ح ص د (ḪṦD̃)
H-s-d
حَتَّىَ إِذَا أخَذَتِ اْلأرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّنَتْ وَظَنَّ أهْلُهَا أنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَا أتَاهَا أمْرُنَا لَيْلاً أوْ نَهَاراً فَجَعَلْنَاهَا حَصِيداً كَأنْ لَمْ تَغْنَ بِاْلأمْسِ Dünya hayatı şuna benzer: Biz gökten su yağdırdık, su sayesinde yörenin çeşitli bitkileri birbirine karıştı, insanların yiyeceği bitkiler ile hayvanların yiyeceği bitkiler iç içe girdi. Sonunda bu yöre süsünü takındı, alabildiğine güzelleşti, yöre halkı da bu ürünleri artık ellerine geçirilmiş sayıyorlardı. Derken emrimiz ona gece veya gündüz geldi, onu, dün hiçbir şey değilmiş gibi, biçilip atılmış bir hâle getirdi (10/Yûnus 24); bu ise, zamanı gelmeden yapılan hasattır ve ekinin kırılması anlamına gelir.
حَصَدَهُمُ السَّيْفُ Kılıç onları biçti deyimi de bundan alınmış bir istiâredir. Yüce Allah’ın: مِنْهَا قَآئِمٌ وَحَصِيدٌ Bu şehirlerin kimisi hâlâ duruyor, kimisi de biçilmiş ekin tarlasına dönüşmüştür (11/Hûd 100) âyeti ise, biçilmiş demektir ve: فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُوا Böylece, zalimler güruhunun arkası kesildi/soyu kurudu (6/En’âm 45) âyetinde işaret edilen durumları anlatmaktadır.
وَحَبَّ الْحَصِيدِ Ve biçilecek taneli ekinler bitirdik (50/Kâf 9) âyetinde geçen de gıda olarak kullanılan maddelerin hasadıdır. Peygamber (sas): وَهَلْ يَكِبُّ النَّاسَ عَلىَ مَنَاخِرِهِمْ فِي النَّارِ إلاََّ حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ İnsanları burunları üstünde ateşe atan dillerinin hasatlarından başkası değildir, sözü ise, bir istiâredir.
حَبْلٌ مُحْصَدٌ /sağlam yapılı ip, دِرْعٌ حَصْدَاءُ /sağlam zırh, شَجَرَةٌ حَصْدَاءُ /bol yapraklı ağaç deyimleri de bundandır. تَحَصَّد القَوْمُ / ifâdesi ise, birbirini güçlendirdi demektir.