Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.

اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذِينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

innemā yu'minu bi āyātinā (e)lleƶīne iƶā ƶukkirū bihā ḣarrū succeden ve sebbeHū bi Hamdi rabbihim ve hum lā yestekbirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّمَاinnemāancak
2يُؤْمِنُyu'minuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanırlar
3بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bizim ayetlerimize
4الَّذِينَ(e)lleƶīneo kimseler ki
5اِذَاiƶāzaman
6ذُكِّرُواƶukkirūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeköğüt verildiği
7بِهَاbihākendilerine
8خَرُّواḣarrūخ ر رSuyun mırıldanması/uğuldaması veya şırıldaması, ses çıkaracak şekilde akmak [mırıldama veya benzer bir ses çıkararak akmak/damlamak], akıtılmak [TA], rüzgarın hışırdama sesi çıkarması, horlamak veya nefes alırken ses çıkarmak, ses çıkararak düşmek veya yere düşmek [bazen tamamen düşme anlamında kullanılır], bir yere veya kişiye aniden veya habersizce gelmek, gevşek veya sarkık olmak, bir yerden başka bir yere geçmek veya uzaklaşmak.derhal kapanırlar
9سُجَّدًاsuccedenس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecdeye
10وَسَبَّحُواve sebbeHūس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmekve tesbih ederler
11بِحَمْدِbi Hamdiح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.överek
12رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerini
13وَهُمْve humve onlar
14لَاasla
15يَسْتَكْبِرُونَyestekbirūneك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslamazlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Âyetlerimize, ancak kendilerine anılıp öğüt verildiği zaman yerlere kapanıp secde edenler ve Rablerine hamd ederek onu tenzîh edenler ve hiç ululanmaya kalkışmayanlar, inanırlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Âyetlerimize, ancak kendilerine anılıp öğüt verildiği zaman yerlere kapanıp secde edenler ve Rablerine hamd ederek onu tenzîh edenler ve hiç ululanmaya kalkışmayanlar, inanırlar.

Adem Uğur

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

Ahmed Hulusi

Bizim işaretlerimize sadece şunlar iman ederler ki, onlarla hatırlatma yapıldığında, secde ile yere kapandılar; benliksiz, Rablerinin Hamdi olarak tespih (işlevlerini yerine getirdiler) ettiler. (15. ayet secde ayetidir. )

Ahmet Tekin

İtaati gurur-kibir meselesi yapmayanlar, âyetlerimizle kendilerine öğüt verildiği zaman, âyetlerimize kesinlikle iman ederler. Sübhânallahi ve bihamdihî diyerek secdeye kapanırlar, Rablerini hamd ile tesbih ederler.

Ahmet Varol

Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine, ayetlerimiz hatırlatıldığında hemen secdeye kapanan, Rablerini hamd ile tesbih eden ve büyüklük taslamayanlar inanırlar.

Ali Bulaç

Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.

Ali Fikri Yavuz

Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere (*) kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler.

Ali Rıza Safa

Ayetlerimize inananlar, onlarla uyarıldıklarında Secdelere kapanırlar ve övgülerle yücelterek Efendilerini anarlar. Çünkü onlar, büyüklük taslamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Bizim ayetlerimize ancak, onlar hatırlatıldığında secdeye kapanan, Rabblerini övgü ile tesbih eden ve büyüklük taslamayan kimseler inanırlar.

Bekir Sadak

(15-16) SÙ Ayetlerimize ancak, kendilerine hatirlatildigi zaman secdeye kapananlar, buyukluk taslamayarak Rablerini overek yuceltenler, vucudlarini yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdigimiz riziklardan sarfedenler inanir.

Celal Yıldırım

Âyetlerimize ancak o kimseler inanır ki, onlar kendilerine âyetlerimiz hatırlatıldığı vakit secdeye kapanırlar ; Rablarına hamd ile tesbîh edip (kulluk görevlerini yerine getirirken) büyüklük taslamazlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Âyetlerimize yürekten inananlar ancak o kimselerdir ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve rablerini hamd ile tesbih ederler.

Diyanet İşleri

Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.

Diyanet İşleri (eski)

(15-16) Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.

Diyanet Vakfi

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bizim âyetlerimize öyle kimseler iman eder ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bizim ayetlerimize öyle kimseler iyman ederler ki onlarla kendilerine nasıhat verildiği vakıt secdelere kapanırlar ve rablarına hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler

Erhan Aktaş

Bizim ayetlerimize iman edenler; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler ve Rabblerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

Fizilal-il Kuran

Bizim ayetlerimize inanan kimselere, ayetlerimiz hatırlatıldığı zaman hemen secdeye kapanırlar. Rabb'lerini överek tesbih ederler, büyüklük taslamazlar.

Gültekin Onan

Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar inanır.

Hamdi Döndüren

Bizim âyetlerimize o kimseler inanırlar ki bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde hemen secdeye kapanırlar; Rablerini överek tesbih ederler; büyüklük taslamazlar.

Hasan Basri Çantay

Bizim ayetlerimize ancak öyle kimseler iman eder (ler) ki bunlarla kendilerine öğüt verildiği zaman, onlar büyüklük taslamayarak, yüzü üstü secdeye kapanırlar ve Rablerini, hamd ile, tesbih (ve tenzih) ederler.

Hasib Asutay

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler. (7) (7. Secde âyetidir.)

Hayrat Neşriyat

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler îmân ederler ki, bunlarla kendilerine nasîhat edildiği zaman, secde eden kimseler olarak yere kapanırlar; ve Rablerine hamd ile tesbîh ederler, hem onlar kibirlenmezler.

İbni Kesir

Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rabblarını hamd ile tesbih edenler inanırlar.

Mehmet Okuyan

Bizim ayetlerimize inananlara onlarla (ayetlerimizle gerçekler) hatırlatıldığı zaman, kibirlenmeden secde eder ve Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler).

Muhammed Esed

Bizim mesajlarımıza (gerçekten) inananlar, ancak, kendilerine tebliğ edildiği zaman önünde derin bir hayranlık ve saygıyla eğilenlerdir; (onlar,) Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamayanlardır;

Mustafa İslamoğlu

Bizim ayetlerimize iman edenler, ancak kendilerine duyurulduğunda saygıyla yerlere kapanıp teslim olanlar ve Rablerinin aşkın yüceliğini hamd ile ananlardır: zira onlar asla büyüklük taslamazlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bizim âyetlerimize ancak öyle kimseler imân eder ki, onlar ile kendilerine nasihat verildiği zaman secde ediciler olarak yüzüstü (yere) kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler. Ve onlar büyüklük taslamazlar.

Ömer Öngüt

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, âyetlerimiz kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapanırlar, büyüklük taslamadan Rablerini hamd ile tesbih ederler.

Suat Yıldırım

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanır ki kendilerine o âyetler hatırlatıldığında, derslerini hemen alır, secdeye kapanır, Rab’lerine hamd, O’nu takdis ve tenzih ederler, asla kibirlenmezler.

Süleyman Ateş

Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar, kendilerine öğüt verildiği zaman derhal secdeye kapanırlar; Rablerini överek tesbih ederler, büyüklük taslamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığında saygıyla boyun eğen ve her şeyi mükemmel yapmasına karşılık Rablerine ibadet edenler inanıp güvenirler. Onlar büyüklük taslamazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığı zaman secde edenler ve her şeyi güzel yapmasına karşılık Rablerine kulluk edenler inanırlar. Onlar büyüklük de taslamazlar.

Şaban Piriş

Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rab'lerini hamd ile tesbih edenler inanırlar.

Tefhim-ul Kuran

Bizim ayetlerimize, ancak onlarla kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.

Ümit Şimşek

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler iman eder ki, o âyetlerle kendilerine öğüt verildiğinde hiç büyüklenmeksizin secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ayələrimizə ancaq o kəslər iman gətirirlər ki, ayələrimiz onlara xatırlanarkən təkəbbür göstərmədən səcdəyə qapanır, Rəbbinə həmd-səna ilə təriflər deyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bizim ayələrimizə ancaq ayələrimizlə öyüd-nəsihət olunduqları zaman səcdəyə qapananlar və təkəbbür göstərməyərək Rəbbini həmd-səna ilə təqdis edənlər iman gətirərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Gläubigen, die an Unsere Zeichen wahrhaftig glauben, sind die, die sich, wenn sie an sie erinnert werden, vor ihrem Herrn niederwerfen, Ihn lobpreisen und sich nicht überheblich gebärden.

Almanca — Der Edle Quran

Nur diejenigen glauben an Unsere Zeichen, die, wenn sie damit ermahnt werden, ehrerbietig niederfallen und ihren Herrn lobpreisen und sich nicht hochmütig verhalten.

Almanca — M. A. Rassoul

Nur jene glauben an Unsere Zeichen, die sich, wenn sie an sie gemahnt werden, niederwerfen und das Lob ihres Herrn preisen; und sie sind nicht hochmütig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Den Iman an Unsere Ayat verinnerlichen nur diejenigen, die, wenn sie an sie erinnert wurden, in Sudschud niederfielen und mit dem Lob ihres HERRN lob- 2 priesen, während sie sich nicht in Arroganz erheben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who faithfully hug Our revelation to their hearts are only those who fall prostrate to Allah forthwith they are exhorted thereby and/or reminded thereof and they celebrate the praises of Allah, their Creator, and extol His glorious attributes and their prudence gets the better of their pride.

Abdul Haleem

The only people who truly believe in Our messages are those who, when they are reminded of them, bow down in worship, cele-brate their Lord’s praises, and do not think themselves above this.

Abdullah Yusuf Ali

Only those believe in Our Signs, who, when they are recited to them, fall down in prostration, and celebrate the praises of their Lord, nor are they (ever) puffed up with pride.

Abul A'la Maududi

None believes in Our Signs except those who, when they are given good counsel through Our verses, fall down prostrate and celebrate the praise of their Lord and do not wax proud.

Aisha Bewley

The people who truly do have iman in Our Signs are those who fall to the ground prostrating when they are reminded of them, and glorify their Lord with praise, and are not arrogant.

Al-Hilali & Khan

Only those believe in Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.), who, when they are reminded of them, fall down prostrate, and glorify the Praises of their Lord, and they are not proud.[1]

Ali Quli Qarai

Only those believe in Our signs who, when they are reminded of them, fall down in prostration and celebrate the praise of their Lord, and they are not arrogant.

Amatul Rahman Omar

Only those believe in Our revelations who, when they are reminded by means of them, fall down prostrate and proclaim the (divine) glory with the praises of their Lord and they are not proud. [Prostration]

Arthur John Arberry

Only those believe in Our signs who, when they are reminded of them, fall down prostrate and proclaim the praise of their Lord, not waxing proud.

Bijan Moeinian

When God’s revelations are recited, some people fall down in prostration and glorify their Lord in their worshipping. These are the true believers; the ones who are not proud.

E. Henry Palmer

They only believe in our signs who when they are reminded of them fall down adoring and celebrate the praises of their Lord, and are not too big with pride.

Edip-Layth

The only people who acknowledge Our signs are those whom when they are reminded by them, they fall prostrating, and they glorify the praise of their Lord, and they are not arrogant.

George Sale

Verily they only believe in our signs, who, when they are warned thereby, fall down adoring, and celebrate the praise of their Lord, and are not elated with pride:

Hamid S. Aziz

So taste (the evil of your deeds), because you neglected the meeting of this day of yours; surely We forsake you; and taste the abiding chastisement for what you used to do.

Mahmoud Ghali

Surely only they believe in Our signs who, when they are reminded of them, collapse constantly prostrating and extol with the praise of their Lord, and they do not wax proud. * A prostration is to be performed here.

Marmaduke Pickthall

Only those believe in Our revelations who, when they are reminded of them, fall down prostrate and hymn the praise of their Lord, and they are not scornful,

Mohamed Ahmed - Samira

Only they believe in Our revelations who, when they are reminded, bow in adoration, and give praise to their Lord, and do not become arrogant.

Muhammad Asad

ONLY THEY [truly] believe in Our messages who, whenever they are conveyed to them, fall down, prostrating themselves in adoration, and extol their Sustainer’s limitless glory and praise; and who are never filled with false pride;

Mustafa Khattab

The only ˹true˺ believers in Our revelation are those who—when it is recited to them—fall into prostration and glorify the praises of their Lord and are not too proud.

Progressive Muslims

The only people who believe in Our revelations are those whom when they are reminded by them, they fall prostrating, and they glorify the praise of their Lord, and they are not arrogant.

Sahih International

Only those believe in Our verses who, when they are reminded by them, fall down in prostration and exalt [ Allah ] with praise of their Lord, and they are not arrogant.

Sam Gerrans

Only those believe in Our proofs who, when they are reminded thereof, fall down in submission; and they give glory with the praise of their Lord, and they wax not proud.

Shabbir Ahmed

Only they truly believe in Our Messages who, when they are reminded of them, fall into complete submission adoring, and strive hard to manifest their Sustainer's Praise. (They establish the Divine System that is the living evidence of how benevolent His Guidance is). And they are never given to false pride.

Syed Vickar Ahamed

Only those who believe in Our Signs (verses), who, when they are read to them, fall down in deepest love and respect (i. e., a prostration), and celebrate the Praises of their Lord, and they are never haughty with pride.

Taqi Usmani

Only those people believe in Our verses who, when they are reminded of them, fall in prostration and pronounce the purity and praise of their Lord, and who do not wax proud.

The Monotheist Group

The only people who believe in Our revelations are those whom when they are reminded by them, they fall prostrating, and they glorify the praise of their Lord, and they are not arrogant.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Seuls croient en Nos versets ceux qui, lorsquʹon les leur rappelle, tombent prosternés et, par des louanges à leur Seigneur, célèbrent Sa gloire et ne sʹenflent pas dʹorgueil.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman bes ew kes bawerî bi ayetên me tînin; ew ên ku dema bi wan ayetan şîret li wan bêne kirin diçin sicûdê û digel ḥemdkirinê Xwedayê xwe ji her kêmasiyê pak didêrin û xwe qure jî nakin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Slechts zij geloven aan Onze tekenen die, wanneer zij ermee vermaand worden, neervallen in eerbiedige buiging en de lof van hun Heer prijzen, terwijl zij niet hoogmoedig zijn. --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, zij alleen gelooven in onze teekenen, die, wanneer zij daardoor gewaarschuwd worden, in aanbidding nederzinken, den lof van hunnen Heer verkondigen en niet van trotschheid zijn vervuld.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, gelovig aan Onze Verzen zijn slechts degenen die, wanneer zij ermee vemaand worden, zich neerbuigen, en die de Glorie van hun Heer prijzen met Zijn lofprijzing. En zij zijn niet hoogmoedig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Ведь веруют в Наши знамения [в аяты Корана] только те, которые, когда им напоминают ими [аятами] падают ниц (перед Аллахом) (выражая свое смирение и покорность Ему) и восславляют Господа своего, вознося хвалу Ему, и сами они не превозносятся [не проявляют высокомерия].

Rusça — Osmanov

В Наши знамения веруют только те, которые, заслышав о них, спешат бить челом и произносят хвалу своему Господу, не возгордясь,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

BARA DE tror på Våra budskap som, när de läses högt för dem, faller ned i tillbedjan och lovprisar sin Herre, utan en skymt av högmod;