ص ر ع (ṦRA)
S-r-a
صَرْع : Atmaktır. صَرَعْتُهُ صَرْعًا /Onu yere attım, denir. صِرْعَة : Yere atılanın hâlidir. صِرَاعَة : Güreş mesleğidir. رَجُلٌ صَرِيعٌ : Yere yıkılan adam. قَوْمٌ صَرْعَى : Yere yıkılan toplum. Allah buyurur ki: سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَى كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ : Onların kökünü kesmek için, üzerlerine yedi gece sekiz gün, rüzgâr estirdi. Halkın, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yere yıkıldığını görürsün (69/Hâkka 7). هُمَا صِرْعَانِ sözü هُمَا قِرْنَانِ /O ikisi eşittir, sözü gibidir. مِصْرَاعَانِ : Kapının iki kanadı. Şiirdeki mısralar da buna benzetilmiştir.