ف و ز (FWZ)
F-v-z
Kurtuluşa neden olur umuduyla çöle مَفَازَة denmiştir. Kişi onun sayesinde kurtuluşa erdiği zaman da çöle مَفَازَة ismi verilir. Zira çöl, helâke neden olduğu gibi kimi zaman kurtuluşa da neden olmaktadır. Çöl, tasavvur edilen ve onda karşılanılan şeye göre bu ikisinden biriyle isimlendirilir. Bazılarına göre, çöle مَفَازَة denmesi, فَوَّزَ الرَّجُلُ : Adam helâk oldu, sözünden gelmektedir. Eğer فَوَّزَ ’nin, هَلَكَ /helâk oldu, anlamına geldiği doğru ise, bu söz, ölen kişinin dünya sıkıntılarından kurtulduğu düşünülerek فَوْز /kurtuluş anlamından gelmektedir. Zira ölüm, bir açıdan helâk ise de, diğer bir açıdan kurtuluştur. Onun için şöyle denmiştir: مَا أَحَدٌ إِلاَّ وَالْمَوْتُ خَيْرٌ لَهُ : Hiçbir kimse yoktur ki, onun için ölüm daha hayırlı olmasın. Bu, dünya hâli düşünüldüğünde böyledir. Fakat insanın âhirette ulaşacağı nimetlerle ilgili hâli dikkate alındığında ise ölüm en büyük kurtuluştur: فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ : Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir (3/Âl-i İmrân 185).
فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ (3 /Âl-i İmrân 188) âyetinde geçen مَفَازَةٍ kelimesi فَازَ fiilinin mastarıdır. Bu kökten isim ise فَوْز gelir. Yani, onların azaptan kurtulacaklarını sanma. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا (78 /Nebe’ 31); yani, muttakiler için kurtuluş; yani kurtuluş bulacakları bir yer vardır. Sonra bu ifâde şöyle açıklandı: حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا ...: Nice bahçeler, bağlar (78/Nebe’ 32. وَلَئِنْ أَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَنِي كُنْتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا : Allah size bir zafer kazandıracak olursa, sanki daha önce aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi “keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da ben de büyük kurtuluşa erseydim” der (4/Nisâ 73); yani, onlar, dünya malına karşı çok hırslıdırlar ve elde edecekleri ganimeti büyük bir kurtuluş addederler.