Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

tetecāfā cunūbuhum ǎni l-meDāciǐ yed'ǔne rabbehum ḣavfen ve Tameǎn ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تَتَجَافٰىtetecāfāج ف وHuzursuz veya tedirgin olmak, bir yere veya şeye bağlı kalmamak, bir yerden veya şeyden uzaklaşmak, bir şeyden geri çekilmek veya kaçınmak, kalın veya kaba veya sert olmak, yapısı/doğası/mizacı kalın/kaba/kötü olmak, külfetli/ağır/zahmetli/baskıcı olmak, birinden kaçınmak veya uzaklaşmak, birini uzaklaştırmak veya kovmak, birinden uzağa çekilmek veya uzaklaşmak, birine kötülük yapmak, birine nefret ettiği veya hoşlanmadığı veya canını sıkan şeyi yapmak, birini yiyecek veya dinlenme olmadan şiddetle sürerek yorgun düşürmek, bir yandan diğer yana dönmek, birine karşı sert veya kaba davranmak.uzaklaşır
2جُنُوبُهُمْcunūbuhumج ن بYan taraf, uzak durmak, kenara çekilmek, kaçınmak, sakınmak, yanında olmak, beraber olmak, yabancı olmak, cünüp olmak, uzaklaştırmakyanları
3عَنِǎni-dan
4الْمَضَاجِعِl-meDāciǐض ج عYatmaya meyilli olmak, eğilmek. Uyuklamak, uzanma şekli, yatak arkadaşı, yatak odası/yatak, dinlenme yeri, kanepe.yataklar-
5يَدْعُونَyed'ǔneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekdu'a ederler
6رَبَّهُمْrabbehumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerine
7خَوْفًاḣavfenخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkarak
8وَطَمَعًاve Tameǎnط م عAçgözlülük etmek, şiddetle arzu etmek, ummak veya ümit etmek, özlemek. Arzu, umut ve özlem duyma, umutla dolmaya sebep olma.ve umarak
9وَمِمَّاve mimmāve şeylerden
10رَزَقْنَاهُمْrazeḳnāhumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızıklandırdığımız
11يُنْفِقُونَyunfiḳūneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.hayır için harcarlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yanları, yatak nedir, görmez, korkarak, umarak Rablerini çağırırlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcarlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yanları, yatak nedir, görmez, korkarak, umarak Rablerini çağırırlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcarlar.

Adem Uğur

Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

Ahmed Hulusi

(Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar!

Ahmet Tekin

Korkuyla ve umutla Rablerine kulluk ve ibadet ederlerken, yalvarırlarken, yanları yataklardan uzak kalır. Kendilerine rızık ve servet olarak verdiklerimizden Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcarlar, insanların ihtiyaçlarını görürler.

Ahmet Varol

Yanları (ibadete kalkmak üzere) yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümit ile Rablerine dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden harcarlar.

Ali Bulaç

Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Ali Fikri Yavuz

(Onlar, o kimselerdir ki, geceleyin namaz kılmak için) yataklarından kalkarlar; Rablerine, azabından korkarak ve rahmetinden ümidvar olarak dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da (hayır yollarına) harcalar.

Ali Rıza Safa

Yataklarından kalkarak, korku ve umutla, Efendilerine yakarışlarda bulunurlar. Ve kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da karşılıksız yardım ederler.

Bekir Sadak

(15-16) SÙ Ayetlerimize ancak, kendilerine hatirlatildigi zaman secdeye kapananlar, buyukluk taslamayarak Rablerini overek yuceltenler, vucudlarini yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdigimiz riziklardan sarfedenler inanir.

Celal Yıldırım

Onların yanları, döşeklerinden aralanıp Rablarına korkarak, umutlanarak duâ eder, yalvarırlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (Allah rızası için) harcarlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Korku ve ümit içinde rablerine ibadet ve dua etmek üzere vücutları yatak görmez, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah için harcarlar.

Diyanet İşleri

Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

Diyanet İşleri (eski)

(15-16) Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.

Diyanet Vakfi

Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yanları yataklarından aralaşır (uzaklaşır), korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz azıklardan hayıra sarfederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yanları yataklardan aralaşır korku ve ümid içinde rablarına dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan onlar hayra masraf yaparlar

Erhan Aktaş

Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

Fizilal-il Kuran

Gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar, korkarak ve ümit ederek Rabb'lerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.

Gültekin Onan

Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Hamdi Döndüren

Onların bedenleri yataklarından uzak kalır, korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

Hasan Basri Çantay

Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümid ile Rablerine düa ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden de (hayra) harcarlar.

Hasib Asutay

Yanları yataklardan uzaklaşır (8), korku ve ümitle Rabbine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar. (8. Gece namazı kılmak için yataklarından kalkarlar.)

Hayrat Neşriyat

(Teheccüd namazı kılmak için) yanları yataklardan uzaklaşır; korkarak ve umarak Rablerine duâ ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf ederler.

İbni Kesir

Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümid ile Rabblarına yalvarırlar. Verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.

Mehmet Okuyan

Rablerine korkuyla ve ümitle yalvararak vücutları yataklar(ın)dan uzak kalır; kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) infak ederler (verirler).

Muhammed Esed

(onlar,) yataklarından (geceleri) kalkarak korku ve ümit içinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimizden başkalarına harcayanlardır.

Mustafa İslamoğlu

Onlar yataklarından kalkarak tarifsiz bir korku ve büyük bir iştiyakla Rablerine yalvarırlar ve verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yanları yataklarından uzaklaşır ve Rablerine korku ile ümit ile dua ederler ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden de infakta bulunurlar.

Ömer Öngüt

(Gece teheccüd namazı kılmak için yanları yataklarından uzaklaşır). Korku ve ümit ile Rablerine duâ ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden de hayra harcarlar.

Suat Yıldırım

Teheccüd namazı kılmak için yataklarından kalkar, cezalandırmasından endişe içinde, rahmetinden de ümitli olarak Rab’lerine dua edip yalvarırlar ve kendilerine nasib ettiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.

Süleyman Ateş

Yanları yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du'a ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar (geceleri ibadet için) yataklarından kalkar, korkarak ve (rahmetini) umarak Rablerine dua ederler. Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar kendilerini yataklarından kaldırır[]; korku ve umutla Rablerine yalvarırlar. Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.

Şaban Piriş

Onların yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rab'lerine yalvarırlar. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden yoksullara verirler.

Tefhim-ul Kuran

Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Ümit Şimşek

Yataklarından kalkıp korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de bağışta bulunurlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar gecə namazını qılmaq üçün böyürlərini yataqdan qaldırır, qorxu və ümid içində öz Rəbbinə yalvarır və onlara verdiyimiz ruzilərdən Allah yolunda xərcləyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar ibadət üçün yataqlarından qalxar (gecələr az yatar), qorxu və ümid içində (Allahın əzabından qorxaraq, mərhəmətinə ümid bəsləyərək) Rəbbinə dua edər və onlara verdiyimiz ruzilərdən (ehtiyacı olanlara) sərf edərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie legen sich ungern in ihre Betten, sondern rufen lieber ihren Herrn in Furcht und Hoffnung an und spenden von den Gaben, die Wir ihnen gegeben haben.

Almanca — Der Edle Quran

Ihre Seiten weichen vor den Schlafstätten zurück; sie rufen ihren Herrn in Furcht und Begehren an und geben von dem, womit Wir sie versorgt haben, aus.

Almanca — M. A. Rassoul

Ihre Seiten halten sich fern von (ihren) Betten; sie rufen ihren Herrn in Furcht und Hoffnung an und spenden von dem, was Wir ihnen gegeben haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie bleiben ihren Schlafplätzen öfters fern. Sie richten Bittgebete an ihren HERRN aus Ehrfurcht und aus Zuversicht, und vom Rizq, das WIR ihnen gewährten, geben sie.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Their sides desert the beds for nocturnal devotion in exchange for Allah's mercy and blessings: They prostrate their reason to divine revelation and they make invocation unto Him by comely prostration of their bodies, which act reflects dread that is mingled with veneration and reflects hope that springs eternal in their bosoms for His pitiful forbearance toward them, and they spend in benevolence of Our grace that was made to abound in them.

Abdul Haleem

Their sides shun their beds in order to pray to their Lord in fear and hope; they give to others some of what We have given them.

Abdullah Yusuf Ali

Their limbs do forsake their beds of sleep, the while they call on their Lord, in Fear and Hope: and they spend (in charity) out of the sustenance which We have bestowed on them.

Abul A'la Maududi

Their sides forsake their beds, and they call upon their Lord in fear and hope, and expend (in charity) out of the sustenance We have granted them.

Aisha Bewley

Their sides eschew their beds as they call on their Lord in fear and ardent hope. And they give of what We have provided for them.

Al-Hilali & Khan

Their sides forsake their beds, to invoke their Lord in fear and hope, and they spend (in charity in Allâh’s Cause) out of what We have bestowed on them.[1]

Ali Quli Qarai

Their sides vacate their beds to supplicate their Lord in fear and hope, and they spend out of what We have provided them.

Amatul Rahman Omar

(While getting up for late-night, Tahajjud Prayer) they forsake (their comfortable) beds calling upon their Lord with an awe-inspired and hopeful state of mind. And they spend out of that which We have provided them.

Arthur John Arberry

Their sides shun their couches as they call on their Lord in fear and hope; and they expend of that We have provided them.

Bijan Moeinian

The true believers are those who sacrifice a part of their sleeping time to worship their Lord. They are afraid to offend their Lord with [the least of] their action and hope in getting their rewards from Him. They are the one who devote a part of their resources [which is given to them by God at first place] to God pleasing ends.

E. Henry Palmer

As their sides forsake their beds, they call upon their Lord with fear and hope; and of what we have bestowed upon them do they give alms.

Edip-Layth

Their sides readily forsake their beds, to call on their Lord out of fear and hope, and from Our provisions to them they give.

George Sale

Their sides are raised from their beds, calling on their Lord with fear and with hope; and they distribute alms out of what We have bestowed on them.

Hamid S. Aziz

Only they believe in Our revelations who, when they are reminded of them, fall down prostrate (in obeisance) and celebrate the praise of their Lord, and they are not proud.

Mahmoud Ghali

Their sides often shun (their) recumbencies (i. e., beds, places for reclining) to invoke their Lord in fear and in longing (from Him); and they expend of what We have provided them.

Marmaduke Pickthall

Who forsake their beds to cry unto their Lord in fear and hope, and spend of that We have bestowed on them.

Mohamed Ahmed - Samira

Their backs do not rest on their beds, and they pray to their Lord in fear and hope, and spend of what We have given them (in charity).

Muhammad Asad

[and] who are im­pelled to rise from their beds [at night] to call out to their Sustainer in fear and hope; and who spend on others out of what We provide for them as sus­tenance.

Mustafa Khattab

They abandon their beds, invoking their Lord with hope and fear, and donate from what We have provided for them.

Progressive Muslims

Their sides readily forsake their beds, to call on their Lord out of fear and hope, and from Our provisions to them they give.

Sahih International

They arise from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend.

Sam Gerrans

Their sides forsake their beds; they call to their Lord in fear and hope, and of what We have provided them they spend.

Shabbir Ahmed

They forsake their 'comfort zone' in calling people to their Lord, fearing that they have not done enough and hoping to do better. And they keep open for the needy the provision that We have given them. ('Madhaje' = Beds = Present circumstances = Comfort zone).

Syed Vickar Ahamed

Their limbs leave their beds of sleep, during the time that they invoke their Lord, with fear and hope: And they spend (in charity) from of things that We have given them.

Taqi Usmani

Their sides remain apart from their beds. They call their Lord with fear and hope, and spend (in charity) out of what We have given to them.

The Monotheist Group

Their sides readily forsake their beds, to call on their Lord out of fear and hope, and from Our provisions to them they give.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sʹarrachent de leurs lits pour invoquer leur Seigneur, par crainte et espoir; et ils font largesse de ce que Nous leur attribuons.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku teniştên wan ji nivînên wan dûr in. Bi tirs û bi hêvî li ber Xwedayê xwe digerin û ji risqê ku me daye wan jî (di riya Xwedê de) xerc dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij houden zich er verre van op hun zijden op hun rustplaatsen te liggen, maar roepen hun Heer aan in vrees en begeerte en geven bijdragen van wat Wij hun voor hun levensonderhoud geven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die hunne lichamen van hunne bedden opheffen, onder het aanroepen van hunnen Heer met vrees en hoop; die aalmoezen uitdeelen van hetgeen wij hun hebben geschonken.

Hollandaca — Siregar

Hun zijden mijden de slaapplaatsen, zij roepen hun Heer aan, vrezend en hopend. En zij geven uit van dat waar Wij hun mee voorzagen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Удаляются [поднимаются] бока их [верующих] от их лож [постелей] (когда они совершают ночные молитвы), моля Господа своего испытывая страх (пред Его наказанием) и надеясь (на Его щедрое вознаграждение) и из того, чем Мы наделили их [из дозволенного имущества], расходуют (на пути Аллаха, как обязательную и добровольную милостыню).

Rusça — Osmanov

те, которые оставляют ложе, чтобы воззвать к Господу своему в страхе и надежде, и тратят [на благие дела] из того, чем Мы их наделили.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de som avstår från sömn för att med fruktan och hopp åkalla sin Herre och som ger åt andra av det som Vi har skänkt dem för deras försörjning.