ص ر ف (ṦRF)
S-r-f
وَإِذَا مَا أُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ هَلْ يَرَاكُمْ مِنْ أَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُوا صَرَفَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ : Aleyhlerinde bir sûre indirilince, Sizi birisi görüyor mu? diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir (9/Tevbe 127) âyeti, sözü edilen kişilere beddua olabileceği gibi, Allah’ın kendilerine yaptığı şeye de işaret olabilir.
فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا : Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz (25/Furkân 19); yani kendi nefislerinden azabı veya nefislerini ateşe girmekten alıkoymaya güç yetiremezler. Kimisine göre âyetin anlamı şöyledir: Hadiseyi bir hâlden başka bir hâle değiştirmeye güç yetiremezler. Şu Arap sözü de bu anlamdadır: لا يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ ولا عَدْلٌ : Ondan ne değişim (tövbe) ne de fidye kabul edilir. وَإِذْ صَرَفْنَا إِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْآَنَ : Hani cinlerden bir gurubu, Kur’ân’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik (46/Ahkâf 29); yani onları sana ve seni dinlemeye yöneltmiştik.
Çokluk anlamı bakımından تَصْرِيف de صَرْف gibidir. تَصْرِيف kelimesi daha çok bir şeyi bir hâlden başka bir hâle, bir işten başka bir işe çevirmek anlamında kullanılır. تَصْرِيِفُ الّرِيَاحِ ifâdesi, rüzgârları bir hâlden başka bir hâle yönlendirmek anlamındadır. Allah buyurur ki: وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُمْ مِنَ الْقُرَى وَصَرَّفْنَا الْآَيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ : Andolsun ki biz, çevrenizdeki kentleri de yok ettik. Belki dönerler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık (46/Ahkâf 27; وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ : Biz onu böylece Arapça bir Kur’ân olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık (20/Tâhâ 113).
تَصْرِيِفُ الْكَلاَمِ /söz tasrifi], تَصْرِيِفُ الدَّرَاهِمِ /para tasrifi, تَصْرِيِفُ النَّابِ /azıdişi tasrifi ifâdeleri de bu anlamdadır. لَنَا بِهِ صَريِفٌ /Bizim onda köpüğü durulan sütümüz var, denir. صَرِيِف : Köpüğü sakinleşen/durulan süttür. Sanki süt köpükten veya köpük sütten çevrilmiştir. رَجُلٌ صَيْرَفٌ وصَيْرَفِيٌ وصَرّافٌ : İşleri deruhte eden kişi/sarraf. Keçiye عَنْزٌ صَارِفٌ /Çeviren keçi, denmiştir. Sanki o, tekeyi kendine çevirmektedir. صِرْف : Katışıksız kırmızı boya. Başkasından ayrılan duru olan her şeye de صِرْف denmiştir. Sanki kendisini bulandıran şey ondan çevrilmiştir. صَرْفَان : Kurşundur. Sanki gümüşün derecesine ulaşmaktan geri çevrilmiştir.