Sözlük

ق ف و (GFW)

K-f-a

sözlükte قَفَا kelimesi, boynun arka tarafı, ense anlama gelir. Bu manada قَفَوْتُه dendiğinde, onun ensesine isabet ettirdim/ensesine vurdum demektir. Ona yakın bir anlamda kullanılan قَفَوْتُ أَثَرَهُ ve اِقْتَفَيْتُهُ ifâdeleri ise, bir kişinin ensesinde olmak, onu çok yakından izlemek manasına gelir.

Yine bu kökten olan اِقْتِفَاء sözcüğü de, bir kişinin ensesine tabi olmak, ona bağlanmaktır. Tıpkı اِرْتِدَاف kelimesinin bir kişiyi çok yakından takip etmeyi, arkasından gitmeyi anlattığı gibi. Bu ifâde ile, kinâye olarak, bir kişinin dedikodusunu yapmak ve onun kusurlarını araştırmak manasında kullanılır. Allah buyurur ki: وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! (17/İsrâ 36); yani: Kıyâfet ilmi ve zan ile hüküm/karar verme.

Bir görüşe göre, قِيَافَة ilmi de kök olarak اِقْتِفَاء kelimesinden alınmıştır. Bu tıpkı جَذَبَ ve جَبَذَ gibidir. Bu, dilbilimde [iştikak-ı ekber diye bilinen] bir sanattır.

Bu fiilin bir başka formu olan قَفَّيْتُهُ ise, arkasına bindim demektir. Allah buyurur ki: وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِهِ بِالرُّسُلِ Onun ardından da peygamberleri gönderdik (2/Bakara 87).

قَافِيَة ise, şiirde bir beytin diğer tüm beyitlerde ölçü alınan ve sürekli tekrarlaması gereken son kısmıdır.

قَفَاوَة sözcüğü de, çok sevenlerinin kendisiyle tavlandığı bir çeşit yemektir ki, onun kokusunu aldıklarında hemen ardına düşerler.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →