(Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
وَمَا اُو۫تِيتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَزِينَتُهَا وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰى اَفَلَا تَعْقِلُونَ
ve mā ūtītum min şey'in fe metāǔ l-Hayāti d-dunyā ve zīnetuhā ve mā ǐnde (a)llahi ḣayrun ve ebḳā e fe lā teǎ'ḳilūne
Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
اَفَمَنْ وَعَدْنَاهُ وَعْدًا حَسَنًا فَهُوَ لَاقِيهِ كَمَنْ مَتَّعْنَاهُ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مِنَ الْمُحْضَرِينَ
e fe men veǎdnāhu veǎ'den Hasenen fe huve lāḳīhi ke men metteǎ'nāhu metāǎ l-Hayāti d-dunyā ṧumme huve yevme l-ḳiyāmeti mine l-muHDerīne
Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla!
وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذِينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ
ve yevme yunādīhim fe yeḳūlu eyne şurakāiye (e)lleƶīne kuntum tez'ǔmūne
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
قَالَ الَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذِينَ اَغْوَيْنَا اَغْوَيْنَاهُمْ كَمَا غَوَيْنَا تَبَرَّأْنَا اِلَيْكَ مَا كَانُوا اِيَّانَا يَعْبُدُونَ
ḳāle (e)lleƶīne Haḳḳa ǎleyhimu l-ḳavlu rabbenā hā'ulā'i (e)lleƶīne eğveynā eğveynāhum ke mā ğaveynā teberra'nā ileyke mā kānū iyyānā yeǎ'budūne
Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
وَقِيلَ ادْعُوا شُرَكَاءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُمْ وَرَاَوُا الْعَذَابَ لَوْ اَنَّهُمْ كَانُوا يَهْتَدُونَ
ve ḳīle d'ǔ şurakā'ekum fe deǎvhum fe lem yestecībū lehum ve raevu l-ǎƶābe lev ennehum kānū yehtedūne
Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla."
وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ مَاذَا اَجَبْتُمُ الْمُرْسَلِينَ
ve yevme yunādīhim fe yeḳūlu māƶā ecebtumu l-murselīne
O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ الْاَنْبَٓاءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَاءَلُونَ
fe ǎmiyet ǎleyhimu l-enbā'u yevmeiƶin fe hum lā yetesā'elūne
Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
فَاَمَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَعَسٰٓى اَنْ يَكُونَ مِنَ الْمُفْلِحِينَ
fe emmā men tābe ve āmene ve ǎmile SāliHen fe ǎsā en yekūne mine l-mufliHīne
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ وَيَخْتَارُ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
ve rabbuke yeḣluḳu mā yeşā'u ve yeḣtāru mā kāne lehumu l-ḣiyeratu subHāne (a)llahi ve teǎālā ǎmmā yuşrikūne
Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
وَرَبُّكَ يَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ
ve rabbuke yeǎ'lemu mā tukinnu Sudūruhum ve mā yuǎ'linūne
O, Allah'tır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.
وَهُوَ اللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ لَهُ الْحَمْدُ فِي الْاُو۫لٰى وَالْاٰخِرَةِ وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
ve huve (a)llahu lā ilāhe illā huve lehu l-Hamdu fī l-ūlā ve l-āḣirati ve le hu l-Hukmu ve ileyhi turceǔne