ق ض ض (GĐĐ)
K-d-d
قَضَضْتُهُ فَانْقَضَّ : Onu yıktım o da yıkıldı. اِنْقَضَّ اْلحَائِطُ : Duvar yıkıldı. Allah buyurur ki: فَانْطَلَقَا حَتَّى إِذَا أَتَيَا أَهْلَ قَرْيَةٍ اسْتَطْعَمَا أَهْلَهَا فَأَبَوْا أَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَنْ يَنْقَضَّ فَأَقَامَهُ : Bunun üzerine yine gittiler. Nihâyet bir köy halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, tutup onu doğrulttu (18/Kehf 77).
أَقَضَّ عَلَيْهِ مَضْجَعَهُ : Yattığı yere küçük taşlar doldu.