Sözlük

ص ل ح (ṦLḪ)

S-l-h

صَلاَح : Fesadın zıddıdır. Bu iki kavramın çoğu kullanımları fiillerle ilgilidir. Kur’ân’da صَلاَح kelimesi kimi zaman فَسَاد ’ın, kimi zaman da سَيِّئَة ’nın karşıtı olarak kullanılır: خَلَطُوا عَمَلًا صَالِحًا وَآَخَرَ سَيِّئًا : İyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar (9/Tevbe 102); وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَاحِهَا : Islah olmuşken yeryüzünde fesad çıkarmayın (7/A’râf 56); وَالَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ : İman edip salih amellerde bulunanlar, onlar cennet halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar (2/Bakara 82). Bu kavram daha başka birçok âyette de geçmektedir.

صُلْح : İnsanlar arasındaki nefreti gidermek anlamındadır. Bu anlamdan şöyle denir: اِصْطَلَحوُا وَتَصَالَحُوا : Aralarındaki nefreti giderdiler/Barıştılar. Allah buyurur ki: وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَالصُّلْحُ خَيْرٌ : Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir günâh yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır (4/Nisâ 128); وَلَنْ تَسْتَطِيعُوا أَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمِيلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ وَإِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَحِيمًا : Kadınlarınız arasında her yönden adâletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir (4/Nisâ 129); وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا : Eğer mü’minlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin (49/Hucurât 9); إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ : Ancak mü’minler kardeştirler. O hâlde kardeşlerinizin arasını düzeltin (49/Hucurât 10).

Yüce Allah’ın insanı ıslah etmesi; kimi zaman onu salih olarak yaratmakla; kimi zaman var olduktan sonra ondaki fesadı gidermekle; kimi zaman da onun salih olmasına karar vermekle olur. Allah buyurur ki: وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ : Allah, hâllerini düzeltmiştir (47/Muhammed 2); يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ : Allah işlerinizi düzeltir ve günâhlarınızı bağışlar (33/Ahzâb 71); وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي : Benim soyumdan gelenleri de ıslah et (46/Ahkâf 15); إِنَّ اللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ : Allah bozguncuların işlerini düzeltmez (10/Yûnus 81); yani bozguncu, fiillerinde Allah’a muhâlefet eder. Çünkü o ifsat eder, Yüce Allah ise bütün fiillerinde salahı/iyiliği gözetir. Dolayısıyla Allah onun işini düzeltmez.

صَالِح : Peygamber ismidir: قَالُوا يَا صَالِحُ قَدْ كُنْتَ فِينَا مَرْجُوًّا : Ey Sâlih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin (11/Hûd 62).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →