ح م د (ḪMD̃) kökünün geçtiği ayetler
Birini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (63)
Bu kök Kur'an boyunca 63 kez, 11 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
اَلْحَمْدُ26 kez
Fatiha 1:2اَلْحَمْدُl-HamduHamd, övgü, sena
En'am 6:1اَلْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
l-Hamdu li (a)llahi elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe ve ceǎle Z-Zulumāti ve n-nūra ṧumme (e)lleƶīne keferū bi rabbihim yeǎ'dilūne
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.
A'raf 7:43الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
ve nezeǎ'nā mā fī Sudūrihim min ğillin tecrī min teHtihimu l-enhāru ve ḳālū l-Hamdu li (a)llahi elleƶī hedānā li hāƶā ve mā kunnā li nehtediye levlā en hedānā (a)llahu le ḳad cā'et rusulu rabbinā bi l-Haḳḳi ve nūdū en tilkumu l-cennetu ūriṧtumūhā bimā kuntum teǎ'melūne
Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir.
Yunus 10:10الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun'dur
دَعْوٰيهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَامٌ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
deǎ'vāhum fīhā subHāneke (a)llahumme ve teHiyyetuhum fīhā selāmun ve āḣiru deǎ'vāhum eni l-Hamdu li (a)llahi rabbi l-ǎālemīne
Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selam"; dualarının sonu ise, "Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.
İbrahim 14:39اَلْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي وَهَبَ لِي عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعِيلَ وَاِسْحٰقَ اِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاءِ
l-Hamdu li (a)llahi elleƶī vehebe lī ǎlā l-kiberi ismāǐyle ve isHāḳa inne rabbī le semīǔ d-duǎā'i
"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."
Nahl 16:75اَلْحَمْدُl-HamduHamd
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا عَبْدًا مَمْلُوكًا لَا يَقْدِرُ عَلٰى شَيْءٍ وَمَنْ رَزَقْنَاهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُ۫نَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Derabe (a)llahu meṧelen ǎbden memlūken lā yeḳdiru ǎlā şey'in ve men razeḳnāhu minnā rizḳan Hasenen fe huve yunfiḳu minhu sirran ve cehran hel yestevūne l-Hamdu li (a)llahi bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
İsra 17:111الْحَمْدُl-Hamduövgü
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا
ve ḳuli l-Hamdu li (a)llahi elleƶī lem yetteḣiƶ veleden ve lem yekun lehu şerīkun fī l-mulki ve lem yekun lehu veliyyun mine ƶ-ƶulli ve kebbirhu tekbīran
"Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.
Kehf 18:1اَلْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
Mü'minun 23:28الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
fe iƶā steveyte ente ve men meǎke ǎlā l-fulki fe ḳuli l-Hamdu li (a)llahi elleƶī neccānā mine l-ḳavmi Z-Zālimīne
Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.
Neml 27:15الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًا وَقَالَا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي فَضَّلَنَا عَلٰى كَثِيرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنِينَ
ve leḳad āteynā dāvūde ve suleymāne ǐlmen ve ḳālā l-Hamdu li (a)llahi elleƶī feDDelenā ǎlā keṧīrin min ǐbādihi l-mu'minīne
Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.
Neml 27:59الْحَمْدُl-Hamduhamd olsun
قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذِينَ اصْطَفٰى آٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَ
ḳuli l-Hamdu li (a)llahi ve selāmun ǎlā ǐbādihi (e)lleƶīne STafā āllehu ḣayrun emmā yuşrikūne
(Ey Muhammed!) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?
Neml 27:93الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُرِيكُمْ اٰيَاتِهِ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
ve ḳuli l-Hamdu li (a)llahi se yurīkum āyātihi fe teǎ'rifūnehā ve mā rabbuke bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Kasas 28:70الْحَمْدُl-Hamduhamd
وَهُوَ اللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ لَهُ الْحَمْدُ فِي الْاُو۫لٰى وَالْاٰخِرَةِ وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
ve huve (a)llahu lā ilāhe illā huve lehu l-Hamdu fī l-ūlā ve l-āḣirati ve le hu l-Hukmu ve ileyhi turceǔne
O, Allah'tır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.
Ankebut 29:63الْحَمْدُl-Hamduhamd (övgü)
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ نَزَّلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
ve le in seeltehum men nezzele mine s-semāi māen fe eHyā bihi l-erDe min beǎ'di mevtihā le yeḳūlunne (a)llahu ḳuli l-Hamdu li (a)llahi bel ekṧeruhum lā yeǎ'ḳilūne
Andolsun, eğer onlara, "Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?" diye soracak olsan, mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
Rum 30:18الْحَمْدُl-Hamduhamd
Lokman 31:25الْحَمْدُl-Hamduhamd
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
ve le in seeltehum men ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe le yeḳūlunne (a)llahu ḳuli l-Hamdu li (a)llahi bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "Hamd, Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu bilmezler.
Sebe 34:1اَلْحَمْدُl-Hamduhamd
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْاٰخِرَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ
l-Hamdu li (a)llahi elleƶī lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve le hu l-Hamdu fī l-āḣirati ve huve l-Hakīmu l-ḣabīru
Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah'a mahsustur. Hamd ahirette de O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Sebe 34:1الْحَمْدُl-Hamduhamd
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْاٰخِرَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ
l-Hamdu li (a)llahi elleƶī lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve le hu l-Hamdu fī l-āḣirati ve huve l-Hakīmu l-ḣabīru
Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah'a mahsustur. Hamd ahirette de O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Fatır 35:1اَلْحَمْدُl-Hamduhamd olsun
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَاعِلِ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلًا اُو۬لِٓي اَجْنِحَةٍ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاءُ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
l-Hamdu li (a)llahi fāTiri s-semāvāti ve l-erDi cāǐli l-melāiketi rusulen ūlī ecniHatin meṧnā ve ṧulāṧe ve rubāǎ yezīdu fī l-ḣalḳi mā yeşā'u inne (a)llahe ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Fatır 35:34الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ اِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
ve ḳālū l-Hamdu li (a)llahi elleƶī eƶhebe ǎnnā l-Hazene inne rabbenā le ğafūrun şekūrun
Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."
Zümer 39:29اَلْحَمْدُl-Hamduhamd
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا رَجُلًا فِيهِ شُرَكَاءُ مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Derabe (a)llahu meṧelen raculen fīhi şurakā'u muteşākisūne ve raculen selemen li raculin hel yesteviyāni meṧelen l-Hamdu li (a)llahi bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne
Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
Zümer 39:74الْحَمْدُl-Hamduhamdolsun
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاءُ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلِينَ
ve ḳālū l-Hamdu li (a)llahi elleƶī Sadeḳanā veǎ'dehu ve evraṧenā l-erDe netebevveu mine l-cenneti Hayṧu neşā'u fe niǎ'me ecru l-ǎāmilīne
Onlar şöyle derler: "Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!"
Zümer 39:75الْحَمْدُl-HamduHamd
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
ve terā l-melāikete Hāffīne min Havli l-ǎrşi yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve ḳuDiye beynehum bi l-Haḳḳi ve ḳīle l-Hamdu li (a)llahi rabbi l-ǎālemīne
Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş'ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve "Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" denilmiştir.
Mü'min 40:65اَلْحَمْدُl-Hamduhamd
هُوَ الْحَيُّ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
huve l-Hayyu lā ilāhe illā huve fe d'ǔhu muḣliSīne lehu d-dīne l-Hamdu li (a)llahi rabbi l-ǎālemīne
O, diridir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah'a itaat ederek (samimi olarak) O'na ibadet edin. Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur.
Casiye 45:36الْحَمْدُl-Hamduhamd
Teğabun 64:1الْحَمْدُl-Hamduhamd
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
yusebbiHu li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi lehu l-mulku ve le hu l-Hamdu ve huve ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
الْحَمِيدِ10 kez
İbrahim 14:1الْحَمِيدِl-Hamīdive övgüye layık olanın
الٓرٰ۠ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلٰى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Elif, Lâm, Râ kitābun enzelnāhu ileyke li tuḣrice n-nāse mine Z-Zulumāti ilā n-nūri bi iƶni rabbihim ilā SirāTi l-ǎzīzi l-Hamīdi
(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.
Hac 22:24الْحَمِيدِl-Hamīdiçok övülen(Allah)ın
Hac 22:64الْحَمِيدُl-Hamīduövülmeğe layık olan
Lokman 31:26الْحَمِيدُl-Hamīduövülen
Sebe 34:6الْحَمِيدِl-Hamīdive hamde layık olanın
وَيَرَى الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ الَّذِي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ هُوَ الْحَقَّ وَيَهْدِي اِلٰى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
ve yerā (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme elleƶī unzile ileyke min rabbike huve l-Haḳḳa ve yehdī ilā SirāTi l-ǎzīzi l-Hamīdi
Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.
Fatır 35:15الْحَمِيدُl-Hamīduve hamde layık olan
Şura 42:28الْحَمِيدُl-Hamīduövülmüştür
وَهُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ
ve huve elleƶī yunezzilu l-ğayṧe min beǎ'di mā ḳaneTū ve yenşuru raHmetehu ve huve l-veliyyu l-Hamīdu
O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.
Hadid 57:24الْحَمِيدُl-Hamīduövgüye layıktır
اَلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
(e)lleƶīne yebḣalūne ve ye'murūne n-nāse bi l-buḣli ve men yetevelle fe inne (a)llahe huve l-ğaniyyu l-Hamīdu
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganidir, zengindir, övülmeye layıktır.
Mümtehine 60:6الْحَمِيدُl-Hamīduövgüye layık olan
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
le ḳad kāne lekum fīhim usvetun Hasenetun li men kāne yercū (a)llahe ve l-yevme l-āḣira ve men yetevelle fe inne (a)llahe huve l-ğaniyyu l-Hamīdu
Andolsun, onlarda (İbrahim ve beraberindekilerde) sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.
Buruc 85:8الْحَمِيدِl-Hamīdiövgüye layık
وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
ve mā neḳamū minhum illā en yu'minū bi(a)llahi l-ǎzīzi l-Hamīdi
(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.
بِحَمْدِ10 kez
Hicr 15:98بِحَمْدِbi Hamdihamd ile
Ta-Ha 20:130بِحَمْدِbi Hamdiöverek
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
fe Sbir ǎlā mā yeḳūlūne ve sebbiH bi Hamdi rabbike ḳable Tulūǐ ş-şemsi ve ḳable ğurūbihā ve min ānā'i l-leyli fe sebbiH ve eTrāfe n-nehāri leǎlleke terDā
O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
Secde 32:15بِحَمْدِbi Hamdiöverek
اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذِينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
innemā yu'minu bi āyātinā (e)lleƶīne iƶā ƶukkirū bihā ḣarrū succeden ve sebbeHū bi Hamdi rabbihim ve hum lā yestekbirūne
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
Zümer 39:75بِحَمْدِbi Hamdihamd ile
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
ve terā l-melāikete Hāffīne min Havli l-ǎrşi yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve ḳuDiye beynehum bi l-Haḳḳi ve ḳīle l-Hamdu li (a)llahi rabbi l-ǎālemīne
Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş'ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve "Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" denilmiştir.
Mü'min 40:7بِحَمْدِbi Hamdihamd ile (överek)
اَلَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
(e)lleƶīne yeHmilūne l-ǎrşe ve men Havlehu yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve yu'minūne bihi ve yesteğfirūne li(e)lleƶīne āmenū rabbenā vesiǎ'te kulle şey'in raHmeten ve ǐlmen fe ğfir li(e)lleƶīne tābū ve ttebeǔ sebīleke ve ḳihim ǎƶābe l-ceHīmi
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."
Mü'min 40:55بِحَمْدِbi Hamdiövgü ile
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ
fe Sbir inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve steğfir li ƶenbike ve sebbiH bi Hamdi rabbike bi l-ǎşiyyi ve l-ibkāri
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Şura 42:5بِحَمْدِbi Hamdihamd ile
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
tekādu s-semāvātu yetefeTTarne min fevḳihinne ve l-melāiketu yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve yesteğfirūne li men fī l-erDi elā inne (a)llahe huve l-ğafūru r-raHīmu
Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kaf 50:39بِحَمْدِbi Hamdiövgü ile
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ
fe Sbir ǎlā mā yeḳūlūne ve sebbiH bi Hamdi rabbike ḳable Tulūǐ ş-şemsi ve ḳable l-ğurūbi
O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
Tur 52:48بِحَمْدِbi Hamdiövgü ile
Nasr 110:3بِحَمْدِbi Hamdiöverek
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
fe sebbiH bi Hamdi rabbike ve steğfirhu innehu kāne tevvāben
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
حَمِيدٌ6 kez
Bakara 2:267حَمِيدٌHamīdunövülmüştür
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذِيهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū enfiḳū min Tayyibāti mā kesebtum ve mimmā eḣracnā lekum mine l-erDi ve lā teyemmemū l-ḣabīṧe minhu tunfiḳūne ve lestum bi āḣiƶīhi illā en tuğmiDū fīhi ve ǎ'lemū enne (a)llahe ğaniyyun Hamīdun
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.
Hud 11:73حَمِيدٌHamīdunövgüye layıktır
قَالُوا اَتَعْجَبِينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِ اِنَّهُ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
ḳālū e teǎ'cebīne min emri (a)llahi raHmetu (a)llahi ve berakātuhu ǎleykum ehle l-beyti innehu Hamīdun mecīdun
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
İbrahim 14:8حَمِيدٌHamīdunövülmüştür
وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَمِيدٌ
ve ḳāle mūsā in tekfurū entum ve men fī l-erDi cemīǎn fe inne (a)llahe le ğaniyyun Hamīdun
Musa, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layık olandır."
Lokman 31:12حَمِيدٌHamīdunövülmüştür
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
ve leḳad āteynā luḳmāne l-Hikmete eni şkur li (a)llahi ve men yeşkur fe innemā yeşkuru li nefsihi ve men kefera fe inne (a)llahe ğaniyyun Hamīdun
Andolsun, biz Lokman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.
Fussilet 41:42حَمِيدٍHamīdinçok övülenden
لَا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ تَنْزِيلٌ مِنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ
lā ye'tīhi l-bāTilu min beyni yedeyhi ve lā min ḣalfihi tenzīlun min Hakīmin Hamīdin
Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
Teğabun 64:6حَمِيدٌHamīdunövülmüştür
ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
ƶālike bi ennehu kānet te'tīhim rusuluhum bi l-beyyināti fe ḳālū e beşerun yehdūnenā fe keferū ve tevellev ve steğnā (a)llahu ve(a)llahu ğaniyyun Hamīdun
Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.
بِحَمْدِهِ4 kez
Ra'd 13:13بِحَمْدِهِbi Hamdihionun övgüsüyle
وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَنْ يَشَاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِ وَهُوَ شَدِيدُ الْمِحَالِ
ve yusebbiHu r-raǎ'du bi Hamdihi ve l-melāiketu min ḣīfetihi ve yursilu S-Savāǐḳa fe yuSību bihā men yeşā'u ve hum yucādilūne fī (a)llahi ve huve şedīdu l-miHāli
Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder. Melekler de O'nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
İsra 17:44بِحَمْدِهِbi Hamdihihamd ile
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ اِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
tusebbiHu lehu s-semāvātu s-seb'ǔ ve l-erDu ve men fīhinne ve in min şey'in illā yusebbiHu bi Hamdihi ve lākin lā tefḳahūne tesbīHahum innehu kāne Halīmen ğafūran
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
İsra 17:52بِحَمْدِهِbi HamdihiO'na hamdederek
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَلِيلًا
yevme yed'ǔkum fe testecībūne bi Hamdihi ve teZunnūne in lebiṧtum illā ḳalīlen
Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!
Furkan 25:58بِحَمْدِهِbi HamdihiO'nu överek
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفٰى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا
ve tevekkel ǎlā l-Hayyi elleƶī lā yemūtu ve sebbiH bi Hamdihi ve kefā bihi bi ƶunūbi ǐbādihi ḣabīran
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
وَالْحَمْدُ2 kez
En'am 6:45وَالْحَمْدُve l-Hamduhamdolsun
Saffat 37:182وَالْحَمْدُve l-Hamduve hamd olsun
بِحَمْدِكَ1 kez
Bakara 2:30بِحَمْدِكَbi Hamdikeseni överek
وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنِّي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوا اَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ اِنِّٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
ve iƶ ḳāle rabbuke li l-melāiketi innī cāǐlun fī l-erDi ḣalīfeten ḳālū e tec'ǎlu fīhā men yufsidu fīhā ve yesfiku d-dimā'e ve neHnu nusebbiHu bi Hamdike ve nuḳaddisu leke ḳāle innī eǎ'lemu mā lā teǎ'lemūne
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.
يُحْمَدُوا1 kez
Al-i İmran 3:188يُحْمَدُواyuHmedūövülmeyi
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ
lā teHsebenne (e)lleƶīne yefraHūne bimā etev ve yuHibbūne en yuHmedū bimā lem yef'ǎlū fe lā teHsebennehum bi mefāzetin mine l-ǎƶābi ve lehum ǎƶābun elīmun
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
حَمِيدًا1 kez
Nisa 4:131حَمِيدًاHamīdenövgüye layıktır
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِيًّا حَمِيدًا
ve li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve leḳad veSSaynā (e)lleƶīne ūtū l-kitābe min ḳablikum ve iyyākum eni tteḳū (a)llahe ve in tekfurū fe inne li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve kāne (a)llahu ğaniyyen Hamīden
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de "Allah'a karşı gelmekten sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkar ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, zengindir, övülmeye layıktır.
الْحَامِدُونَ1 kez
Tevbe 9:112الْحَامِدُونَl-Hāmidūnehamdedenler
اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
t-tāibūne l-ǎābidūne l-Hāmidūne s-sāiHūne r-rākiǔne s-sācidūne l-āmirūne bi l-meǎ'rūfi ve n-nāhūne ǎni l-munkeri ve l-HāfiZūne li Hudūdi (a)llahi ve beşşiri l-mu'minīne
Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
مَحْمُودًا1 kez
İsra 17:79مَحْمُودًاmeHmūdenövülen
وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا
ve mine l-leyli fe tehecced bihi nāfileten leke ǎsā en yeb'ǎṧeke rabbuke meḳāmen meHmūden
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.