ن ج م (NCM) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Görünmek/yükselmek/başlamak, başarmak, takip etmek, devam etmek

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (13)

Bu kök Kur'an boyunca 13 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

النُّجُومَ6 kez

En'am 6:97النُّجُومَn-nucūmeyıldızları

وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُوا بِهَا فِي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

ve huve elleƶī ceǎle lekumu n-nucūme li tehtedū bihā fī Zulumāti l-berri ve l-baHri ḳad feSSalnā l-āyāti li ḳavmin yeǎ'lemūne

O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.

Saffat 37:88النُّجُومِn-nucūmiyıldızlara

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ

fe neZera neZraten fī n-nucūmi

(88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.

Tur 52:49النُّجُومِn-nucūmiyıldızların

وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ

ve mine l-leyli fe sebbiHhu ve idbāra n-nucūmi

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O'nu tespih et.

Vakıa 56:75النُّجُومِn-nucūmiyıldızların

فَلَا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ

fe lā uḳsimu bi mevāḳiǐ n-nucūmi

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

Mürselat 77:8النُّجُومُn-nucūmuyıldızların

فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ

fe iƶā n-nucūmu Tumiset

Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,

Tekvir 81:2النُّجُومُn-nucūmuyıldızlar

وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ

ve iƶā n-nucūmu nkederat

Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,

وَالنُّجُومَ3 kez

A'raf 7:54وَالنُّجُومَve n-nucūmeve yıldızları

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فِي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِهِ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

inne rabbekumu (a)llahu elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe fī sitteti eyyāmin ṧumme stevā ǎlā l-ǎrşi yuğşī l-leyle n-nehāra yeTlubuhu Haṧīṧen ve ş-şemse ve l-ḳamera ve n-nucūme museḣḣarātin bi emrihi elā lehu l-ḣalḳu ve l-emru tebārake (a)llahu rabbu l-ǎālemīne

Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.

Nahl 16:12وَالنُّجُومُve n-nucūmuve yıldızlar da

وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِهِ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

ve seḣḣara lekumu l-leyle ve n-nehāra ve ş-şemse ve l-ḳamera ve n-nucūmu museḣḣarātun bi emrihi inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yeǎ'ḳilūne

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.

Hac 22:18وَالنُّجُومُve n-nucūmuve yıldızlar

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

e lem tera enne (a)llahe yescudu lehu men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi ve ş-şemsu ve l-ḳameru ve n-nucūmu ve l-cibālu ve ş-şeceru ve d-devābbu ve keṧīrun mine n-nāsi ve keṧīrun Haḳḳa ǎleyhi l-ǎƶābu ve men yuhini (a)llahu fe mā lehu min mukrimin inne (a)llahe yef'ǎlu mā yeşā'u

Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

وَالنَّجْمِ2 kez

Necm 53:1وَالنَّجْمِve n-necmiyıldıza andolsun

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى

ve n-necmi iƶā hevā

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Rahman 55:6وَالنَّجْمُve n-necmunecm (bitkiler-yıldızlar)

وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ

ve n-necmu ve ş-şeceru yescudāni

Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

وَبِالنَّجْمِ1 kez

Nahl 16:16وَبِالنَّجْمِve bi n-necmive yıldız(lar)la

وَعَلَامَاتٍ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ

ve ǎlāmātin ve bi n-necmi hum yehtedūne

(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

اَلنَّجْمُ1 kez

Tarık 86:3اَلنَّجْمُn-necmuyıldızdır

اَلنَّجْمُ الثَّاقِبُ

n-necmu ṧ-ṧāḳibu

O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.