ح و ش (ḪWŞ)
H-ş-y
Ebû Ubeyde der ki: Bu bir tenzih ve istisnadır. Ebû Alî el-Fesevî (ra) ise şöyle der: حَاشَ , isim değildir; zira: Harf-i cer, bu tür ifâdelerin başında bulunmaz; harf de değildir; çünkü, harfin muda’af olmayan kısmı hazf olunmaz: حَاشَ ve حَاشَى denir.
Kimileri de حَاشَ yi, kendi başına bir madde saymış ve bu, حَوْش yani: وَحْش kelimesinden geldiğini ileri sürmüşlerdir. حُوشِيُّ الْكَلاَم (Sözün ilginç, garip olanı) da bu köktendir. Kimisi de, حَوْش cinlerin kahramanları olup, avın vahşiliği ona nispet edilmiştir der. أحَشْتَهُ ifâdesi de, ava her iki taraftan yanaşıp onu ağ üzerine sürmektir.
اِحْتَوَشُوهُ ve تَحَوَّشُوهُ : Avı, her taraftan sarmak demektir. حَوْش kelimesi ise, insanın, yemeğin kenarından yemesini anlatır. Bazıları da, bunu حَشَى fiilinden maklub saymışlardır. حَاشِيَة de bu köktendir. Şair şöyle der:
127- وَمَا أُحَاشِي مِنَ اْلأقْوَامِ مِنْ أحَدٍ
127- Topluluklardan birini bir kimseden üstün tutmam.
Sanki şöyle demektedir: Kimseyi kimsenin önüne koyup, senin onun üzerinde üstünlüğün olduğunu istisna etmem. Şair şöyle der:
128- وَلاَ يَتَحَشَّى اْلفَحْلُ إنْ أَعْرَضَتْ بِهِ
وَلاَ يَمْنَعُ الْمِرْبَاعَ مِنْهُ فَصِيلُهَا
128- Damızlık ona rastladığında aldırmaz,
Onun dörtte birini torunu alıkoymaz.
Burada bir insan cömertlikle betimlenmekte ve onun yedirdiği, önüne gelen damızlık deveyi ve diğerini kestiği belirtilmektedir.