ص و ت (ṦWT)
S-v-t
Sözlü olmayan ses, ney çalanın/neyzenin sesi gibi. Onun sözü, ya tek veya birleşiktir; tıpkı kelâm türlerinden biri gibi. Allah buyurur ki: يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُ وَخَشَعَتِ الْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا : O gün davetçiye hiçbir yana sapmadan uyacaklar. Öyle ki, Rahmân’ın heybetinden sesler kısılmıştır; artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin (20/Tâhâ 108); إِنَّ أَنْكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ : Seslerin en çirkini eşeklerin sesidir (31/Lokmân 19); يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ : Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin (49/Hucurât 2). Âyette nehyin savt/sesle tahsis edilmesi, nutk ve kelâm’dan daha geniş kapsamlı olduğu içindir. Hz. Peygamber’e karşı kelâmı değil, sesi yükseltmenin kötü olmasından dolayı yasağın onunla tahsis edilmiş olması da mümkündür.
رَجُلٌ صَيِّتٌ : Yüksek sesi olan adam. صَائِتٌ : Haykıran. صِيت : Asıl anlamı her ne kadar sesin yayılması ise de “güzel nâm”a tahsis edilmiştir. إِنْصَات : Konuşmaksızın sesi dinlemektir. Allah buyurur ki: وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآَنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَأَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ : Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun! Umulur ki, rahmete erdirilirsiniz! (7/A’râf 204). Denilir ki; إِنْصَات , kabul etmek anlamındadır. Fakat bu temelsiz bir iddiadır. Çünkü kabul etmek insattan/dinlemekten sonra olur. Eğer bu anlamda kullanılırsa, o zaman bu, kabul etmenin sağlanması için dinlemeye teşvik olur.