Onlar şöyle derler: "Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!"

وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاءُ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلِينَ

ve ḳālū l-Hamdu li (a)llahi elleƶī Sadeḳanā veǎ'dehu ve evraṧenā l-erDe netebevveu mine l-cenneti Hayṧu neşā'u fe niǎ'me ecru l-ǎāmilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve derler
2الْحَمْدُl-Hamduح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.hamdolsun
3لِلّٰهِli (a)llahiAllah'a
4الَّذِيelleƶī"o ki;"
5صَدَقَنَاSadeḳanāص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.bize yerine getirdi
6وَعْدَهُveǎ'dehuو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)verdiği sözünü
7وَاَوْرَثَنَاve evraṧenāو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakve bizi varis kıldı
8الْاَرْضَl-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyurda
9نَتَبَوَّاُnetebevveuب و اGeri döndü, geri geldi/gitti, üzerine aldı/taşıdı, yüklendi/yük altına girdi, bunun ikamet yeri oldu, sorumlu/hesap verebilir/mesul oldu, eşit/benzer, denk/eş, dinlendi/kaldı, onu bir konuta yerleştirdi, mubawwa: bir konut, kalacak yer, yerleşim yeri, tabawwa: bir yeri konut edinmek veya yapmak.oturacağımız
10مِنَmine(-ten)
11الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennet
12حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyerinde
13نَشَاءُneşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğimiz
14فَنِعْمَfe niǎ'meن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ne güzeldir
15اَجْرُecruا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karücreti
16الْعَامِلِينَl-ǎāmilīneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatçalışanların

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar da hamd Allah'a ki derler, bize vaadettiğini gerçekleştirdi ve cennetten, dilediğimiz yerde konaklamamız için bu yeri mîras verdi bize; ne de güzeldir iyi işlerde bulunanların mükâfâtı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar da hamd Allahʼa ki derler, bize vaadettiğini gerçekleştirdi ve cennetten, dilediğimiz yerde konaklamamız için bu yeri mîras verdi bize; ne de güzeldir iyi işlerde bulunanların mükâfâtı.

Adem Uğur

Onlar: Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah'a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfatı ne güzelmiş! derler.

Ahmed Hulusi

(Cennetlikler) dediler ki: "Hamd o Allah'a ki, vaadini gerçekleştirdi ve bizi şu arza (ortama) varis kıldı. . . Cennetten dilediğimiz makamda yaşıyoruz. . . (İmanın gereğini) uygulayanların karşılığı ne güzelmiş!"

Ahmet Tekin

Onlar da: 'Bize verdiği söze sadık olan ve bizi, Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde dilediğimiz yerinde ebediyyen oturacağımız bu cennet yurduna vâris yapan Allah’a hamdolsun. Sorumluluğunu bilerek amacına uygun, devamlı amel edenlerin mükâfatı ne güzelmiş.' derler.

Ahmet Varol

(Cennetlikler) de şöyle derler: 'Bize verdiği sözünü yerine getiren ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamdolsun ki; cennetten dilediğimiz yere konaklayabiliyoruz. Çalışanların ecirleri ne güzelmiş!'

Ali Bulaç

(Onlar da) Dediler ki: "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir."

Ali Fikri Yavuz

(Cennetlik olanlar şöyle) derler: “ - Hamd olsun o Allah’a ki, bize olan vaadini yerine getirdi; ve bizi cennet yerine mirascı kıldı, cennetde istediğimiz yere konuyoruz. İşte (dünyada Allah için güzel) amel işliyenlerin mükâfatı ne iyi!...”

Ali Rıza Safa

Şöyle diyecekler: "Bize verdiği söze bağlı kalan ve bizi bu yere kalıtçı yapan Allah'a övgüler olsun! Çalışanların ödülü ne güzelmiş!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Bize verdiği sözü yerine getiren, bizi dilediğimiz yerinde konaklayacağımız bu cennet yurduna varis kılan Allah'a hamdolsun. İman edip iyi amelde bulunanların ödülü ne güzelmiş!" derler.

Bekir Sadak

Onlar: «Bize verdigi sozde duran ve bizi bu yere varis kilan Allah'a hamdolsun. Cennettte istedigimiz yerde oturabiliriz. Yararli is isleyenlerin ecri ne guzelmis!» derler.

Celal Yıldırım

Onlar da: Hamd O Allah'a ki verdiği sözü bize gerçekleştirdi; bizi bu yere vâris kıldı ki Cennet'te istediğimiz yerde eyleşip oturabiliyoruz. iyi-yararlı amellerde bulunanların mükâfatı ne güzeldir!.

Diyanet İşleri

Onlar şöyle derler: "Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!"

Diyanet İşleri (eski)

Onlar: 'Bize verdiği sözde duran ve bizi bu yere varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Yararlı iş işleyenlerin ecri ne güzelmiş!' derler.

Diyanet Vakfi

Onlar: Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah'a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfatı ne güzelmiş! derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar da: «Hamdolsun o Allah'a ki, bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz» derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel işleyenlerin!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki, bize verdiği sözü gerçekleştirdi ve bizi bu yere varis kıldı; cennette istediğimiz yerde makam tutuyoruz." diyecekler. Bak, artık o iş yapanların mükafatı ne güzel!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar da: "Hamd, o Allaha ki bize va'dini doğru çıkardı ve bizi Arza varis kıldı, Cennetten istediğimiz yerde makam tutuyoruz" dedikleri vakıt... bak artık ne güzeldir ecri o amillerin

Erhan Aktaş

Onlar da: "Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren Allah'a özgüdür. Bizi bu yere varis kıldı. Cennet'te istediğimiz yerde kalabiliyoruz. Çalışanların ödülü ne güzel." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar da: "Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren Allah'a özgüdür. Bizi bu yere varis kıldı. Cennet'te istediğimiz yerde kalabiliyoruz. Çalışanların ödülü ne güzel." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar da: "Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren Allah'a özgüdür. Bizi bu yere varis kıldı. Cennet'te istediğimiz yerde kalabiliyoruz. Çalışanların ödülü ne güzel." derler.

Fizilal-il Kuran

Onlar: «Bize verdiği sözde duran ve bizi buraya yerleştiren Allah'a hamd olsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Yararlı iş işleyenlerin ücreti ne güzelmiş!» derler.

Gültekin Onan

(Onlar da) Dediler ki: "Bize olan vaadinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Tanrı'ya hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir!"

Hamdi Döndüren

Onlar da, “Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah’a hamd olsun! Çalışanların ücreti ne güzeldir!” derler.

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Bize (cennet) va'dinde saadık olan, bizi, cennetden neresini dilersek konmak üzere bu yere mirascı yapan Allaha hamdolsun, (İyi) amel (ve hareket) de bulunanların mükafatı ne güzel"!

Hasib Asutay

(Cennettekiler de) 'Bize verdiği sözü yerine getiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a hamd olsun. Salih amel işleyenlerin mükâfatı ne güzelmiş! ' derler.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (onlar da): 'Hamd, O Allah’a mahsustur ki, va'dini bize doğru çıkardı ve bizi bu yere vâris kıldı, Cennetten istediğimiz yerde otururuz' derler. Artık (sâlih)amel işleyenlerin mükâfâtı ne güzeldir!

İbni Kesir

Onlar da dediler ki: Bize vaadinde sadık olan ve bizi yeryüzüne varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Çalışanların ecri ne de güzeldir.

Mehmet Okuyan

Onlar da “Bize verdiği sözde duran ve bizi dilediğimiz yerinde yerleş(ip otura)cağımız bu cennet yurduna mirasçı kılan Allah’a hamdolsun! İyi işler yapanların ödülü ne güzelmiş!” diyecektir.

Muhammed Esed

Onlar da: "Bize verdiği sözü yerine getiren ve bu (esenlik) alanını yaptıklarımızın karşılığı olarak bize bağışlayan, böylece cennette dilediğimiz şekilde yerleşmemizi sağlayan Allah'a hamdolsun!" diyeceklerdir. Ve (Allah yolunda) çaba sarf edenlerin mükafatı ne yüce, ne üstün olacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Onlar da şöyle mukabele edecekler: "Bize olan vaadini gerçekleştiren, bizi bu uçsuz bucaksız mekana varis kılan ve bizi cennette dilediğimiz yere yerleştirecek olan Allah'a hamd olsun!" İşte, çalışıp çabalayanların ödülü böylesine muhteşemdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar da) Dediler ki: «Hamd Allah'a mahsustur ki, bizim için vaadini yerine getirdi ve bizi (bu yere) varis kıldı.» Cennetten dilediğimiz yerde ikâmet ediveririz. Artık ne güzeldir, (güzel) amel edenlerin mükâfaatı!

Ömer Öngüt

Onlar da derler ki: "Bize verdiği sözü yerine getiren ve bizi cennete vâris kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz. (Allah için) çalışanların mükâfatı ne güzelmiş!"

Suat Yıldırım

Onlar şöyle karşılık verirler: "Hamd-ü senalar olsun o Allah’a ki sözünde durdu ve dilediğimiz yerinde oturacağımız şekilde bizi cennete yerleştirdi. Çalışanların mükafatları ne güzelmiş!"

Süleyman Ateş

(Cennettekiler de:) "Bize verdiği sözü yerine getiren ve bizi dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna varis kılan Allah'a hamdolsun. (Allah için) çalışanların ücreti ne güzeldir!" demişlerdir.

Süleymaniye Vakfı

Cennetlikler de şöyle derler: "Her şeyi mükemmel yapmak, bize verdiği sözü tutan ve bu yeri bize veren Allah'a özgüdür. (Bize verilen) Cennette istediğimiz yere yerleşeceğiz. Güzel işler yapanların ödülü ne güzelmiş!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cennete girenler şöyle derler: "Bize verdiği sözü tutan Allah, her şeyi güzel yapar. Bu yeri bize verdi. Cennetin istediğimiz yerine yerleşeceğiz. Çalışanların aldığı ödül ne güzelmiş!"

Şaban Piriş

Onlar da şöyle karşılık vermişlerdir: Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennetten dilediğimiz yere yerleştiren, dünyaya mirasçı yapan Allah'a hamdolsun! Çalışanların ödülü ne güzeldir!

Tefhim-ul Kuran

(Onlar da) Dediler ki: «Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.»

Ümit Şimşek

Onlar 'Verdiği sözü yerine getiren ve bizi buraya yerleştiren Allah'a hamd olsun,' derler. 'Artık Cennetin dilediğimiz yerinde otururuz.' İşte, çalışanlar için ne güzel ödül!

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar da şöyle derler: "Hamd olsun o Allah'a ki bize vaadini yerine getirdi, bizi yeryüzüne mirasçılar yaptı. İşte cennetten istediğimiz yerde konaklıyoruz. İş yapıp değer üretenlerin ödülü ne de güzelmiş!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar deyəcəklər: “Bizə verdiyi vədini yerinə yetirən və bizi bu yerə varis edən Allaha həmd olsun! Biz Cənnətin istədiyimiz yerində sakin oluruq. Yaxşı əməl sahiblərinin mükafatı necə də gözəldir!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar isə: ″Bizə verdiyi vəʼdini yerinə yetirmiş və bizi bu yerə varis etmiş Allaha həmd olsun! Biz Cənnətin istədiyimiz yerində sakin oluruq. (Dünyada yaxşı) əməllər edənlərin mükafatı necə də gözəldir!″ – deyəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden sagen: ʺGepriesen sei Gott, Der Seine uns gegebene Verheißung wahrhaftig erfüllt und uns als Erben auf dem Boden des Paradieses eingesetzt hat, daß wir uns dort aufhalten, wo wir möchten. Welch vortreffliche Belohnung für die Rechtschaffenen, die gute Werke verrichtet haben!

Almanca — Der Edle Quran

Und sie werden sagen: ʺ(Alles) Lob gehört Allah, Der Sein Versprechen an uns gehalten und uns die Erde zum Erbe gegeben hat, so daß wir uns im (Paradies)garten aufhalten können, wo immer wir wollen! Wie trefflich ist der Lohn derjenigen, die (gut) handeln!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie werden sagen: ʺAlles Lob gebührt Allah, Der Seine Verheißung an uns erfüllt hat und uns die (Paradies-) Landschaft zum Erbe gegeben hat, so daß wir im Paradies wohnen können, wo immer es uns gefällt.ʺ Wie schön ist also der Lohn derer, die (dafür) vorgesorgt haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie sagten: ʺAlhamdulillah: Alles Lob gebührt ALLAH, Der uns Sein Versprechen erfüllte und uns die Erde erben ließ. Wir lassen uns in der Dschanna nieder, wo wir wollen.ʺ Und was für eine erfreuliche Belohnung für die Tuenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Having now obtained the ultimate of their desires, those admitted to Paradise will say: "Our bosoms surge and answer thanks to Allah to Whom we extol the glorious attributes for the fulfillment of His promise at the time He saw fit; He conferred on us the heritage of the Paradisiacal and the supremely blest land to occupy any part as we will" How excellent is the reward of those who exert themselves for a truthful end and the heart of their purpose be Allah's purpose.

Abdul Haleem

and they will say, ‘Praise be to God who has kept His promise to us and given us this land as our own. Now we may live wherever we please in the Garden.’ How excellent is the reward of those who labour!

Abdullah Yusuf Ali

They will say: "Praise be to Allah, Who has truly fulfilled His Promise to us, and has given us (this) land in heritage: We can dwell in the Garden as we will: how excellent a reward for those who work (righteousness)!"

Abul A'la Maududi

They will say: "All thanks and praise be to Allah Who has made His promise to us come true, and Who gave us the earth to inherit. We may now dwell in Paradise wherever we please." How excellent is the reward of those who laboured!

Aisha Bewley

They will say, ‘Praise be to Allah Who has fulfilled His promise to us and made us the inheritors of this land, letting us settle in the Garden wherever we want. How excellent is the wage of those who work!’

Al-Hilali & Khan

And they will say: "All the praises and thanks be to Allâh Who has fulfilled His Promise to us and has made us inherit (this) land. We can dwell in Paradise where we will; how excellent a reward for the (pious, good) workers!"

Ali Quli Qarai

They will say, ‘All praise belongs to Allah, who has fulfilled His promise to us and made us heirs to the earth, that we may settle in paradise wherever we may wish!’ How excellent is the reward of the workers [of righteousness]!

Amatul Rahman Omar

They will say, `All true and perfect praise belongs to Allâh alone Who has fulfilled His promise made to us; and has allowed us to inherit the land enabling us to dwell in Paradise wherever we please. ' How excellent is the reward of the doers of (righteous) deeds!

Arthur John Arberry

And they shall say, 'Praise belongs to God, who has been true in His promise to us, and has bequeathed upon us the earth, for us to make our dwelling wheresoever we will in Paradise. ' How excellent is the wage of those that labour!

Bijan Moeinian

They will chant: "Praise the Lord Who fulfilled His promises: He made us inherit the earth and now letting us enjoy His Paradise. " What an excellent reward for the righteous ones.

E. Henry Palmer

and they shall say, ' Praise be to God, who hath made good His promise to us, and hath given us the earth to inherit! We establish ourselves in Paradise wherever we please; and goodly is the reward of those who work!'

Edip-Layth

They said, "Praise be to God who has fulfilled His promise to us, and He made us inherit the earth, enjoying Paradise as we please. What a beautiful recompense for the workers!"

George Sale

And they shall answer, praise be unto God, Who hath performed his promise unto us, and hath made us to inherit the earth, that we may dwell in paradise whereever we please! How excellent is the reward of those who work righteousness!

Hamid S. Aziz

And they shall say, "All praise is due to Allah, Who has made good to us His promise, and He has given us this land as a heritage; we may dwell in the Garden where we please; so goodly is the reward of the workers.

Mahmoud Ghali

And they will say, "Praise be to Allah, Who has sincerely (made good) His promise to us and has made us inherit the earth for us, to make our location in the Garden where we decide. So how favorable is the reward of the (good) doers."

Marmaduke Pickthall

They say: Praise be to Allah, Who hath fulfilled His promise unto us and hath made us inherit the land, sojourning in the Garden where we will! So bounteous is the wage of workers.

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "All praise be to God Who has fulfilled the promise He had made to us, and bequeathed to us this land for dwelling in the garden wheresoever we like. " How excellent the recompense for those who act!

Muhammad Asad

And they will exclaim: "All praise is due to God, who has made His promise to us come true, and has bestowed upon us this expanse [of bliss] as our portion, so that we may dwell in paradise as we please!" And how excellent a reward will it be for those who laboured [in God’s way]!

Mustafa Khattab

The righteous will say, "Praise be to Allah Who has fulfilled His promise to us, and made us inherit the ˹everlasting˺ land[1] to settle in Paradise wherever we please." How excellent is the reward of those who work ˹righteousness˺!

Progressive Muslims

And they said: "Praise be to God who has fulfilled His promise to us, and He made us inherit the Earth, enjoying Paradise as we please. What a beautiful recompense for the workers!"

Sahih International

And they will say, "Praise to Allah, who has fulfilled for us His promise and made us inherit the earth [so] we may settle in Paradise wherever we will. And excellent is the reward of [righteous] workers."

Sam Gerrans

And they will say: “Praise belongs to God who has fulfilled for us His promise and made us inherit the earth — we may settle in the Garden wheresoever we will!” And excellent is the reward of the workers!

Shabbir Ahmed

And they will say, "All Praise is due to Allah Who has fulfilled His Promise unto us, and made us inherit the land. We can live in beautiful dwellings of our choice in this Garden." So Bounteous is the reward of the sincere workers! (24:55), (33:27).

Syed Vickar Ahamed

And they will say: "All Praises (and thanks) be to Allah, Who has truly fulfilled His Promise to us, and has given us (this) land in return: We can live in the Garden like we will: How excellent a reward for those who work (righteously)!"

Taqi Usmani

And they will say, "AlHamdulillāh : Praise belongs to Allah who made His promise come true for us, and made us inherit the territory, so as we can dwell anywhere we wish in Jannah (Paradise) . So, excellent is the reward of those who did (good) deeds.

The Monotheist Group

And they said: "Praise be to God who has fulfilled His promise to us, and He made us inherit the land, enjoying the Paradise as we please. What a beautiful recompense for the workers!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils diront: ʺLouange à Allah qui nous a tenu Sa promesse et nous a fait hériter la terre! Nous allons nous installer dans le Paradis là où nous voulonsʺ. Que la récompense de ceux qui font le bien est excellente!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew dibêjin: Hemd ji Xweda re be ku peymana daye me bi cih anî û em kirin mîratgirên bihiştê ku cihê em bivên li wir cihwar bin. Vêca padaşa xebatkaran çi qas rind e!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij zullen antwoorden: Geloofd zij God, die zijne belofte heeft vervuld en ons de aarde heeft doen erven, opdat wij in het paradijs zouden wonen, waar het ons behaagt. Hoe uitmuntend is de belooning van hen, die rechtvaardigheid uitoefenen!

Hollandaca — Siregar

En zij zullen zeggen: ʺAlle lof zij Allah Die Zijn belofte aan ons heeft vervuld en Die ons de aarde heeft doen erven. En wij verblijven in het Paradijs zoals wij willen.ʺ Het is de beste beloning voor de verrichters van het goede.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И скажут они [верующие] (когда увидят то, что уготовал для них Господь их в Раю): «Хвала Аллаху, Который исполнил Свое обещание (которое Он дал через Своих посланников о том, что верующих и покорных Ему ожидает такая награда и почет) и дал нам в наследство (райскую) землю. Мы будем поселяться в Раю, где пожелаем». И как прекрасна награда трудившихся [тех, кто усердствовал в повиновении своему Господу]!

Rusça — Osmanov

Они ответят: ʺХвала Аллаху, который верен Своему обещанию и дал нам во владение землю. Мы поселимся в раю там, где пожелаемʺ. Как прекрасна награда тем, кто творит [добро]!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de (saliga) skall säga: ʺLåt oss lova och prisa Gud, som har uppfyllt Sitt löfte och gett oss (detta) land till arvedel, (denna) lustgård där vi får slå oss ned var vi har lust!ʺ Ja, makalös är den belöning (som är förberedd) för dem som arbetar och strävar (för Guds sak)!