ح ف ف (ḪFF)
H-f-f
Şair şöyle der:
117- لَهُ لَحَظَاتٌ فِي حَفَافِي سَرِيرُهُ
117- Onun birtakım anları vardır ki, başı benim kanatlarımdadır.
Burada geçen حَفَافِي kelimesinin çoğulu, أحِفَّة ‘dir. Allah buyurur ki: وَحَفَفْنَاهُمَا بِنَخْلٍ İki bağını da hurma ağaçları ile çevirmiştik (18/Kehf 32).
فُلاَنٌ فِي حَفَف مِنَ الْعَيْشِ : Falan kişi darlıktadır demektir. Bu ifâdede kişi sanki yaşamanın kenarına, bir yanına düşmüştür. O, yaşamanın vasıtası içindedir sözü ise, bunun zıddıdır.
مَنْ حَفَّنَا أوْ رَفَّنَا فَلْيَقْتَصِد Bizi bağrına basan veya barındıran iktisatlı olsun deyimi, kaybolan yükümüzü hafifletir demektir.
Ağaç ve kanadın حَفِيف ’i, onların sesleridir. Bu onların seslerini taklit etmektir. حَفّ ise, dokumacının aletidir. Bu adı almasının nedeni, aletten duyulan sestir; bu da o aletin çalışırken çıkardığı sesidir.