Sözlük

و د ع (WD̃A)

V-d-a

[Yumuşak huyluluk, yumuşak kalplilik, sakinlik anlamına gelen] دَعَة kelimesi, basit/değersiz manasında kullanılır. Fiil olarak: وَدَعْتُ كَذَا أَدَعُهُ وَدْعًا، وَادِعًا denmesi, bir şeyi terk etmek, bırakmak manasındadır.

Bazı alimler der ki: Bu fiilin mâzî formu ile ismi fâili yoktur. Sadece muzari ve emir formları vardır: يَدَعُ ve دَعْ şeklinde.

Bir kıraate göre مَا وَدَعَكَ رَبُّك Allah, seninle ilgisini kesmesi (93/Duhâ 3) şeklinde okunmuştur.

Şair şöyle der:

467- لَيْتَ شِعْرِي عَنْ خَلِيلِي مَا الَّذِي

غَالَهُ فِي اْلحُبِّ حَتَّى وَدَعَهُ

467- Keşke anlayabilseydim dostuma neyin

Pahalı geldiğini sevgide ki, onu bırakmış.

تَوَدُّع sözcüğü, insanın kendi içinde mücadeleyi terk etmesidir.

فُلاَنٌ مُتَّدِعٌ ومُتَوَدِّعٌ، وفِي دَعَةٍ Falan adam, hayat standardı düşük olan bir hayat yaşamaktadır. Bunun aslı da terk etmektendir. Bir zorluktan dolayı geçimini temin etmek için uğraşmaktan vazgeçti.

تَوْدِيع kelimesinin aslı da دَعَة kökündendir. Bu da, yolculuğa çıkan adam için dua edip Allah’ın ondan yolculuğun zorluğunu gidermesini dilemektir ve ona kolaylık vermesini istemektir. Tıpkı تَسْلِيم kelimesinin yolculuğa çıkan adama Allah’ın selâm vermesini dilemek manasında olduğu gibi.

Örfte وَدَاع ifâdesi, çoğun, misafiri yolcu etmek ve ondan ayrılmakta kullanılır hâle gelmiştir. Onu terk etmek de bu fiil ile söylenmiştir: مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى Rabbin seni bırakmadı ve terk de etmedi (93/Duhâ 3). Bu tıpkı وَدَّعْتُ فُلاَنًا Falanı bıraktım, sözüne benzemektedir.

Bazen ölü kişiye kinâye yoluyla مُودَع adı verilmiştir. Yine bu kökten اِسْتَوْدَعْتُكَ غَيْرَ مُودَعٍ Seninle vedalaşıyorum, bir ölü olarak değil, denmektedir. Şair de bu manada şöyle der:

وَدَّعْتُ نَفْسِي سَاعَةَ التَّوْدِيعِ -468

468- Vedalaşma zamanında kendimle vedalaştım.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →