← Sureler

Mushaf — 293. Sayfa

‹
/ 604
›
17. İsra Suresi

Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

وَبِالْحَقِّ اَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

ve bi l-Haḳḳi enzelnāhu ve bi l-Haḳḳi nezele ve mā erselnāke illā mubeşşiran ve neƶīran

Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ۫ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْزِيلًا

ve ḳur'ānen feraḳnāhu li teḳraehu ǎlā n-nāsi ǎlā mukṧin ve nezzelnāhu tenzīlen

De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar."

قُلْ اٰمِنُوا بِهِ اَوْ لَا تُؤْمِنُوا اِنَّ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهِ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًا

ḳul āminū bihi ev lā tu'minū inne (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme min ḳablihi iƶā yutlā ǎleyhim yeḣirrūne li l-eƶḳāni succeden

"Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler.

وَيَقُولُونَ سُبْحَانَ رَبِّنَا اِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا

ve yeḳūlūne subHāne rabbinā in kāne veǎ'du rabbinā le mef'ǔlen

Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.

وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا

ve yeḣirrūne li l-eƶḳāni yebkūne ve yezīduhum ḣuşūǎn

De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.

قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَ اَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَبِيلًا

ḳuli d'ǔ (a)llahe evi d'ǔ r-raHmāne eyyen mā ted'ǔ fe lehu l-esmā'u l-Husnā ve lā techer bi Salātike ve lā tuḣāfit bihā ve bteği beyne ƶālike sebīlen

"Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.

وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا

ve ḳuli l-Hamdu li (a)llahi elleƶī lem yetteḣiƶ veleden ve lem yekun lehu şerīkun fī l-mulki ve lem yekun lehu veliyyun mine ƶ-ƶulli ve kebbirhu tekbīran

18. Kehf Suresi

Hamd, kuluna Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah'a mahsustur.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا

l-Hamdu li (a)llahi elleƶī enzele ǎlā ǎbdihi l-kitābe ve lem yec'ǎl lehu ǐvecen

(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.

قَيِّمًا لِيُنْذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِنْ لَدُنْهُ وَيُبَشِّرَ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا حَسَنًا مَاكِثِينَ فِيهِ اَبَدًا وَيُنْذِرَ الَّذِينَ قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًا

ḳayyimen li yunƶira be'sen şedīden min ledunhu ve yubeşşira l-mu'minīne (e)lleƶīne yeǎ'melūne S-SāliHāti enne lehum ecran Hasenen / mākiṧīne fīhi ebeden / ve yunƶira (e)lleƶīne ḳālū tteḣaƶe (a)llahu veleden