Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ

fe Sbir inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve lā yesteḣiffenneke (e)lleƶīne lā yūḳinūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاصْبِرْfe Sbirص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabret
2اِنَّinneşüphe yok ki
3وَعْدَveǎ'deو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)va'di
4اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
5حَقٌّHaḳḳunح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhaktır
6وَلَاve lāve
7يَسْتَخِفَّنَّكَyesteḣiffennekeخ ف فHafif kilolu olmak (vücut veya madde olarak), değer olarak hafif veya önemsiz olmak, canlı/aktif/çevik/hazır ve hızlı olmak, iş/hizmette itaatkar ve boyun eğen olmak, acele etmek, çabucak ayrılmak veya yolculuk yapmak, davranış veya tutumda hafif olmak, duyma ve anlamada keskin/sivri/zeki/yetenekli olmak, korku ve öfke nedeniyle tedirgin veya heyecanlı olmak, arkadaşlıkta veya sohbette kabul edilebilir olmak, neşeli/keyifli olmak, sayıca az olmak, yetersiz/önemsiz/değersiz olmak.seni telaşa düşürmesin
8الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
9لَا
10يُوقِنُونَyūḳinūneي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişiinanmayan(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (65 / 65 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulkadir Gölpınarlı

Dayan, şüphe yok ki Allahʼın vaadi gerçektir ve adamakıllı inanmayanlar, sakın senin gayretini hafifletip gevşetmesin.

Ahmed Hulusi

O halde sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi Hak'tır! İkana ulaşmamışlar (vaadimizin gerçekleşmesi sürecinde) seni hafife alamayacaklardır!

Ali Bulaç

Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

Ali Rıza Safa

Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Kesin bilgiyle inanmayanlar, seni şapşal yerine koymasın.

Bayraktar Bayraklı

Sen şimdi sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şimdi sen sabret. Bil ki Allah’ın vaadi gerçektir. İnanmayanlar sakın seni yolundan çevirmesin!

Diyanet İşleri

Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın va'di mutlaka haktır. Ve sakın kesin imanı olmayanlar seni hafifliğe sevketmesin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sen sabret, çünkü Allahın va'di muhakkak haktır ve sakın iykanı olmıyanlar seni hafifliğe sevk etmesinler

Erhan Aktaş

Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İman etmeyenler seni gevşetmesinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.

Gültekin Onan

Öyleyse sen sabret; şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

Hamdi Döndüren

Sabret, Allah’ın verdiği söz gerçektir. İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin!

Hasan Basri Çantay

Sen (habibim) şimdi sabret. Şübhe yok ki Allahın va'di hakdır. (Buna) kat'i inan beslememekde olanlar zinhar seni (sabırsızlıkla) hafifliğe götürmesin (ler).

Hasib Asutay

Sen (şimdi) sabret. Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Kesin iman etmeyenler, sakın seni gevşekliğe sürüklemesinler.

İbni Kesir

Sabret, şüphesiz ki Allah'ın vaadi haktır. Yakınen inanmayanlar seni hafifliğe itmesinler.

Mehmet Okuyan

Sabret! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. (Buna) kesin bir şekilde inanmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin!

Muhammed Esed

O halde sıkıntılara göğüs ger: Allah'ın (Kıyamet Günü ile ilgili) vaadi kesinlikle doğrudur. Öyleyse, tam bir iç tatminine ulaşamayanların senin zihnine şüphe tohumları ekmelerine izin verme!

Mustafa İslamoğlu

Artık sabret; unutma ki Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. (Kendi söylediklerine dahi) yürekten inanmayanlar, tahrikleriyle sakın seni fevri ve tepkisel bir davranışa sürüklemesinler.

Süleyman Ateş

Sabret, Allah'ın va'di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin.

Süleymaniye Vakfı

Öyleyse sen sabret /duruşunu bozma. Allah'ın verdiği söz gerçektir. Buna inancı tam olmayanlar sakın seni gevşekliğe sevketmesin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen sabırlı ol. Allah'ın verdiği söz doğrudur. Bunu içine sindiremeyenler seni hafife alamayacaklardır.

Şaban Piriş

Öyleyse sen, sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Gerçeği göremeyenler sakın seni hafife almasınlar.

Yaşar Nuri Öztürk

O halde, sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler/seni küçümseyemeyeceklerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən səbirli ol! Həqiqətən də, Allahın vədi haqdır. Qoy axirətə yəqinliklə inanmayanlar səni qeyri-ciddi olmağa (dindən dönməyə) sövq etməsinlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Sən (çətinliklərə, əziyyətlərə) səbr et. Şübhəsiz ki, Allahın (sənə verdiyi zəfər) vəʼdi haqdır. Qoy (axirətə) qəti inanmayanlar səni eʼtinasızlığa sövq etməsinlər. (Səni yüngül hesab edib yerindən oynatmasınlar, səbirsizliyə, səbatsızlığa sövq edərək öz fikrindən və amalından döndərib risaləti təbliğ etməkdən daşındıra bilməsinlər!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sei geduldig! Gottes Versprechen ist wahr. Laß dich nicht von den Ungläubigen verunsichern, denen es an Zuversicht fehlt!

Almanca — Der Edle Quran

So sei standhaft. Gewiß, Allahs Versprechen ist wahr. Und diejenigen, die nicht überzeugt sind, sollen dich ja nicht ins Wanken bringen.

Almanca — M. A. Rassoul

So sei geduldig. Wahrlich, das Versprechen Allahs ist wahr. Und laß dich nicht von jenen ins Wanken bringen, die keine Gewißheit haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

So übe dich in Geduld! Gewiß, ALLAHs Versprechen ist wahr. Und laß diejenigen, die keine Gewißheit haben, dich nicht aus der Ruhe bringen!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, be patient O Muhammad and be unwearied in the face of difficulties and hindrances, and quietly await the course of events; the promise of Allah is the truth personified. Let not their disdainful attitude and their unsettled allegiance and belief influence your firm mind and your firm thoughts nor should you let them disturb or discompose your peace of mind.

Abdul Haleem

so be patient, for God’s promise is true: do not let those with no firm beliefs discourage you.

Abdullah Yusuf Ali

So patiently persevere: for verily the promise of Allah is true: nor let those shake thy firmness, who have (themselves) no certainty of faith.

Abul A'la Maududi

Therefore, (O Prophet), have patience. Surely Allah's promise is true. Let those who lack certainty not cause you to be unsteady.

Aisha Bewley

So be steadfast. Allah’s promise is true. Do not let those who have no certainty belittle you.

Al-Hilali & Khan

So be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, the Promise of Allâh is true; and let not those who have no certainty of faith, discourage you from conveying Allâh’s Message (which you are obliged to convey).

Ali Quli Qarai

So be patient! Allah’s promise is indeed true. And do not let yourself be upset by those who have no conviction.

Amatul Rahman Omar

Therefore, (Prophet!) have patience and perseverance. Surely, the promise of Allâh (about your victory and the defeat of the disbelievers) is (bound to be) true; so let not those who are not convinced of the truth hold you in light estimation (so as to move you from your stand).

Arthur John Arberry

So be thou patient; surely God's promise is true; and let not those who have not sure faith make thee unsteady.

Bijan Moeinian

Be patient; know that God's promise is true and do not be intimidated by those who have lost their opportunity to believe.

E. Henry Palmer

Be thou patient then; verily, God's promise is true! and let them not flurry thee who are not sure.

Edip-Layth

So be patient, for God's promise is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.

George Sale

But do thou, O Mohammed, persevere with constancy, for the promise of God is true; and let not those induce thee to waver, who have no certain knowledge.

Hamid S. Aziz

Thus does Allah set a seal on the heart of those who know not.

Mahmoud Ghali

So (endure) patiently; surely the promise of Allah is true; and do not let the ones who have no certitude induce you to levity.

Marmaduke Pickthall

So have patience (O Muhammad)! Allah's promise is the very truth, and let not those who have no certainty make thee impatient.

Mohamed Ahmed - Samira

So have patience. The promise of God is surely true; and let not those who do not believe make you relax (your endeavours).

Muhammad Asad

Remain, then, patient in adversity: verily, Gods promise [of resurrection] is true indeed - so let not those who are devoid of all inner certainty disquiet thy mind!

Mustafa Khattab

So be patient, for the promise of Allah certainly is true. And do not be disturbed by those who have no sure faith.

Progressive Muslims

So be patient, for God's promise is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.

Sahih International

So be patient. Indeed, the promise of Allah is truth. And let them not disquiet you who are not certain [in faith].

Sam Gerrans

And be thou patient; the promise of God is true. And let not those who are not certain sway thee.

Shabbir Ahmed

Remain then, steadfast and remember that Allah's Promise is always True. So let not those who have no conviction disturb your mind.

Syed Vickar Ahamed

So patiently remain constant (and firm): Surely, the Promise of Allah is true: And do not let those (unbelievers) who have no certainty of faith, move you from your firmness (of your Faith).

Taqi Usmani

So, be patient. Surely Allah’s promise is true, and let not the disbelievers shake your firmness.

The Monotheist Group

So be patient, for the promise of God is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Sois donc patient, car la promesse dʹAllah est vérité. Et que ceux qui ne croient pas fermement ne tʹébranlent pas!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca tu sebrê bikêşe, lewra peymana Xwedê heq e. Zinhar bila ew ên ku (bi qiyametê) ji dil bawerî nayînin te sist û bêtebat mekin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Volhard dus geduldig; Gods toezegging is waar. En zij die geen vaste overtuiging hebben, kunnen jou niet aan het weifelen brengen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar gij, o Mahomet, volhard met standvastigheid; want God is waar, en laten niet zij u tot wankelen brengen, die geene zekere kennis bezitten.

Hollandaca — Siregar

Wees daarom geduldig: voorwaar, de belofte van Allah is waar. En wordt niet verontrust door degenen die niet (door jou) overtuigd zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Терпи же (о, Пророк) (те обиды, что причиняет тебе твой народ), ведь поистине, обещание Аллаха (о том, что тебе будет дана помощь и награда) истинно (и в этом нет сомнений). И пусть не ослабят тебя [твое отношение к доведению до людей Истины] те, которые не убеждены (в воскрешении)!

Rusça — Osmanov

Так терпи же [, Мухаммад], ибо то, что обещано Аллахом, непреложно. И пусть те, кто не тверд [в вере], не полагают тебя легкомысленным.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Muhammad,) visa tålamod! - Guds löfte är sanning! Och låt inte dem som saknar övertygelse rubba dig i ditt lugn (och din beslutsamhet)!