و ص ي (WṦY)
V-s-y
Allah buyurur ki: وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da (2/Bakara 132).
Bu âyette geçen وَصَّى fiili, أَوْصَى şeklinde de okunmuştur.
Allah buyurur ki: وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ اتَّقُوا اللَّهَ Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah’tan korkmanızı vasiyet ettik (emrettik) (4/Nisâ 131); وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir (29/Ankebût 8).
Yine buyurur ki: يُوصِيكُمُ اللَّهُ فِي أَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْأُنْثَيَيْنِ --- مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle tavsiye ediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, Bu paylar, ölenin vasiyet ettiği bir vasiyeti veya borcu varsa bunlar yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir (4/Nisâ 11).
Yine buyuruyor ki: مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ - مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ - مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَى بِهَا أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَارٍّ وَصِيَّةً مِنَ اللَّهِ Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten veya borcu ödendikten sonra verilir. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip veya varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip veya varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafından size yapılmış bir tavsiyedir (4/Nisâ 12).
Yine buyurur ki: حِينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit (5/Mâide 106).
وَصَّى Üstünlüğünü dile getirdi. تَوَاصَى اْلقَوْمُ Topluluk birbirine öğütte bulundu, demektir.
Allah buyurur ki: وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır (103/Asr 3); أَتَوَاصَوْا بِهِ Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? (51/Zâriyât 53).