Suat Yıldırım

İşte gerçek müminler onlardır. Onlara Rab’lerinin nezdinde, cennette yüksek dereceler, mağfiret ve kıymetli bir nasip vardır.

Süleyman Ateş

İşte gerçek mü'minler onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler, bağışlanma ve tükenmez rızık var.

Süleymaniye Vakfı

İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve değerli rızık vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gerçek müminler işte onlardır. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol rızık vardır.

Şaban Piriş

İşte onlar, gerçek mümin olanlardır. Rab'leri katında onlar için dereceler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Tefhim-ul Kuran

İşte gerçek mü'minler bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

Ümit Şimşek

İşte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rableri katında yüksek mertebeler ile bir bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Gerçek anlamda müminler, işte bunlardır. Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol bir rızık var onlar için.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Məhz onlar həqiqi möminlərdir. Onlar üçün Rəbbi yanında dərəcələr, bağışlanma və bolluca ruzi vardır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sind die wahren Gläubigen. Bei ihrem Herrn kommen ihnen hohe Rangstufen zu, ihnen werden Vergebung und edle Gaben zuteil.

Almanca — Der Edle Quran

Das sind die wahren Gläubigen. Für sie gibt es bei ihrem Herrn Rangstufen und Vergebung und ehrenvolle Versorgung.

Almanca — M. A. Rassoul

Diese sind die wahren Gläubigen. Sie genießen (die hohe) Wertschätzung ihres Herrn sowie Vergebung und eine ehrenvolle Versorgung.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diese sind die wahren Mumin. Für sie sind hohe Stellungen bei ihrem HERRN bestimmt, Vergebung und edles Rizq.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These are the true believers whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues; they are classified according to grades of rank and quality, grades of honour commensurate with their deeds in addition to forgiveness and gracefully blessed provisions.

Abdul Haleem

Those are the ones who truly believe. They have high standing with their Lord, forgiveness, and generous provision.’

Abdullah Yusuf Ali

Such in truth are the believers: they have grades of dignity with their Lord, and forgiveness, and generous sustenance:

Abul A'la Maududi

Such people are indeed true believers. They have high ranks with their Lord, and forgiveness for their sins and an honourable sustenance.

Aisha Bewley

They are in truth the muminun. They have high ranks with their Lord and forgiveness and generous provision.

Al-Hilali & Khan

It is they who are the believers in truth. For them are grades of dignity with their Lord, and Forgiveness and a generous provision (Paradise).

Ali Quli Qarai

It is they who are truly the faithful. They shall have ranks near their Lord, forgiveness and a noble provision.

Amatul Rahman Omar

It is these who are the believers in truth. There awaits them with their Lord exalted degrees (of rank) as well as (His) protection and an honourable provision.

Arthur John Arberry

those in truth are the believers; they have degrees with their Lord, and forgiveness, and generous provision.

Bijan Moeinian

Such are the true believers. They earn different rank with their Lord. Their sins will be forgiven and they will be entitled to the most generous reward.

E. Henry Palmer

these are in truth believers; to them are degrees with their Lord, and forgiveness, and a generous provision.

Edip-Layth

These are the true acknowledgers; they will have ranks at their Lord, forgiveness, and a generous provision.

George Sale

These it is who are true believers. They have exalted grades of rank with their Lord, as well as forgiveness and an honourable provision.

Hamid S. Aziz

These are in truth believers. For them are degrees of honour with their Lord, and forgiveness, and a generous provision.

Mahmoud Ghali

Those are truly the ones who are believers; they have degrees in the Providence of their Lord, and forgiveness, and an honorable provision.

Marmaduke Pickthall

Those are they who are in truth believers. For them are grades (of honour) with their Lord, and pardon, and a bountiful provision.

Mohamed Ahmed - Samira

Are true believers. There are for them (high) ranks with their Lord, and pardon and noble provision.

Muhammad Asad

it is they, they who are truly believers! Theirs shall be great dignity in their Sustainer's sight, and forgiveness of sins, and a most excellent sustenance.

Mustafa Khattab

It is they who are the true believers. They will have elevated ranks, forgiveness, and an honourable provision from their Lord.

Progressive Muslims

These are the true believers; they will have grades with their Lord and a forgiveness and a generous provision.

Sahih International

Those are the believers, truly. For them are degrees [of high position] with their Lord and forgiveness and noble provision.

Sam Gerrans

It is they who are the believers in truth; they have degrees with their Lord, and forgiveness, and a noble provision

Shabbir Ahmed

Such are the true believers. They have high ranks with their Lord and for them is the security of forgiveness and honorable provision.

Syed Vickar Ahamed

Like this are the true believers: They have grades of dignity with their Lord, and forgiveness, and generous sustenance:

Taqi Usmani

Those are the believers in reality. For them there are high ranks with their Lord, and forgiveness, and dignified provision.

The Monotheist Group

These are the true believers; they will have grades with their Lord and a forgiveness and a generous provision.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux-là sont, en toute vérité les croyants: à eux des degrés (élevés) auprès de leur Seigneur, ainsi quʹun pardon et une dotation généreuse.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha xwediyên van salixan, bawermendên rasteqîn bi xwe ne. Ji bo wan li cem Xwedayê wan mertebe (yên bilind), lêborîn û risqekî berfireh heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zijn het die echt geloven; voor hen zijn er verschillende rangen bij God en vergeving en een voortreffelijke voorziening.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Deze zijn waarlijk geloovigen; zij zullen hoogere graden van gelukzaligheid van hunnen Heer genieten, en vergiffenis en een overvloedig vermogen.

Hollandaca — Siregar

Zij zijn degenen die de ware gelovigen zijn, voor hen zijn er rangen bij hun Heer, en vergeving en een edele voorziening.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те [такие, кто совершает все это] являются верующими по истине [истинными верующими, которые и в душе и на делах уверовали в то, что ниспослал Аллах]. Им – степени [высокое положение] у их Господа, и прощение (их грехам), и щедрый удел [Рай].

Rusça — Osmanov

Они и есть истинно верующие. Им уготовано высокое положение у Господа их, прощение [за проступки] и щедрый удел.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

dessa är de verkligt sanna troende. Inför sin Herre skall de stå högt i rang och deras synder skall förlåtas (dem) och en frikostig belöning (väntar dem).