و ر ي (WRY)
V-r-y
تَوَارَى arkasına saklandı, örtündü demektir. Allah buyurur ki: حَتَّى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ toz perdesi arkasında kayboldukları zaman (38/Sâd 32).
Rivâyete göre: أَنَّ النَّبِيَّ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ كَانَ إِذَا أَرَادَ غَزْوًا وَّرَى بِغَيْرِه Hz. Peygamber bir yere savaşa gitmek istediğinde başka bir yere gitmeyi ima ederek onu gizlerdi.
Bu da, bir haberi gizlemek, başka bir haberi açıklamak manasını taşır.
وَرَى ise, el-Halîl der ki: وَرَى Belli bir zaman diliminde yeryüzünde yaşayan tüm insanlar demektir. Yalnız bu kavramın kapsamında ne öncekiler ne onlardan sonra gelecek nesiller vardır. Sanki bu insanlar vücutlarıyla yeryüzünü örtüyorlar gibi düşünülmüştür.
وَرَاء sözcüğü ise, daha değişiktir. وَرَاءَ زَيْدٍ كَذَا Zeyd’in arkasında falan var onun arkasında bulunan kişileri tanımlar. Bu Yüce Allah’ın şu sözleri gibidir: وَمِن وَرَاء إِسْحَاقَ يَعْقُوبَ İshak’ın ardından Yakub’u (11/Hûd 71); ارْجِعُوا وَرَاءكُمْ Ardınıza dönün (57/Hadîd 13), فَلْيَكُونُوا مِن وَرَآئِكُمْ arkanızda olsunlar (4/Nisâ 102).
İnsanın gittiği yönde önünde olan kişi için de bu kavram kullanılır. Yüce Allah’ın şu sözü gibi: وَكَانَ وَرَاءهُمْ مَلِكٌ önlerinde bir hükümdar vardı (18/Kehf 79). أَوْ مِن وَرَاء جُدُرٍ veya duvarlar arkasından (59/Haşr 14) âyetindeki وَرَاء kelimesi ise, duvarın herhangi bir tarafı demektir. Her taraf, diğerine göre arka sayılır.
وَرَاء ظُهُورِكُمْ Sırtlarınızın arkasına (6/En’âm 94). Yani ölümünüzden sonra geriye bıraktıklarınız. Bu, onlar için bir azarlamadır. Çünkü onlar mallarıyla Allah’ın mükâfâtına kavuşmayı başaramamışlardır.
Yüce Allah’ın: فَنَبَذُوهُ وَرَاء ظُهُورِهِمْ onu sırtlarını arkasına attılar (3/Âl-i İmrân 187) sözü de, onlar için azarlama niteliğini taşır. Yani: Onlar, onunla amel etmediler ve âyetleri üzerinde düşünmediler.
فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاء ذَلِكَ Kim bu sınırların ötesini isterse (23/Mu’minûn 7). Yani: Bizim açıkladığımızdan ve belirlediğimizden fazlasını isterse, dokunulması haram olan kişilere dokunursa, sınırını aşmış ve perdesini yırtmış olacaktır.
وَيَكْفُرونَ بِمَا وَرَاءهُ Onun ardındakini inkâr ederler (2/Bakara 91). Bu, ondan sonra geleni inkâr ederler, manası taşımaktadır.
وَرِيَ الزَّنْدُ يَرِي وَرْيًا Çakmaktaşının ateşi çıktı denmektedir. Bu ifâdenin aslı ise, çakmak çakıldıktan sonra ateşinin çıkmasıdır. Burada sanki, onun orada bulunuşu düşünülerek söylenmiştir. Tıpkı şairin şu sözü gibi:
كَكُمُونِ النَّارِ فِي حَجَرِهْ -473
473- Ateşin taşında bulunuşu gibi.
وَرِيَ يَرَي fiili ise, tıpkı وَلِيَ يَلِي gibidir.
Allah buyurur ki: أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını (56/Vaki’a 71).
Başarılı olduğunda فُلاَنٌ وَارِي الزَّنْدِ falanın çakmağı yanıktır denir. Başarısız olduğunda فُلاَنٌ كَابِي الزَّنْد falanın çakmağı sönüktür denmektedir.
اَلَّلحْمُ اْلوَارِي besili hayvanın etidir.
وَرَاء Erkek çocuğun erkek çocuğu(torun)dur.
وَرَاءَكَ Geri çık! sözü teşvik için söylenir. وَرَاءَكَ أَوْسَعَ لَكَ Geri çık orası senin için daha geniştir, deyimi de bundandır. Bazıları burada cümlenin başında اِئْتِ (var) fiili gizlidir, der. Bazıları ise, cümlenin anlamı يَكُنْ أَوْسَعَ لَكَ (geri çekil) ve senin için daha geniş olan bir yere var şeklindedir, derler.
تَوْرَاة ise, Hz. Musa’dan miras aldıkları kitaptır. Tevrat’ın فَوْعَلَة formunda olduğu da söylenmiştir. Az kullanıldığından تَفْعَلَة formundan sayılmamıştır. Baş tarafta bulunan tâ harfi ise, vâv harfinin yerine gelmiştir. Tıpkı تَيْقُور sözcüğü gibi. Zira bunun aslı وَيْقُور şeklindedir. Baş tarafta bulunan tâ harfi ise, vâv harfinin yerine gelmiştir. Bu da daha önce geçen وَقَار kökünden gelmektedir.