ي ق ن (YGN) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

kesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişi

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (28)

Bu kök Kur'an boyunca 28 kez, 12 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

يُوقِنُونَ11 kez

Bakara 2:4يُوقِنُونَyūḳinūnekesinlikle inanırlar

وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

ve(e)lleƶīne yu'minūne bimā unzile ileyke ve mā unzile min ḳablike ve bi l-āḣirati hum yūḳinūne

Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

Bakara 2:118يُوقِنُونَyūḳinūnebilmek isteyen

وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَأْتِينَا اٰيَةٌ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne levlā yukellimunā (a)llahu ev te'tīnā āyetun ke ƶālike ḳāle (e)lleƶīne min ḳablihim miṧle ḳavlihim teşābehet ḳulūbuhum ḳad beyyennā l-āyāti li ḳavmin yūḳinūne

Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

Maide 5:50يُوقِنُونَyūḳinūneiyi bilen

اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

e fe Hukme l-cāhiliyyeti yebğūne ve men eHsenu mine (a)llahi Hukmen li ḳavmin yūḳinūne

Onlar hala cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah'ınkinden daha güzeldir?

Neml 27:3يُوقِنُونَyūḳinūnekesin olarak inanırlar

اَلَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

(e)lleƶīne yuḳīmūne S-Salāte ve yu'tūne z-zekāte ve hum bi l-āḣirati hum yūḳinūne

(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

Neml 27:82يُوقِنُونَyūḳinūneinanmıyor(lar)

وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِاٰيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ

ve iƶā veḳaǎ l-ḳavlu ǎleyhim eḣracnā lehum dābbeten mine l-erDi tukellimuhum enne n-nāse kānū bi āyātinā lā yūḳinūne

(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

Rum 30:60يُوقِنُونَyūḳinūneinanmayan(lar)

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ

fe Sbir inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve lā yesteḣiffenneke (e)lleƶīne lā yūḳinūne

Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

Lokman 31:4يُوقِنُونَyūḳinūnekesin olarak inanırlar

اَلَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

(e)lleƶīne yuḳīmūne S-Salāte ve yu'tūne z-zekāte ve hum bi l-āḣirati hum yūḳinūne

Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

Secde 32:24يُوقِنُونَyūḳinūnekesinlikle inanıyor

وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يُوقِنُونَ

ve ceǎlnā minhum eimmeten yehdūne bi emrinā lemmā Saberū ve kānū bi āyātinā yūḳinūne

Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.

Casiye 45:4يُوقِنُونَyūḳinūnekesin olarak inanan

وَفِي خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِنْ دَابَّةٍ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

ve fī ḣalḳikum ve mā yebuṧṧu min dābbetin āyātun li ḳavmin yūḳinūne

Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır.

Casiye 45:20يُوقِنُونَyūḳinūnekesin olarak inanan

هٰذَا بَصَائِرُ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

hāƶā beSāiru li n-nāsi ve huden ve raHmetun li ḳavmin yūḳinūne

Bu Kur'an, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir.

Tur 52:36يُوقِنُونَyūḳinūneonlar düşünüp inanmazlar

اَمْ خَلَقُوا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بَلْ لَا يُوقِنُونَ

em ḣaleḳū s-semāvāti ve l-erDe bel lā yūḳinūne

Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.

الْيَقِينُ6 kez

Hicr 15:99الْيَقِينُl-yeḳīnuyakîn

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

ve ǎ'bud rabbeke Hattā ye'tiyeke l-yeḳīnu

Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

Vakıa 56:95الْيَقِينِl-yeḳīnikesin

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

inne hāƶā le huve Haḳḳu l-yeḳīni

Şüphesiz bu, kesin gerçektir.

Hakka 69:51الْيَقِينِl-yeḳīnikesin

وَاِنَّهُ لَحَقُّ الْيَقِينِ

ve innehu le Haḳḳu l-yeḳīni

Şüphesiz Kur'an, gerçek kesin bilgidir.

Müddessir 74:47الْيَقِينُl-yeḳīnuölüm

حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَقِينُ

Hattā etānā l-yeḳīnu

"Nihayet ölüm bize gelip çattı."

Tekasür 102:5الْيَقِينِl-yeḳīnikesin

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ

kellā lev teǎ'lemūne ǐlme l-yeḳīni

Hayır, kesin olarak bir bilseniz..

Tekasür 102:7الْيَقِينِl-yeḳīnikesin olarak

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ

ṧumme le teravunnehā ǎyne l-yeḳīni

Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.

مُوقِنِينَ2 kez

Şuara 26:24مُوقِنِينَmūḳinīnegerçekten inanan kimseler

قَالَ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا اِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ

ḳāle rabbu s-semāvāti ve l-erDi ve mā beynehumā in kuntum mūḳinīne

Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."

Duhan 44:7مُوقِنِينَmūḳinīnekesin olarak inanıyor

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا اِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ

rabbi s-semāvāti ve l-erDi ve mā beynehumā in kuntum mūḳinīne

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

يَقِينًا1 kez

Nisa 4:157يَقِينًاyeḳīnenyakinen

وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَاِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا

ve ḳavlihim innā ḳatelnā l-mesīHa ǐysā bne meryeme rasūle (a)llahi ve mā ḳatelūhu ve mā Salebūhu ve lākin şubbihe lehum ve inne (e)lleƶīne ḣtelefū fīhi le fī şekkin minhu mā lehum bihi min ǐlmin illā ttibāǎ Z-Zenni ve mā ḳatelūhu yeḳīnen

(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

الْمُوقِنِينَ1 kez

En'am 6:75الْمُوقِنِينَl-mūḳinīneinananlar-

وَكَذٰلِكَ نُرِي اِبْرٰهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ

ve ke ƶālike nurī ibrāhīme melekūte s-semāvāti ve l-erDi ve li yekūne mine l-mūḳinīne

İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

تُوقِنُونَ1 kez

Ra'd 13:2تُوقِنُونَtūḳinūnekesin olarak inanırsınız

اَللّٰهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لِاَجَلٍ مُسَمًّى يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

(a)llahu elleƶī rafeǎ s-semāvāti bi ğayri ǎmedin teravnehā ṧumme stevā ǎlā l-ǎrşi ve seḣḣara ş-şemse ve l-ḳamera kullun yecrī li ecelin musemmen yudebbiru l-emra yufeSSilu l-āyāti leǎllekum bi liḳā'i rabbikum tūḳinūne

Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, ayetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.

وَاسْتَيْقَنَتْهَا1 kez

Neml 27:14وَاسْتَيْقَنَتْهَاve steyḳanethākanaat getirdiği halde

وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا اَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ

ve ceHadū bihā ve steyḳanethā enfusuhum Zulmen ve ǔluvven fe nZur keyfe kāne ǎāḳibetu l-mufsidīne

Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

يَقِينٍ1 kez

Neml 27:22يَقِينٍyeḳīningerçek

فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ اَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَاٍ بِنَبَاٍ يَقِينٍ

fe mekeṧe ğayra beǐydin fe ḳāle eHaTtu bimā lem tuHiT bihi ve ci'tuke min sebein bi nebein yeḳīnin

Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

مُوقِنُونَ1 kez

Secde 32:12مُوقِنُونَmūḳinūnekesin olarak inandık

وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا اِنَّا مُوقِنُونَ

ve lev terā iƶi l-mucrimūne nākisū ru'ūsihim ǐnde rabbihim rabbenā ebSarnā ve semiǎ'nā fe rciǎ'nā neǎ'mel SāliHen innā mūḳinūne

Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

بِمُسْتَيْقِنِينَ1 kez

Casiye 45:32بِمُسْتَيْقِنِينَbi musteyḳinīneinananlardan

وَاِذَا قِيلَ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُمْ مَا نَدْرِي مَا السَّاعَةُ اِنْ نَظُنُّ اِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ

ve iƶā ḳīle inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve s-sāǎtu lā raybe fīhā ḳultum mā nedrī mā s-sāǎtu in neZunnu illā Zennen ve mā neHnu bi musteyḳinīne

"Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.

لِلْمُوقِنِينَ1 kez

Zariyat 51:20لِلْمُوقِنِينَli l-mūḳinīnekesin inanacaklar için

وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ

ve fī l-erDi āyātun li l-mūḳinīne

(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?

لِيَسْتَيْقِنَ1 kez

Müddessir 74:31لِيَسْتَيْقِنَli yesteyḳineiyice inansın diye

وَمَا جَعَلْنَا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِيمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلًا كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ

ve mā ceǎlnā eSHābe n-nāri illā melāiketen ve mā ceǎlnā ǐddetehum illā fitneten li(e)lleƶīne keferū li yesteyḳine (e)lleƶīne ūtū l-kitābe ve yezdāde (e)lleƶīne āmenū īmānen ve lā yertābe (e)lleƶīne ūtū l-kitābe ve l-mu'minūne ve li yeḳūle (e)lleƶīne fī ḳulūbihim meraDun ve l-kāfirūne māƶā erāde (a)llahu bi hāƶā meṧelen ke ƶālike yuDillu (a)llahu men yeşā'u ve yehdī men yeşā'u ve mā yeǎ'lemu cunūde rabbike illā huve ve mā hiye illā ƶikrā li l-beşeri

Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kafirler, "Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.