ص ف ح (ṦFḪ)
S-f-h
Kimi zaman insan affeder, fakat safh etmez/hoş görmez. Allah buyurur ki: فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌ : Şimdi sen onlara karşı müsamaha göster de Selâm! de! (43/Zuhruf 89); فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ : Şimdi sen güzel bir müsamaha ile hareket et (15/Hicr 85); أَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا أَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفِينَ : Haddi aşan bir toplumsunuz diye müsamaha gösterip/yüzçevirip ilâhî mesajı size iletmekten vaz mı geçelim? (43/Zuhruf 5).
صَفَحْتُ عَنْهُ : Onun işlediği günâhından yüz çevirerek ona güzel bir yüz gösterdim/onu güler yüzle karşıladım; veya onu bağışlayarak onunla yüz yüze geldim; ya da onun günâhını tescil ettiğim kitap sayfasından başka sayfaya geçiş yaptım. Bu anlam şu sözden gelmektedir: تَصَفَّحْتُ الْكِتَابَ : Kitabı inceledim. وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآَتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ : Kıyamet anı kesinlikle gelecektir. Şimdi sen güzel bir müsamaha ile hareket et (15/Hicr 85) âyeti, şu aşağıdaki âyette de belirtildiği gibi, kâfir olanlar yüzünden Hz. Peygamber’e, canını sıkmamasını, rahat olmasını emretmektedir: وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ : Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da için daralmasın (16/Nahl 127). اَلْمُصَافَحَة : El ayasıyla ulaşmak, tokalaşmak.