Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ اَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَاٍ بِنَبَاٍ يَقِينٍ

fe mekeṧe ğayra beǐydin fe ḳāle eHaTtu bimā lem tuHiT bihi ve ci'tuke min sebein bi nebein yeḳīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَمَكَثَfe mekeṧeم ك ثOyalanmak, beklemek/ummak, aylak aylak dolaşmak, kalmak, beklenti içinde duraklamak, acele etmemek, konuşurken yavaş olmakbekledi
2غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
3بَعِيدٍbeǐydinب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeçok geçmeden
4فَقَالَfe ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi
5اَحَطْتُeHaTtuح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.ben gördüm
6بِمَاbimābir şey
7لَمْlem
8تُحِطْtuHiTح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.senin görmediğin
9بِهِbihionda
10وَجِئْتُكَve ci'tukeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve sana getirdim
11مِنْmin-dan
12سَبَاٍsebeinسباSeba-
13بِنَبَاٍbi nebeinن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbir haber
14يَقِينٍyeḳīninي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişigerçek

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken hüthüt, çok geçmeden geldi de dedi ki: Senin henüz bilmediğin birşeyi öğrendim ve sana doğru bir haberle Sebe'den geliyorum.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken hüthüt, çok geçmeden geldi de dedi ki: Senin henüz bilmediğin birşeyi öğrendim ve sana doğru bir haberle Sebeʼden geliyorum.

Adem Uğur

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.

Ahmed Hulusi

Çok geçmeden (Hüdhüd) geldi ve dedi ki: "Senin bilgin dışındaki bir şeyi gördüm ve sana Saba'dan kesin bir haber ile geldim. "

Ahmet Tekin

Çok geçmeden İbibik geldi. 'Ben senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’den sana doğru ve önemli bir haber getirdim.' dedi.

Ahmet Varol

(Hüdhüt) çok geçmeden geldi ve dedi ki: 'Senin öğrenemediğin bir şeyi ben öğrendim ve Sebe'den sana kesin doğru bir haber getirdim.

Ali Bulaç

Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim."

Ali Fikri Yavuz

Nihayet bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip şöyle dedi: “-Ben senin bilmediğin bir şeyi bildim. Sana Sebe’den (Yemendeki bir kabile veya memleketten) çok sağlam ve iyi bir haber getirdim.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, çok geçmeden geldi ve şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve Sebe hakkında sana doğru bir haber getirdim!"

Bayraktar Bayraklı

Az sonra Hüdhüd gelip şöyle dedi: "Senin farkedemediğin bir şeyi farkettim ve sana Sebe'den doğru bir haber getirdim!"

Bekir Sadak

(22-26) Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: «Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkina hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadin buldum; onun ve milletinin Allah'i birakip gunese secde ettiklerini grdum. Gklerde ve yerde gizli olanlari ortaya koyan, gizlediginiz ve acikladiginiz seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptiklarini guzel gstermis, onlari dogru yoldan alikoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsin sahibi olan Allah'tan baska tanri yoktur» dedi. SÙ

Celal Yıldırım

Derken çok beklemeden Hüd-hüd çıkageldi ve Süleyman'a dedi ki: «Senin (hükümdarlığınla bilip) kapsayamadığın bir şeyi kapsayıp öğrendim ; sana Sebe' (ülkesin)den kesin bir haberle geldim.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Çok geçmeden hüdhüd gelip dedi ki: “Ben, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’ halkından sana kesin bir bilgi getirdim.”

Diyanet İşleri

Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

Diyanet İşleri (eski)

(22-26) Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: 'Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur' dedi.

Diyanet Vakfi

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: «Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken bekledi, çok geçmeden (Hüdhüd) geldi ve: "Ben senin etraflıca bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe'den sağlam bir haber getirdim." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bekledi çok geçmeden geldi, ben, dedi: senin ihata etmediğin bir şey ihata eyledim ve sana Sebe'den sağlam bir haber getirdim

Erhan Aktaş

Çok geçmeden geldi. Ve: "Senin kuşatamadığın bir şeyi kuşattım. Sana Sebe'den kesin doğru olan bir haber getirdim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Çok geçmeden geldi. Ve: "Senin kuşatamadığın bir şeyi kuşattım. Sana Sebe'den kesin doğru olan bir haber getirdim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Çok geçmeden Hudhud geldi. Ve: "Senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den kesin doğru olan bir haber getirdim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Hüdhüd çok geçmeden çıkagelerek dedi ki: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim, sana Saba'dan çok önemli bir haber getirdim.»

Gültekin Onan

Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

Hamdi Döndüren

Çok geçmeden hüdhüd kuşu geldi ve dedi ki: “Ben, senin bilmediğin bir şey öğrendim; sana Sebe’den güvenilir bir haber getirdim.”

Hasan Basri Çantay

Derken (hüdhüd) çok geçmeden geldi. "Ben, dedi, senin muttan olmadığın (bir Hakıykat) a vaakıf oldum Sebe den sana çok doğru (ve mühim) bir haber getirdim".

Hasib Asutay

Çok geçmeden (Hüdhüd) geldi ve dedi ki: 'Ben senin görmediğin bir şey gördüm ve Sebe'den sana gerçek bir haber getirdim. (8) (8. Sebe, Yemen'de dedelerinin adıyla anılan bir kabilenin adıdır.)

Hayrat Neşriyat

Derken çok geçmeden (Hüdhüd, Süleymân’a) gelip dedi ki: '(Ben) senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe’ (şehrin)den doğru (ve mühim) bir haber getirdim.'

İbni Kesir

Çok geçmeden o geldi ve dedi ki: Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe'den gerçek bir haber getirdim.

Mehmet Okuyan

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelmiş ve şöyle demişti: “Ben senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sebe’den sana kesin bir haber getirdim.

Muhammed Esed

Fakat hüthüt çok sürmeden çıkageldi ve: "Ben senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe hakkında doğru bir haber getirdim" dedi.

Mustafa İslamoğlu

Derken beklemesi çok sürmedi, (Hüdhüd) çıkageldi ve dedi ki: "Ben senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe'den doğru ve kesin bir haber getirdim.

Ömer Nasuhi Bilmen

Çok geçmeden (hüdhüd) geldi ve, 'Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim,' dedi, 'Sana Sebe'den önemli bir haber getirdim.'

Ömer Öngüt

Derken bekledi çok geçmeden geldi, ben, dedi: senin ihata etmediğin bir şey ihata eyledim ve sana Sebe'den sağlam bir haber getirdim

Suat Yıldırım

Derken, çok geçmeden Hüdhüd geldi: "Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe’den önemli ve kesin bir haber getirdim."

Süleyman Ateş

Çok geçmeden (hüdhüd) geldi: "Ben, dedi, senin görmediğin bir şey gördüm ve Seba'dan sana gerçek bir haber getirdim.

Süleymaniye Vakfı

Az bir süre bekledi, Hüdhüd çıkageldi ve dedi ki: "Senin tam olarak bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den sağlam bir haber getirdim.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çok geçmeden Hüdhüd çıkageldi ve dedi ki; "Senin yeterince bilmediğin bir şeyi tam olarak öğrendim. Sana Sebe'den dosdoğru bir haber getirdim.

Şaban Piriş

Çok geçmeden hüdhüd geldi ve: -Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe'den gerçek bir haber getirdim, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: «Senin (bilgi gücünle) kuşatıp öğrenemediğin şeyi, ben kuşatıp öğrendim ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim.»

Ümit Şimşek

Çok geçmeden hüdhüd çıkageldi ve dedi ki: 'Ben senin bilmediğin birşeyi öğrendim ve Sebe' kavminden gerçek bir haber getirdim.

Yaşar Nuri Öztürk

Az sonra Hüdhüd gelip şöyle dedi: "Senin fark edemeyeceğin bir şeyi fark ettim ve sana Saba'dan parlak bir haber getirdim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Çox keçmədən hüdhüd gəlib dedi: “Mən sənin bilmədiyin bir şeyi öyrəndim. Sənə Səbadan doğru bir xəbər gətirmişəm.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bir azdan (Hüdhüd) gəlib dedi: ″Sənin bilmədiyin bir şeyi öyrəndim. Sənə Səbadan doğru bir xəbər gətirmişəm.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der Wiedehopf hatte sich nicht weit davon aufgehalten und sprach: ʺIch habe etwas erfahren, was du nicht weißt. Ich bringe dir aus Saba eine wichtige zuverlässige Nachricht.

Almanca — Der Edle Quran

Aber er blieb nicht lange aus. Er sagte: ʺIch habe (an Wissen) erfaßt, was du nicht erfaßt hast. Und ich bringe dir aus Saba sichere Kunde.

Almanca — M. A. Rassoul

Und dieser blieb nicht lange fern, dann sprach er: ʺlch habe eine Erfahrung gemacht, die du nicht gemacht hast; und ich bin aus Sabaʹ mit sicherer Nachricht zu dir gekommen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann blieb er nicht lang weg, dann sagte er: ʺIch kundschaftete aus, was du nicht auskundschaftest, und ich brachte dir aus Sabaa eine gewiße Mitteilung:

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there and not far came forth -the hoopoe- into view and said : "I have learned something you have no knowledge of and I have brought you some objectively certain news from the kingdom of Saba. "

Abdul Haleem

But the hoopoe did not stay away long: he came and said, ‘I have learned something you did not know: I come to you from Sheba with firm news.

Abdullah Yusuf Ali

But the Hoopoe tarried not far: he (came up and) said: "I have compassed (territory) which thou hast not compassed, and I have come to thee from Saba with tidings true.

Abul A'la Maududi

Not before long the hoopoe came up and said: "I have obtained a knowledge which you could not. I have brought for you sure news about Sheba.

Aisha Bewley

However, it was not long delayed, and then it said, ‘I have comprehended something you have not and bring you accurate intelligence from Sheba.

Al-Hilali & Khan

But the hoopoe stayed not long: he (came up and) said: "I have grasped (the knowledge of a thing) which you have not grasped and I have come to you from Saba’ (Sheba) with true news.

Ali Quli Qarai

He did not stay for long [before he turned up] and said, ‘I have alighted on something which you have not alighted on, and I have brought you from Sheba a definite report.

Amatul Rahman Omar

But he (- Solomon) had not to wait long (before Hudhud came) and said, `I have acquired that information which you do not possess. I have come to you from (the territory of a Yemanite tribe) Saba' with sure and important news (to tell).

Arthur John Arberry

But he tarried not long, and said, 'I have comprehended that which thou hast not comprehended, and I have come from Sheba to thee with a sure tiding.

Bijan Moeinian

It did not take a long when Hoopoe arrived saying: "I have been to the land of Sheba and you do not know what is going on there. "

E. Henry Palmer

And he tarried not long, and said, 'I have compassed what ye compassed not; for I bring you from Seba a sure information:

Edip-Layth

But the hoopoe did not stay away long, then he said, "I have seen what you do not know, and I have come to you from Sheba with news which is certain."

George Sale

And she tarried not long before she presented herself unto Solomon, and said, I have viewed a country which thou hast not viewed; and I come unto thee from Saba, with a certain piece of news.

Hamid S. Aziz

I will surely punish him with a severe penalty; or I will slay him unless he brings me clear authority (or reason for his absence). "

Mahmoud Ghali

Yet he stayed (a while) without being far away, then said, "I have encompassed that which you have not encompassed, and I have come from Saba? to you with a tiding of certitude.

Marmaduke Pickthall

But he was not long in coming, and he said: I have found out (a thing) that thou apprehendest not, and I come unto thee from Sheba with sure tidings.

Mohamed Ahmed - Samira

But he was not long in coming, and reported: "I have been around where you have not been. I come from Saba with positive news.

Muhammad Asad

But [the hoopoe] tarried but a short while; and [when it came] it said: "I have encompassed [with my knowledge] something that thou hast never yet encompassed [with thine] - for I have come to thee from Sheba with a tiding sure!

Mustafa Khattab

It was not long before the bird came and said, "I have found out something you do not know. I have just come to you from Sheba with sure news.

Progressive Muslims

But the hoopoe did not stay away long, then he said: "I have seen what you do not know, and I have come to you from Sheba with news which is certain. "

Sahih International

But the hoopoe stayed not long and said, "I have encompassed [in knowledge] that which you have not encompassed, and I have come to you from Sheba with certain news.

Sam Gerrans

But he tarried not long, and said: “I have encompassed what thou hast not encompassed; and I come to thee from Saba’ with a certain report.

Shabbir Ahmed

But before long

Syed Vickar Ahamed

But (the Hoopoe) did not stay behind too far: He (approached Sulaiman and) said: "I have traveled (through lands) where you have not gone and I have come to you from Saba (Sheba) with true (and correct) news.

Taqi Usmani

Then the hoopoe did not take long and said (to Sulaimān), "I have discovered what you did not, and have brought to you a sure information from Saba’ (Sheba).

The Monotheist Group

But the hoopoe did not stay away long, then he said: "I have seen what you do not know, and I have come to you from Sheba with news which is certain."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais elle nʹétait restée (absente) que peu de temps et dit: ʺJʹai appris ce que tu nʹas point appris; et je te rapporte de Sabaʹ une nouvelle sûre:

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hê demeke dirêj nebihurî, hudhud hat, got: Ez fêrî tiştekî bûm ku tu jî nizanî. Min ji Sebeyê xebereke rast (û girîng) ji te re aniye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij bleef toen niet lang meer weg en zei: ʺIk omvat (met mijn kennis) wat jij niet omvat en ik ben uit Saba? naar jou gekomen met een vaststaand bericht.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het duurde niet lang, voor hij zich aan Salomo vertoonde, en zeide: Ik heb eene plaats gezien, welke gij niet gezien hebt, en ik kom tot u van Saba, met zeker nieuws.

Hollandaca — Siregar

Daarop bleef hij niet lang afwezig, en hij zei: ʺIk weet iets waarvan jij nog niet weet. En ik breng jou uit Sabaʹ overtuigende berichten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И оставался он [удод] (в отсутствии) недолго и (когда вернулся) сказал (пророку Сулайману): «Я узнал то, чего ты (о, пророк Сулайман) не знаешь, и пришел к тебе из (города) Саба (что в Йемене) с достоверным известием.

Rusça — Osmanov

[Сулайман] прождал недолго, [и прилетел удод] и сказал: ʺЯ узнал о том, чего ты не ведаешь. Я прибыл к тебе из Сабы с достоверными сведениями.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Härfågeln) blev inte (borta) länge och (när den återkom) sade den: ʺJag har fått veta något som du inte vet: jag har med mig säkra underrättelser till dig från sabéernas land.