Sözlük

ح و ر (ḪWR)

H-v-r

حَوْر : Bizzat veya düşünce yönünden tereddüt etmektir. Yüce Allah’ın: إِنَّهُ ظَنَّ أَنْ لَنْ يَحُورَ Asla dönmeyeceğini sanmıştı (84/İnşikâk14) sözü, asla diriltilmeyecek, demektir. Bu da Yüce Allah’ın: زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا أنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ İnkar edenler, diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hayır, Rabbime And olsun ki, mutlaka diriltileceksiniz (64/Teğâbun 7) sözü gibidir.

حَارَ الْمَاءُ فِي الْغَدِيرSu kuyuda dolaştı, حَارَ فِي أَمْرِهِ : İşinde şaşkınlığa düştü, demektir. Makaranın etrafında döndüğü çubuğa da مِحْوَر denir. Bu açıdan: سَيْرُ السَّوَانِي أبَدًا لاَ يَنْقَطِعُ /Saniyelerin yürüyüşü bitmez bir yolculuktur, denmiştir. Buradaki سَوَانِي kelimesi سَانِيَة ’nin çoğuludur. Saniye de su taşımak için kullanılan dişi deve veya sığırdır.

مَحَارَةُ اْلأُذُن ise, kulağın dış görünüşünü oluşturan kepçesidir. Suyun toplandığı yerdeki dolanmasına benzetme yapılmıştır; çünkü, kulakta sesin, suyun toplandığı yer gibi toplandığı düşünülmüştür. اَلْقَوْمُ فِي حَوْرٍ : Yani: Topluluk, gittikçe geriye doğru gidiyor.

Peygamberin: اَلْحَوْرِ بَعْدَ الْكَوْرِ ’den Allah’a sığınırım, sözü ise: Bir işte ilerledikten sonra tekrar başa dönmek ya da bir şeyi arttırdıktan sonra azaltarak başa dönmek, demektir. Bu anlamda: حَارَ بَعْدَ مَا كَارَ denir.

مُحَاوَرَة ve حِوَار : Sözde karşılıklı konuşmadır. تحَاوُر de bu anlamdadır. Allah buyurur ki: وَاللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَا Allah sizin karşılıklı konuşmanızı dinleyendir (58/Mücâdele 1). Kendisiyle konuştum fakat bana bir حَوَارا veya حَوِيرا ya da مَحْوَرَة vermedi; yani: Cevap. مَا يَعِيشُ بِأَحْوَرَ de: Yani: Kendine dönen bir akılla yaşamıyor, demektir.

Yüce Allah’ın: حُورٌ مَقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ O kadınlar ceylân gözlüdürler ve çadırlarının dışına hiç çıkmazlar (55/Rahmân 72); وَحُورٌ عِينٌ Onlara iri gözlü huriler sunulur (56/Vakıa 22) sözünde geçen حُورٌ ise, أَحْوَرُ ve حَوْرَاءُ ’ın çoğuludur. حَوَر de; deniyor ki: Gözdeki siyahın içinde küçük beyazlığın iyice gözükmesidir. أَحْوَرَتْ عَيْنُهُ da bu anlama gelir. Bu, gözün güzelliğinin en mükemmel şeklidir.

حَوَّرْتُ الشَّيْءَ : Bir şeyi beyazlaştırmak ve yuvarlaklaştırmaktır. اَلْخُبْزُ الْحُوَّارَى deyimi de bundandır. حَوَارِيوُّنَ : Hz. İsa’nın yardımcılarıdır. Kimisi, onların boyacı oldukları, kimisi ise, avcı olduklarını söylemiştir. Bazı âlimler de: Havariler adını almalarının nedeni, Yüce Allah’ın: إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيراً Ey Peygamberin ev halkı şüphesiz Allah sizden pisliği giderip sizi tertemiz yapmak ister (33/Ahzâb 33) sözünde işaret edilen Dîn ve İlmi dile getirmekle insanların gönüllerini temizlemeleridir.

Müellif der ki: Onların boyacı olduklarını söylenmesi, temsil ve teşbih bağlamındadır. İnsanların geneli arasında el üstünde tutulan mesleki gerçekleri bilme konusunda uzmanlaşmamış kişiler için bu sıfat düşünülür.

Müellif der ki: Havarilere, avcılar denmesinin nedeni, insanların nefislerini şaşkınlık içinde avlamaları ve onları hakka götürmeleridir.

Peygamber buyurur ki: اَلزُّبَيْرُ ابْنُ عَمَّتِي وَحَوَارِيَّ Zübeyr, halamın oğlu ve havarimdir. Yine buyurur ki: لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيٌّ وَحَوَارِيَّ الزُّبَيْرُ Her peygamberin bir havarisi vardır; benim havarim de Zübeyr’dir. Bu, onların yardımcı olmaları özellikleri açısından bir benzetmedir; zira Yüce Allah şöyle buyurmuştur: مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?, dediğinde, Havarilerin: Allah yolunun yardımcıları biziz, demeleri gibi (61/Saf 14).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →