و ز ع (WZA)
V-z-a
Bu âyette geçen يُوزَعُونَ fiili gösteriyor ki, karıncalar, çokluklarına ve hızlı hareketlerine rağmen rasgele hareket etmez ve kafalarına göre yerlerinden uzaklaşmazlar; onlar, çoklukları başlarına bela olan büyük düzensiz sefil ordular gibi değildir; aksine düzenli, disiplinli bir topluluktur.
Kimileri ise, يُوزَعُون fiilinin, [büyük kalabalık olmasına rağmen] başı, sonunu bekleyen/gözeten topluluk demektir, derler.
Yüce Allah’ın: وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَاءُ اللَّهِ إِلَى النَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ O gün Allah’ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar (41/Fussilet 19) sözünde geçen يُوزَعُون fiili ise, ceza olarak onların derdest edilerek alıkonduklarını anlatmaktadır. Bu, tıpkı şu âyette anlatılan gibidir: وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ Bir de bunlara demirden kamçılar vardır (22/Hac 21).
Atasözü olarak لاَ بُدَّ لِلسُّلْطَانِ مِنْ وَزَعَةٍ denir ki, bu, hükümdarın yardımcıları, güvenlik sorumluları ve hükümlerinin uygulanmasını sağlayan valileri olmalıdır, manasını taşır.
Kimisi de, وُزُوع bir şeyi çok arzu etmek, bir kimse için yanıp tutuşmaktır, der.
Yüce Allah bir kimseye şükretmeyi ilham ettiğinde de أَوْزَعَ اللهُ فُلاَنًا denir. Kimisi de, bu ifâde, أُوزِعَ بِالشَّيْءِ deyiminden alınmıştır ve aşırı düşkün hâle gelindiğini anlatır. Sanki Yüce Allah, o şükrettikçe, ona daha çok düşkün hâle gelmektedir.
رَجُلٌ وَزُوعٌ cümlesi de Allah’a şükretmeye çok düşkün adam, demektir.
Yüce Allah’ın: رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ Beni nimetine şükreden biri olmaya düşkün yap (27/Neml 19) sözünde geçen أَوْزِعْنِي fiilinin anlamı ise, deniyor ki: Bana ilham et, demektir. Bunun gerçek anlamı ise şöyledir: Beni buna düşkün kıl ki, ben bununla kendimi nankörlükten uzaklaştırabileyim.