و ك ا (WKÊ)
وِكَاء : Kırba, kese vb şeylerin ağızlarının bağlandığı bağ, ip demektir. Bazen bir şeyi bozulmaktan korumak için bir kaba koymak da وِكَاء diye adlandırılır.
أَوْكَأْتُ فُلاَنًا deyimi, bir kişiye yaslanacağı bir şey vermeyi, tanımlar. تَوَكَّأَ عَلَى الْعَصَا sopaya dayandı ve onunla kendisini güçlendirdi.
Allah buyurur ki: قَالَ هِيَ عَصَايَ أَتَوَكَّأُ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَى غَنَمِي Dedi: O benim asâmdır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim (20/Tâhâ 18).
Hadiste şöyle buyurulmuştur: كَانَ يُوكِي بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ Manası: Safa ile Merve’nin arasını sa’y ile doldururdu. Tıpkı kap dolduktan sonra taştığı gibi.
Bir kabı doldurmak için أَوْكَيْتُ السِّقَاءَ denir. Fakat أَوْكَأْتُ denmez.
مُتَّكَأ yaslanılan yer demektir. مُخَدَّة de üzerine yaslanılan şey demektir. Allah buyurur ki: وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَأً ve onlara yaslaanacakları yastıklar hazırladı (12/Yûsuf 31); yani: Turunçgillerden bir meyve. Bu eldeki, hazır, ulaşılır yiyecektir, diyenler de vardır. اِتَّكَأَ عَلَى كَذَا فَأَكَلَهُ /Şuna yaslanıp yedi, sözünde olduğu gibi. Allah buyurur ki: قَالَ هِيَ عَصَايَ أَتَوَكَّأُ عَلَيْهَا (Musa) dedi ki: O benim değneğimdir. Ona dayanırım (20/Tâhâ 18); مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍSıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak (52/Tur 20); عَلَى اْلأَرَائِكِ مُتَّكِؤُنَ Kendileri ve eşleri gölgelerde, koltuklara yaslanmışlar (36/Yâsîn 56); مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ Karşılıklı olarak bu tahtlara kurulurlar (56/Vakıa 16).