ق ص د (GṦD̃)
K-s-d
İkincisi, övülme ve yerilme arasında tereddüt edilen şeyden kinâye yapılandır. Bu da övülme ve yerilme arasına giren şeylerde olur. Örneğin, adalet-zulüm ve yakın-uzak arasında olan şeyler gibi. Şu âyetler bu anlamdadır: فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهِ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ : Onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi de orta yoldadır (35/Fâtır 32); لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لاَتَّبَعُوكَ : Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka sana uyarlardı (9/Tevbe 42); yani fazla uzak olmayan vasat bir sefer. Âyetteki قَاصِدًا kelimesi قَرِيب /yakın diye de tefsir edilmiştir. Ama doğru olan benim zikrettiğimdir. أَقْصَدَ السَّهْمُ : Ok isabet etti ve isabet ettiğini de öldürdü. Sanki ok kastettiğini bulmuştur. Şair şöyle der:
368- فأَصَابَ قَلْبَكَ غَيْرَ أَنْ لَمْ تُقْصِدِ
368-Kalbine isabet etti; ama ne var ki onu kastetmemişti.
اِنْقَصَدَ الرُّمْحُ : Mızrak kırıldı. تَقَصَّدَ : Kırıldı. قَصَدَ الرُّمْحَ : O, mızrağı kırdı. نَاقَةٌ قَصِيدٌ : Semiz, etine dolgun devedir. Şiir için kullanılan قَصِيد kelimesi, beyitleri tam olan şiirdir.