Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

e lem tera enne (a)llahe yescudu lehu men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi ve ş-şemsu ve l-ḳameru ve n-nucūmu ve l-cibālu ve ş-şeceru ve d-devābbu ve keṧīrun mine n-nāsi ve keṧīrun Haḳḳa ǎleyhi l-ǎƶābu ve men yuhini (a)llahu fe mā lehu min mukrimin inne (a)llahe yef'ǎlu mā yeşā'u

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi
3اَنَّennekuşkusuz
4اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
5يَسْجُدُyescuduس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecde ediyorlar
6لَهُlehuO'na
7مَنْmenkimseler
8فِي
9السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerdeki
10وَمَنْve menve kimseler
11فِي
12الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerdeki
13وَالشَّمْسُve ş-şemsuش م سGüneş ışığıyla parlak olmak, görkemli olmak, güneşli olmak. Shams - güneş.ve güneş
14وَالْقَمَرُve l-ḳameruق م رBeyaz olmak. Ay, kamer (özellikle 3. geceden 26. geceye kadar).ve ay
15وَالنُّجُومُve n-nucūmuن ج مGörünmek/yükselmek/başlamak, başarmak, takip etmek, devam etmekve yıldızlar
16وَالْجِبَالُve l-cibāluج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakve dağlar
17وَالشَّجَرُve ş-şeceruش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ve ağaçlar
18وَالدَّوَابُّve d-devābbuد ب بyavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmakve hayvanlar
19وَكَثِيرٌve keṧīrunك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.ve birçoğu
20مِنَmine-dan
21النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlar-
22وَكَثِيرٌve keṧīrunك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.ama birçoğu
23حَقَّHaḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak olmuştur
24عَلَيْهِǎleyhiüzerine
25الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
26وَمَنْve menve kimi
27يُهِنِyuhiniه و نHafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek.aşağılatırsa
28اللّٰهُ(a)llahuAllah
29فَمَاfe māartık olmaz
30لَهُlehuona
31مِنْminhiç
32مُكْرِمٍmukriminك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmakdeğer veren
33اِنَّinneşüphesiz
34اللّٰهَ(a)llaheAllah
35يَفْعَلُyef'ǎluف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapar
36مَاşeyi
37يَشَٓاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediği

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Görmez misin, Allah, şüphe yok, öyle bir mâbut ki ona secde eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaç, hayvanlar ve insanların çoğu ve çoğu da azâbı hak etmiştir ve Allah, kimi hor kılarsa onu kutluluğa ulaştırıp ona lütuf ve ihsânda bulunan hiçbir kimse bulunamaz; şüphe yok ki Allah, dilediğini yapar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Görmez misin, Allah, şüphe yok, öyle bir mâbut ki ona secde eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaç, hayvanlar ve insanların çoğu ve çoğu da azâbı hak etmiştir ve Allah, kimi hor kılarsa onu kutluluğa ulaştırıp ona lütuf ve ihsânda bulunan hiçbir kimse bulunamaz; şüphe yok ki Allah, dilediğini yapar.

Adem Uğur

Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

Ahmed Hulusi

Görmedin mi ki Allah (O'dur ki), semalarda kim varsa ve arzda kim varsa; Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O'na secde etmede! Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. . . Allah kimi hor-hakir kılarsa, artık onu yüceltecek yoktur. . . Muhakkak ki Allah dilediğini yapar. (18. ayet secde ayetidir. )

Ahmet Tekin

Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğu Allah’a secde ediyor, görmüyor musun? Birçoğu da hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için gerekçeli olarak azâbı hak etmiştir. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, alçaltırsa, artık onu onurlu, şerefli, mutlu hale getirecek kimse yoktur. Allah, sünnetinin, düzeninin yasalarını koyuyor; yasalarını, iradesinin tecellisine uygun icraya devam ediyor.

Ahmet Varol

Göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmedin mi? Bir çoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa artık onu yücelten biri olmaz. Allah dilediğini yapar.

Ali Bulaç

Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

Ali Fikri Yavuz

Görmedin mi, göklerde ve yerde olan her şey; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan çok kimseler hep Allah’a secde (*) ediyor (O’nun kudretine boyun eğiyor). Bir çoğunun (küffarın) da üzerine azap hak olmuştur. Kimi de Allah hor bırakırsa, artık ona saadet verecek yoktur. Elbette Allah dilediğini yapar.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, göklerde ve yeryüzünde kim varsa; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da cezayı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığını onurlandıracak hiç kimse yoktur. Kuşkusuz, Allah, dilediğini yapar.

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğunun Allah'a boyun eğdiklerini görmüyor musun? İnsanlardan birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın hakir kıldığına saygı duyacak kimse yoktur. Doğrusu, Allah dilediğini yapar.

Bekir Sadak

SÙ Goklerde ve yerde olanlarin, gunes, ay, yildizlar, daglar, agaclar, hayvanlarin ve insanlarin bircogunun Allah'a secde ettiklerini gormuyor musun? insanlarin bircogu da azabi hak etmistir. Allah'in alcalttigi kimseyi yukseltebilecek yoktur. Dogrusu Allah ne dilerse yapar.

Celal Yıldırım

Görmez misin ki, göklerde olanlar, yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan bir çoğu Allah'a secde ederler. (İnsanlardan) çoğunun da üzerine azâb hak olmuştur. Allah kimi değersiz kılıp aşağılarsa, onu, saygı gösterip ağırlayan bulunmaz. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Görmez misin göklerde ve yeryüzünde bulunanlar; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu hep O’na secde etmektedir! Niceleri de azabı hak etmiştir. Allah’ın hakir kıldığı kimseyi onurlandırabilecek birisi yoktur. Kuşkusuz Allah dilediğini yapar.

Diyanet İşleri

Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

Diyanet İşleri (eski)

Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.

Diyanet Vakfi

Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar. Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah her kimi de hakir ve zelil ederse artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Görmedin mi hep Allaha secde ediyor Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, bütün hayvanlar, ve insanlardan bir çoğu, bir çoğunun da üzerine azab hakk olmuş her, kimi de Allah tahkır ederse artık ona ikram edecek yoktur, şübhesiz Allah ne dilerse yapar

Erhan Aktaş

Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve İnsanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, Dilediğini Yapar.

Fizilal-il Kuran

Göklerdeki ve yerdeki tüm varlıkların, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve çok sayıda insanın Allah'a secde ettiklerini, O'nun buyruğuna boyun eğdiklerini görmüyor musun? Birçok sayıdaki insan da azaba çarpılmayı haketmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseye hiç kimse onur kazandıramaz. Hiç şüphesiz Allah dilediğini yapar.

Gültekin Onan

Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Tanrı'ya secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Tanrı kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Tanrı dilediğini yapar.

Hamdi Döndüren

Görmedin mi Allah’ı; göklerde ve yerde bulunan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep O’na secde ediyorlar. Ama bir çoğuna da azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılatırsa, artık ona değer veren olmaz. Gerçekten Allah ne dilerse yapar.

Hasan Basri Çantay

Görmedin mi, göklerde olan herkes (herşey) ve yerde bulunan herkes (herşey), güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu hakıykaten Allaha secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azab hak olmuşdur. Allah kimi (bedbahtlıkla) hor kılarsa onu seadete kavuşduracak (hiç bir kuvvet) yokdur. Şübhesiz ki Allah ne dilerse (onu) yapar.

Hasib Asutay

Görmedin mi ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor. (6) Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor kılar (alçaltır)sa, artık ona değer veren olmaz. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. (6. Secde âyetidir.)

Hayrat Neşriyat

Görmedin mi, şübhesiz Allah (O Rabbinizdir ki), göklerde olan ve yerde bulunan herkes, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, (yeryüzünde) hareketli olan (bütün) canlılar ile insanlardan birçoğu O’na secde eder. (Onlardan) birçok (kimse) de vardır ki, azab üzerine hak olmuştur. Ve Allah kimi alçaltırsa, artık onu yükseltecek kimse yoktur. Muhakkak ki Allah, ne dilerse yapar.

İbni Kesir

Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ile insanların bir çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların bir çoğu da azabı hak etmiştir. Ve Allah kimi alçaltırsa; ona ikram edecek kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah; dilediğini yapar.

Mehmet Okuyan

Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanların birçoğu Allah için secde ediyor. Bir çoğunun üzerine ise azap hak olmuştur. Allah kimi değersiz kılarsa, artık onu değerli kılacak kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar.

Muhammed Esed

(Ey İnsanoğlu,) göklerde ve yerde var olan her şeyin, -güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların- Allah'ın (kudret ve yüceliği) önünde yere kapandığını görmüyor musun? Ve insanlardan bir nicesi (Allah'a bilinçli olarak baş eğmektedir); ama niceleri de (O'na karşı geldikleri için öte dünyada) kaçınılmaz biçimde azabı hak edecekler; ve Allah'ın (Kıyamet Günü'nde) alçalttığı kimseyi de onurlandırabilecek kimse yoktur; çünkü, Allah dilediği her şeyi mutlaka yapar.

Mustafa İslamoğlu

(Ey insan!) Göklerde ve yerde bulunan herkesin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların (ister istemez) Allah'ın emrine amade olduğunu görmez misin? İnsanlardan niceleri (bilinçli tercihlerinden dolayı ödülü hak etmiş), niceleri ise azabı hak etmişlerdir. İmdi, Allah her kimi alçaltırsa artık onu kimse yüceltemez: kuşkusuz Allah dilediğini daima gerçekleştirir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Görmedin mi ki, muhakkak Allah'a göklerde olanlar da ve yerde olanlar da ve güneş, ay, yıldızlar da dağlar, ağaçlar ve bütün hayvanat da ve insanlardan birçoğu da secde ederler. Ve birçokları da vardır ki, onun üzerine de azap hak olmuştur ve kimi ki, Allah şekavete düşürürse artık onu saadete erdirecek bir kimse yoktur. Şüphesiz ki, Allah dilediğini işler.

Ömer Öngüt

Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık ona ikramda bulunacak bir kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar.

Suat Yıldırım

Bilmez misin ki göklerde ve yerde bulunan kimseler, hatta güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar bütün canlılar ve insanların da birçoğu Allah’ın yüceliğine secde ediyorlar. İnsanların çoğu hakkında ise azap hükmü kesinleşmiştir. Allah’ın zelil kıldığını aziz edecek kuvvet yoktur. Şüphesiz ki Allah ne dilerse yapar.

Süleyman Ateş

Görmedin mi (baksana), göklerde, yerde bulunan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar! Ama birçoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılatırsa artık ona değer veren olmaz. Allah, dilediğini yapar.

Süleymaniye Vakfı

Görmedin mi, göklerde olanlarla yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor /boyun eğiyor; insanların birçoğu da azabı hak ediyor. Allah'ın değersiz kıldığını, kimse değerli hale getiremez. Allah, gerekli gördüğü şeyi yapar."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerde olan kimselerle yerde olan kimselerin Allah'a secde ettiklerini hiç görmedin mi? Güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ile insanların birçoğu ona secde eder. Birçoğu da azabı hak eder. Allah'ın değersiz kıldığını, kimse değerli yapamaz. Allah, tercih ettiği şeyi yapar.

Şaban Piriş

Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da azabı hak etmiştir. Allah kimi alçaltırsa onu yükseltecek yoktur. Allah, ne isterse yapar.

Tefhim-ul Kuran

Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerinde de azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

Ümit Şimşek

Gökte olanların, yerde olanların, Güneşin, Ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve bütün canlıların Allah'a secde ettiğini görmedin mi? İnsanların da pek çoğu Ona secde eder; birçoğu ise azabı hak etmiştir. Allah'ın hor kıldığını aziz edecek kimse yoktur. Hiç kuşkusuz, Allah dilediğini yapar.

Yaşar Nuri Öztürk

Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun da üzerine azap hak olmuştur. Allah'ın hakir kıldığına ikramda bulunan olmaz. Allah, dilediğini yapar.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey insan!) Məgər göylərdə və yerdə olanların (bütün canlıların), Günəşin, Ayın və ulduzların, dağların, ağacların və heyvanların, insanların bir çoxunun (möʼminlərin) Allaha səcdə etdiyini görmürsənmi? Bir çoxuna da (kafirlərə də) əzab vacib olmuşdur. Allahın alçaltdığı kimsəni heç kəs yüksəldə (səadətə qovuşdura) bilməz. Həqiqətən, Allah dilədiyini edər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Siehst du nicht, daß es Gott, Allah, ist, Dem sich alles unterwirft, was in den Himmeln und auf der Erde ist, die Sonne, der Mond, die Sterne, die Berge, die Bäume und die Tiere und viele Menschen? Aber es gibt auch viele Menschen, denen die qualvolle Strafe zu Recht zukommt. Wen Gott entehrt, den kann niemand ehren. Gott macht, was Er will.

Almanca — Der Edle Quran

Siehst du nicht, daß sich vor Allah (jeder) niederwirft, wer in den Himmeln und wer auf der Erde ist, und (auch) die Sonne, der Mond und die Sterne, die Berge, die Bäume und die Tiere und viele von den Menschen? Und gegen viele ist die Strafe unvermeidlich geworden. Und wen Allah der Schmach aussetzt, der hat niemanden, der ihm Ehre erweist. Gewiß, Allah tut, was Er will.

Almanca — M. A. Rassoul

Hast du nicht gesehen, daß sich vor Allah anbetend niederwirft, wer in den Himmeln und auf Erden ist - ebenso die Sonne und der Mond und die Sterne und die Berge und die Bäume und die Tiere und viele Menschen? Vielen aber ist die Strafe fällig geworden. Und wer von Allah erniedrigt wird, dem kann keiner Ehre geben. Wahrlich, Allah tut, was Er will.

Almanca — Muhammad Zaidan

Hast du etwa nicht wahrgenommen, daß ALLAH (Derjenige ist), für Ihn Sudschud vollziehen alle, die in den Himmeln und auf Erden sind, ebenfalls die Sonne, der Mond, die Sterne, die Felsenberge, die Bäume, die Tiere und viele von den Menschen?! Doch viele (andere) verdienen die Peinigung. Und wen ALLAH erniedrigt, für den findest du keinen Würdigenden. Gewiß, ALLAH macht, was ER will.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do you not see O you who are oblivious of Allah's Omnipotence that to Allah do all creatures in the heavens and on earth prostrate in adoration, praise and worship, and so do the sun and the moon, the stars and the mountains, the trees and the animals and a great many among mankind! Moreover, a great many have deserved punishment. And he whom Allah defames or treats with contempt shall no one be able to restore his honour. Allah does what He will.

Abdul Haleem

Do you not realize [Prophet] that everything in the heavens and earth submits to God: the sun, the moon, the stars, the mountains, the trees, and the animals? So do many human beings, though for many others punishment is well deserved. Anyone disgraced by God will have no one to honour him: God does whatever He will.

Abdullah Yusuf Ali

Seest thou not that to Allah bow down in worship all things that are in the heavens and on earth,- the sun, the moon, the stars; the hills, the trees, the animals; and a great number among mankind? But a great number are (also) such as are fit for Punishment: and such as Allah shall disgrace,- None can raise to honour: for Allah carries out all that He wills.

Abul A'la Maududi

Have you not seen that all those who are in the heavens and all those who are in the earth prostrate themselves before Allah; and so do the sun and the moon, and the stars and the mountains, and the trees, and the beasts, and so do many human beings, and even many of those who are condemned to chastisement? And he whom Allah humiliates, none can give him honour. Allah does whatever He wills.

Aisha Bewley

Do you not see that everyone in the heavens and everyone on the earth prostrates to Allah, and the sun and moon and stars and the mountains, trees and beasts and many of mankind? But many of them inevitably merit punishment. Those Allah humiliates will have no one to honour them. Allah does whatever He wills.

Al-Hilali & Khan

See you not that whoever is in the heavens and whoever is on the earth, and the sun, and the moon, and the stars, and the mountains, and the trees, and Ad-Dawâbb [moving (living) creatures, beasts], and many of mankind prostrate themselves to Allah. But there are many (men) on whom the punishment is justified. And whomsoever Allâh disgraces, none can honour him. Verily, Allâh does what He wills.

Ali Quli Qarai

Have you not regarded that to Allah prostrates whoever is in the heavens and whoever is on the earth, and the sun, the moon, and the stars, the mountains, the trees, and the animals and many of mankind? And for many the punishment has become due. Whomever Allah humiliates will find no one who may bring him honour. Indeed Allah does whatever He wishes.

Amatul Rahman Omar

Have you not considered that whoever is in the heavens and whoever is on the earth, and (also) the sun, the moon and the stars, the mountains, the trees, the moving creatures and many of mankind make obeisance to Allâh? Yet many of (mankind) are those who become deserving of punishment (because of their disobedience). None can honour the person whom Allâh disgraces. Verily,Allâh does what He pleases. [Prostration]

Arthur John Arberry

Hast thou not seen how to God bow all who are in the and all who are in the earth, heavens the sun and the moon, the stars and the mountains, the trees and the beasts, and many of mankind? And many merit the chastisement; and whom God abases, there is none to honour him. God does whatsoever He will.

Bijan Moeinian

Do you not see that everything in the heavens and the earth submits himself to the will of God (obeys the laws of nature that God has imposed upon them)? Do you not see that the sun, the moon, the stars, the mountains, the trees, all living species, as well as lots of human beings (who, in their absolute freedom of choice given to them by God,) and even those who deserve the punishment of their Lord submit themselves to the Lord? The one whom God subjects to disgrace (and rightfully deprives him of further guidance,) none can give him the honor (of understanding the truth. ) God does whatever He wishes.

E. Henry Palmer

Do they not see that God, whosoever is in the heavens adores Him, and whosoever is in the earth, and the sun, and the moon, and the stars, and the mountains, and the beasts, and many among men, though many a one deserves the torments? Whomsoever God abases there is none to honour him; verily, God does what He pleases.

Edip-Layth

Did you not see that to God submit what is in the heavens and what is in the earth, and the sun and the moon and the stars and the mountains and the trees and what moves, and many people, and many who have deserved the retribution. Whoever God disgraces, then none can honor him. God does what He pleases.

George Sale

Dost thou not perceive that all creatures both in heaven and on earth adore God; and the sun, and the moon, and the stars, and the mountains, and the beasts, and many men? But many are worthy of chastisement: And whomsoever God shall render despicable, there shall be none to honour; for God doth that which He pleaseth.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe this Revelation, and those who are Jews, and the Sabaeans, and the Christians, and the Magians, and those who join other gods with Allah, verily, Allah will decide between them on the Day of Resurrection; verily, Allah is witness over all things.

Mahmoud Ghali

Have you not seen that to Allah prostrate themselves whoever are in the heavens, and whoever are in the earth, and the sun, and the moon, and the stars, and the mountains, and the trees, and (all) beasts and many of mankind? And to many torment will (come) true; and whomever Allah degrades, then none will honor him. Surely Allah performs whatever He decides. A prostration is to be performed here

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen that unto Allah payeth adoration whosoever is in the heavens and whosoever is in the earth, and the sun, and the moon, and the stars, and the hills, and the trees, and the beasts, and many of mankind, while there are many unto whom the doom is justly due. He whom Allah scorneth, there is none to give him honour. Lo! Allah doeth what He will.

Mohamed Ahmed - Samira

Do you see how all things in heavens and the earth, the sun, the moon, the stars, the mountains, trees and beasts, and men in abundance, pay homage to God? Yet there are many who deserve the punishment. And whosoever God disgraces will have none to raise him up in honour. God does verily as He will.

Muhammad Asad

ART THOU NOT aware that before God prostrate themselves all [things and beings] that are in the heavens and all that are on earth the sun, and the moon, and the stars, and the mountains, and the trees, and the beasts? And many human beings [submit to God con­sciously], whereas many [others, having defied Him,] will inevitably have to suffer [in the life to come]; and he whom God shall scorn [on Resur­rection Day] will have none who could bestow honour on him: for, verily, God does what He wills.

Mustafa Khattab

Do you not see that to Allah bow down ˹in submission˺[1] all those in the heavens and all those on the earth, as well as the sun, the moon, the stars, the mountains, the trees, and ˹all˺ living beings, as well as many humans, while many are deserving of punishment. And whoever Allah disgraces, none can honour. Surely Allah does what He wills.

Progressive Muslims

Did you not see that to God submit what is in the heavens and what is in the Earth, and the sun and the moon and the stars and the mountains and the trees and what moves, and many of mankind, and many who have deserved the retribution. And whoever God disgraces, then none can honour him. God does what He pleases.

Sahih International

Do you not see that to Allah prostrates whoever is in the heavens and whoever is on the earth and the sun, the moon, the stars, the mountains, the trees, the moving creatures and many of the people? But upon many the punishment has been justified. And he whom Allah humiliates - for him there is no bestower of honor. Indeed, Allah does what He wills.

Sam Gerrans

Dost thou not see that to God submits whoso is in the heavens, and whoso is in the earth, and the sun, and the moon, and the stars, and the mountains, and the trees, and the creatures, and many among mankind? And upon many has the punishment become binding. And whom God humiliates, he has none to honour him; God does what He wills.

Shabbir Ahmed

Don't you see that all things and beings in the heavens and in the earth, the sun and the moon, and the stars and the mountains, and the trees, and the animals, and a great many human beings pay adoration to Allah? And there are a great many human beings who make themselves worthy of Requital. And those whom the Divine Law shall disgrace, none can raise them to honor. For, Allah carries out all actions according to His Laws.

Syed Vickar Ahamed

Do you not see that all things that are in the heavens and on earth, bow down to Allah in worship— And the sun, and the moon, and the stars; And the hills, and the trees, and the animals; And a great number among mankind prostrate themselves to Allah? But there are those in a great number, for whom Punishment is (coming and) justified: And those whom Allah shall disgrace— None can lift (them) to grace: Because Allah fulfills everything that He wills.

Taqi Usmani

Have you not seen that to Allah prostrate all those in the skies and all those on the earth, and the sun, the moon, the stars, the mountains, the trees, the animals and many from mankind? And there are many on whom punishment has become due. And the one whom Allah puts to disgrace, there is none to give him respect. Surely Allah does what He wills.

The Monotheist Group

Didyou not see that to God yields what is in the heavens and what is on the earth, and the sun and the moon and the stars and the mountains and the trees and what moves, and many of the people, and many who have deserved the retribution. And whoever God disgraces, then none can honor him. God does what He pleases.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹas-tu pas vu que cʹest devant Allah que se prosternent tous ceux qui sont dans les cieux et tous ceux qui sont sur la terre, le soleil, la lune, les étoiles, les montagnes, les arbres, les animaux, ainsi que beaucoup de gens? Il y en a aussi beaucoup qui méritent le châtiment. Et quiconque Allah avilit nʹa personne pour lʹhonorer, car Allah fait ce quʹil veut.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma tu nizanî ew ên ku li asîmanan û ew ên ku li erdê ne; roj, heyv û stêr, çiya û dar, heywan û gelek ji mirovan jî, ji Xwedê re diçin secdeyê û ji gelekan re jî ezab heq bûye. Xwedê kê reben û bêqîmet bike êdî tu kes tune ku qedrê wî bigire. Bêguman Xwedê ya ku bivê dike.

Hollandaca (1)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Bemerkt gij niet dat alle schepselen, zoowel in den hemel als op de aarde God aanbidden; de zon, de maan, de sterren, de bergen, de boomen, de dieren en een groot gedeelte der menschen? Maar velen hebben eene kastijding verdiend. En hij dien God verachtelijk zal hebben gemaakt, zal door niemand vereerd worden; want God doet wat hem behaagt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве ты не видел [разве ты не знаешь] (о, Пророк), что Аллах (таков, что) преклоняются ниц перед Ним (выражая свою покорность) те, кто в небесах [ангелы], и те, кто на земле, и солнце, и луна, звезды, и горы, и деревья, и животные, и много людей [верующие]? И (также еще) много (из числа людей) тех, для которых оказалось суждено наказание (и это те, которые не покорны Аллаху)! А кого унизит Аллах [ввергнет в унизительное адское наказание], то не будет для него возвышающего [того, который спас бы его от этого и ввел бы в Вечную обитель Счастья]. Поистине, Аллах делает, что пожелает!

Rusça — Osmanov

Неужели ты не знаешь, что пред Аллахом падают ниц и те, кто на небесах, и те, кто на земле: солнце, луна, звезды, горы, деревья, животные, много людей, а также многие из тех, кто заслужил наказание. Того, кого унизит Аллах, никто не возвысит. Воистину, Аллах поступает так, как Ему заблагорассудится.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

SER DU inte att allt och alla i himlarna och på jorden faller ned i tillbedjan inför Gud: solen och månen och stjärnorna och bergen och träden och djuren och människor i stort antal? Men (genom förnekelse och trots) har många andra dragit på sig ett oundvikligt straff. Och den som Gud har förnedrat skall ingen hedra. Gud gör som Han vill.