و س م (WSM)
V-s-m
Allah buyurur ki: سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودِ Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır (48/Fetih 29); يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسِيمَاهُمْ Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar; oysa sen onları simalarından tanırsın (2/Bakara 273); إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمِينَ Gerçekten bunda, düşünen ince anlayışlılar için ibretler vardır (15/Hicr 75), yani, ibret alanlar, bilenler, öğüt alanlar için. İşte bu, kimilerinin زَكاَنَة ; kimilerinin فِرَاسَة ; kimilerinin ise, فِطْنَة dedikleri bu anlamdaki تَوَسُّم kelimesidir.
Hz. Peygamber (sas) buyurur ki: اِتَّقُوا فِرَاسَةَ اْلمُؤْمِنِ فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِ اللهِ Mü’minin ferasetinden sakının; çünkü o, Allah’ın nuru ile bakar.
Allah buyurur ki: سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ Yakında biz onu hortumunun üzerinden damgalayacağız (68/Kalem 16), yani: Onu, kendisiyle tanınacağı bir işaretle işaretleriz. Bu, tıpkı şu âyette söylenenler gibidir: تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün (83/Mutaffifîn 24).
وَسْمِي ise, bitkiyi ilk sulayan yağmurun adıdır.
تَوَسَّمْتُ Damga ile damgalandım, damga edindim. Bitkiyi ilk sulayacak yağmuru talep etmek de bu fiil formuyla söylenir.
فُلاَنٌ وَسِيمُ اْلوَجْهِ Falan, güzel yüzlüdür. وَهُوَ ذُو وَسَامَةٍ ifâdesi ise, erkek için güzelliği anlatır. فُلاَنَةٌ ذَاتِ مِيسَمٍ Güzelliği üzerinde olan kadını, tanımlar.
فُلاَنٌ مَوْسُومٌ بِاْلخَيْرِ ve قَوْمٌ وَسَامٌ deyimleri, kişinin ve topluluğun iyilikle tanındığını anlatır.
مَوْسِمُ اْلحَاجِّ Hacıların toplandıkları yer/zaman manasına gelir. Bunun çoğulu, مَوَاسِم şeklinde gelir. وَسَّمُوا ise, Hacıların toplandığı yere (Mevsim’e) geldiler/vardılar, demektir. Bu, tıpkı: عَرَّفُوا، Arefe yerine vardılar, حَصَّبُوا çakıl taşlarının atıldığı yere geldiler, عَيَّدُوا bayram yapılan yere ulaştılar fiilleri gibidir.