ح ج ب (ḪCB)
H-c-b
Ayrıca Allah buyurur ki: وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلاَّ وَحْياً أوْ مِنْ وَرَاء حِجَابٍ Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasında konuşur (42/Şûrâ 51); yani: kendisiyle konuşulan ve kendisine tebliğ yapılan kişinin görmeyeceği şekilde. Yüce Allah’ın: حَتَّى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ Atlar koşup perde arkasından kayboldular (38/Sâd 32) sözü ise, güneşin, batmak suretiyle gözlerden kaybolmasıdır.
حَاجِب ise, sultana ulaşmaya engel olandır. Baştaki حَاجِبَانِ iki kaş ise, gözleri korumaları açısından birer hacip görevi görmelerindendir. Güneşin hacibi, hacibin sultan önünde yürümesi gibi, ondan önce görünmesindendir. Allah buyurur ki: كَلا إِنَّهُمْ عَنْ ربِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ Hayır. şüphesiz onlar o gün, Rabblerinden mahcup kalacaklardır (83/Mutaffifin 15) sözüne gelince, فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ Bu sırada aralarına kapısı olan bir duvar çekilir (57/Hadîd 13) âyetinde işaret edilen nurun onlardan uzak tutulmasıdır.