Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

ve(e)lleƶīne yu'minūne bimā unzile ileyke ve mā unzile min ḳablike ve bi l-āḣirati hum yūḳinūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve Kimseler / olanlar
2يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamandoğrularlar
3بِمَاbimā-şeyle
4اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen/sunulan
5اِلَيْكَileykesana
6وَمَاve māve -şeye
7اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen/sunulan
8مِنْmin-den
9قَبْلِكَḳablikeق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksenden önce
10وَبِالْاٰخِرَةِve bi l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımve ahirete de
11هُمْhumonlar
12يُوقِنُونَyūḳinūneي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişikesinlikle inanırlar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilenlere de; ahirete de iyice inanmışlardır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilenlere de; ahirete de iyice inanmışlardır.

Adem Uğur

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.

Ahmed Hulusi

Onlar hakikatinden sana (boyutsal geçişle) inzal olunana ve öncekilere inzal olmuşlara iman ederler; geleceklerindeki sonsuz yaşam süreçlerine de ikan (kesin idrakten kaynaklanan kabul) halindedirler.

Ahmet Tekin

İlâhî emirlere yapışanlar, sana indirilene, Kur’ân’a; senden önce indirilenlere, diğer kutsal kitaplara iman edenlerdir. Âhiretin, ebedî yurdun varlığına, delilleriyle, gerekçeleriyle bilerek kesinlikle inananlardır.

Ahmet Varol

Onlar sana indirilene de, senden önce(ki peygamberlere) indirilenlere de inanırlar. Ahiret (gününün geleceğin)i de kesin olarak bilirler.

Ali Bulaç

Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

Ali Fikri Yavuz

O kimseler ki, sana gönderilene (Kur’an’a) ve senden önceki Peygamberlere gönderilene (Tevrât, İncil, Zebûr ve diğer suhufa) îman ederler ve âhirete (kıyamete) ise şüphesiz yakînen inanırlar.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, hem sana indirilene hem de senden önce indirilene inanırlar. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.

Bayraktar Bayraklı

Sana indirilene ve senden önce indirilene de iman ederler; ahiret gününe kesinlikle inanırlar.

Bekir Sadak

Onlar, sana indirilen Kitab'a da, senden once indirilenlere de inanirlar; ahirete de yalniz onlar kesinlikle inanirlar.

Celal Yıldırım

Ve onlar ki, Sana indirilene de, Senden önce indirilene de imân ederler. Âhiret'e de ancak onlar kesin bir bilgiyle inanırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler ve âhirete de onlar kesin olarak inanırlar.

Diyanet İşleri

Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar.

Diyanet Vakfi

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlar ki, hem sana indirilene iman ederler, hem senden evvel indirilene. Ahirete kesin inancı da bunlar edinirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler hem senden evvel indirilene, ahırete yakini de bunlar edinirler.

Erhan Aktaş

Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara iman ederler. Ve onlar, ahirete de kesin olarak iman ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Ve onlar, ahirete de kesin olarak inanırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Ve onlar, ahirete de kesin olarak inanırlar.

Fizilal-il Kuran

Yine onlar gerek sana ve gerekse senden önce indirilen kitaplara inanırlar ve Ahiretten hiç kuşku duymazlar.

Gültekin Onan

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inanırlar. Ahiret konusunda da hiçbir kuşkuları yoktur.

Hamdi Döndüren

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesin olarak inanırlar.

Hasan Basri Çantay

(O takvaa saahibleri ki Habibim) onlar sana indirilene de, senden evvel indirilenlere de inanırlar. Ahirete ise onlar şübhesiz bir bilgi ve inan beslerler.

Hasib Asutay

Ve onlar ki, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Onlar âhirete de kesinlikle inanırlar.

Hayrat Neşriyat

Yine onlar ki, sana indirilene (Kur’ân’a) ve senden önce indirilenlere (diğer kitablara) inanırlar. Onlar, âhirete de kat'î olarak îmân ederler.

İbni Kesir

Onlar ki sana indirilene de, senden önce indirilmiş olanlara da inanırlar. Ve onlar ahireti de yakınen tanırlar.

Mehmet Okuyan

Sana indirilene ve senden önce indiri­len(ler)e iman ederler; ahiret gününe de kesin bir şekilde inanırlar.

Muhammed Esed

Ve onlar (ey peygamber), sana indirilene de senden önce indirilmiş olana da iman ederler, öteki dünyanın varlığından bütün kalpleriyle emindirler.

Mustafa İslamoğlu

ve onlar sana indirilene de; ahiretin varlığına dair ilahi habere mutmain bir kalple inanmıştırlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlar o kimselerdir ki sana indirilmiş ve senden evvel indirilmiş kitaplara da imân ederler ve onlar ahirete de yakînen kani olurlar.

Ömer Öngüt

Sana indirilene de, senden önce indirilene de iman ederler. Ahiret gününe de kesinlikle inanırlar.

Suat Yıldırım

Hem sana indirilen kitabı, hem de senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.

Süleyman Ateş

Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler.

Süleymaniye Vakfı

sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanıp güvenen ve ahirete inançları kesin olanlar var ya,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanıp güvenenler ve ahiret konusunda kesin bir kanaate varanlar,

Şaban Piriş

Onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

Tefhim-ul Kuran

Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

Ümit Şimşek

Onlar sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilene de. Âhirete de onların tam ve kesin bir imanı vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Hem sana vahyedilene hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar. Ahıreti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O kəslər ki, sənə nazil olana və səndən əvvəl nazil olanlara iman gətirir, axirətə də yəqinliklə inanırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O kəslərki, sənə göndərilənə (Qurʼana) və səndən əvvəl göndərilənlərə (Tövrat, İncil, Zəbur və s.) iman gətirir və axirətə də şəksiz inanırlar,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

die Frommen, die an die dir herabgesandte Offenbarung, sowie an die Heiligen Schriften, die vor dir herabgesandt wurden, und an das Jenseits glauben.

Almanca — Der Edle Quran

und die an das glauben, was zu dir (an Offenbarung) herabgesandt worden ist, und was vor dir herabgesandt wurde, und die vom Jenseits überzeugt sind.

Almanca — M. A. Rassoul

und die an das glauben, was auf dich und vor dir herabgesandt wurde, und die mit dem Jenseits fest rechnen.

Almanca — Muhammad Zaidan

sowie diejenigen, die den Iman verinnerlichen an das, was dir hinabgesandt wurde, und an das, was vor dir hinabgesandt wurde, und die über das Jenseits Gewißheit haben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Who faithfully believe in all that has been revealed to you, O Muhammad, -the Quran- way of life, religious and spiritual virtues and all that has been enjoined, crediting all revelations to those sent before you in AL-Tawrah (the Torah) and AL-Injil (the Bible) and the like, affirming the certainty of the Hereafter.

Abdul Haleem

those who believe in the revelation sent down to you [Muhammad], and in what was sent before you, those who have firm faith in the Hereafter.

Abdullah Yusuf Ali

And who believe in the Revelation sent to thee, and sent before thy time, and (in their hearts) have the assurance of the Hereafter.

Abul A'la Maududi

who believe in what has been revealed to you and what was revealed before you, and have firm faith in the Hereafter.

Aisha Bewley

those who have iman in what has been sent down to you and what was sent down before you, and are certain about the Next World.

Al-Hilali & Khan

And who believe in (the Qur’ân and the Sunnah )[1] which has been sent down (revealed) to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) and in that which was sent down before you [the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel), etc.] and they believe with certainty in the Hereafter. (Resurrection, recompense of their good and bad deeds, Paradise and Hell).

Ali Quli Qarai

and who believe in what has been sent down to you and what was sent down before you, and are certain of the Hereafter.

Amatul Rahman Omar

And who (also) believe in that (Message) which has been revealed to you and in that which had been revealed before you, and who have firm faith in the Hereafter.

Arthur John Arberry

who believe in what has been sent down to thee and what has been sent down before thee, and have faith in the Hereafter;

Bijan Moeinian

The above mentioned people are those who believe in this book (Qur’an) that I (God) have revealed to you (Mohammad) as well as the (original) Books that I had revealed to the prophets before you [which do not exist any more as they have been tampered with or partially/ totally lost] and firmly believe in the (existence of) Hereafter.

E. Henry Palmer

who believe in what is revealed to thee, and what was revealed before thee, and of the hereafter they are sure.

Edip-Layth

Those who acknowledge what was sent down to you, and what was sent down before you, and regarding the Hereafter they are certain.

George Sale

and who believe in that revelation, which hath been sent down unto thee, and that which hath been sent down unto the prophets before thee, and have firm assurance in the life to come:

Hamid S. Aziz

Who believe in what is revealed to you (Muhammad), and what was revealed before you, and are sure of the Hereafter.

Mahmoud Ghali

And who believe in what has been sent down to you, and what has been sent down (even) before you, and they constantly have certitude in the Hereafter.

Marmaduke Pickthall

And who believe in that which is revealed unto thee (Muhammad) and that which was revealed before thee, and are certain of the Hereafter.

Mohamed Ahmed - Samira

Who believe in what has been revealed to you and what was revealed to those before you, and are certain of the Hereafter.

Muhammad Asad

And who believe in that which has been bestowed from on high upon thee, [O Prophet,] as well as in that which was bestowed before thy time: for it is they who in their innermost are certain of the life to come!

Mustafa Khattab

and who believe in what has been revealed to you ˹O Prophet˺[1] and what was revealed before you, and have sure faith in the Hereafter.

Progressive Muslims

And those who believe in what was sent down to you, and what was sent down before you, and regarding the Hereafter they are certain.

Sahih International

And who believe in what has been revealed to you, [O Muúammad], and what was revealed before you, and of the Hereafter they are certain [in faith].

Sam Gerrans

And those who believe in what was sent down to thee, and what was sent down before thee, and of the Hereafter they are certain:

Shabbir Ahmed

Hence, such men and women of understanding consider the Divine Revelation through you (O Messenger) a great favor and believe in it wholeheartedly ((7:52), (2:185)). Similar were the blessed people who believed in and followed the previous Scriptures.

Syed Vickar Ahamed

And (for those) who believe in the Revelations sent to you and sent before your time, and (for those, who in their hearts) have the assurance of the Hereafter.

Taqi Usmani

and who believe in what has been revealed to you and what has been revealed before you; and they have faith in the Hereafter.

The Monotheist Group

And those who believe in what was sent down to you, and what was sent down before you, and regarding the Hereafter they are certain.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui croient à ce qui tʹa été descendu (révélé) et à ce qui a été descendu avant toi et qui croient fermement à la vie future.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku bi kitêba ji te re û bi kitêbên ku ji pêxemberên beriya te re hatine şandin û bi axretê ji dil û can bawerî tînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en die geloven in wat naar jou neergezonden is en in wat voor jouw tijd is neergezonden; van het hiernamaals zijn zij vast overtuigd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Van hen, die aan openbaringen gelooven, u van boven gezonden en voor u gezonden; van hen die aan het volgend leven gelooven.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

которые веруют в то, что ниспослано тебе (о, Мухаммад) [в Коран] и (веруют в то,) что ниспослано до тебя [в книги, которые были ниспосланы прежним пророкам], и в Вечной жизни [в наступлении Дня Суда, в существовании Рая и Ада] они убеждены.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och dem som tror på det som har uppenbarats för dig och på det som har uppenbarats före din tid och som har förvissningen att det eviga livet (väntar).