ف ر ط (FRŦ)
F-r-t
فَرَسٌ فُرُطٌ : Yarışta öne geçen at. إِفْرَاط : Öne geçmede haddi aşmak/Fazla ileri gitmek. تَفْرِيط : Yeteri ölçüde öne geçmemek/Öne geçmede yetersiz kalmak. مَا فَرَّطْتُ فِي كَذَا ; yani şu konuda bir eksiklik bırakmadım, denir. Allah buyurur ki: مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ : Kitapta Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık (6/En’âm 38); يَا حَسْرَتَا عَلَى مَا فَرَّطْتُ فِي جَنْبِ اللَّهِ : Allah’a karşı işlediğim kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana (39/Zümer 56); أَلَمْ تَعْلَمُوا أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُمْ مَوْثِقًا مِنَ اللَّهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ فِي يُوسُفَ : Babanızın sizden Allah adına ahit aldığını ve daha önce Yûsuf konusunda ettiğiniz kusuru bilmiyor musunuz? (12/Yûsuf 80). أَفْرَطْتُ الْقِرْبَةَ : Tulumu suyla doldurdum. وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا (18/Kehf 28); yani, işi hep aşırılık ve israf etmek olan kişi.