ق ن ع (GNA)
K-n-a
Kimisi şöyle der: Bu âyette geçen الْقَانِعَ kelimesi, dilenen, fakat dilenmede ısrar etmeyen ve kendiliğinden gelen şeye razı olan kimsedir.
Şair şöyle der:
لَمَالُ الْمَرْءِ يُصْلِحُهُ فَيُغْنِي مَفَاقِرَهُ أَعَفَّ مِنَ الْقَنُوعِ -372
372- Kişinin malı işini görür ve doğrultur
Belini. Bu kanaatkardan daha onurludur.
أَقْنَعَ رَأْسَهُ deyimi, başını kaldırdı demektir. Allah buyurur ki: مُهْطِعِينَ مُقْنِعِي رُءُوسِهِمْ O gün, başlarını dikerek koşacaklar (14/İbrâhîm 43). Kimileri, bu kelimenin aslı, kişinin kendisiyle başını örttüğü şey demek olan قِنَِاع kökündendir, derler. Öyle ise, buradaki قَنِعَ fiili, fakirliğini örtmek için maske giyen, demektir. Bu tıpkı, خَفِيَ filinin خَفَاء ’yi giymek (gizlenmek) anlamında kullanılması gibidir. Nitekim قَنَعَ fiili, maskesini çıkarıp başını açarak dilenmeyi; خَفَى fiili de, kendisini gizleyen şeyi kaldırmayı anlatır.
Kanaatle ilgili sözlerden biri de رَجُلٌ مَقْنَعٌ يُقْنَعُ بِهِ deyimidir ki, insanın kanaat getirmesini sağlayan, kendisiyle kanaat olunan adam demektir. Bu مَقْنَعٌ sıfatının çoğulu, مَقَانِعُ şeklindedir. Bu bağlamda Şair şöyle der:
شُهُودِي عَلَى لَيْلَى عُدُولٌ مَقَانِعُ -373
373- Leyla hakkındaki şahitlerim âdil, kanaat getirmeyi sağlayıcı [da değildir].
تَقَنَّعَتِ الْمَرْأَةُ kadın peçe taktı ve miğfer giyen adam için de kadının peçe takmasına benzetme yoluyla تَقَنَّعَ الرَّجُلُ denir. Ayrıca, قَنَّعْتُ رَاْسَهُ بِالسَّيْفِ وَالسَّوْطِ Başını kılıç ve kamçı ile örttüm deyimleri de قِنَاع kökünden gelmektedir.