Sözlük

ف ح ش (FḪŞ)

F-h-ş

فُحْش, فَحْشَاء ve فَاحِشَة : Çok fazla çirkin/kötü olan fiil ve sözler: إِنَّ اللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ : Allah kötülüğü emretmez (7/A’râf 28); وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ : Allah, hayâsızlığı, fenalığı ve taşkınlığı yasaklar. O, size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz (16/Nahl 90); يَا نِسَاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ : Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır (33/Ahzâb 30); إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آَمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآَخِرَةِ : Mü’minler arasından hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, dünya ve âhirette can yakıcı azap vardır (24/Nûr 19); قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَأَنْ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَأَنْ تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ : De ki; Rabbim, açığıyla, gizlisiyle tüm hayâsızlıkları, günâhı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşmanızı, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır (7/A’râf 33); ... إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ : Apaçık bir hayâsızlık yapmadıkça (4/Nisâ 19). Bu âyetteki فَاحِشَةٍ kelimesi, zinadan kinâyedir. Şu âyette de aynı anlamdadır: وَاللَّاتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَائِكُمْ ...: Kadınlarınızdan fuhuş yapanların (4/Nisâ 15). فَحُشَ فُلاَنٌ : Falan kişi fahiş/hayâsız oldu. Şairin şu şiiri de bu anlamdadır:

عَقِيلَةَ مالِ الْفَاحِشِ الْمُتَشَدِّدِ -348

348- Fazla fahiş olanın en değerli malını.

Yani cimrilikte aşırı kabih/kötü olanın. مُتَفَحِّش : Fuhuş işleyen kişi.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →