İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

وَكَذٰلِكَ نُرِي اِبْرٰهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ

ve ke ƶālike nurī ibrāhīme melekūte s-semāvāti ve l-erDi ve li yekūne mine l-mūḳinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böylece
2نُرِيnurīر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.biz gösteriyorduk
3اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim'e
4مَلَكُوتَmelekūteم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekutunu
5السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
6وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
7وَلِيَكُونَve li yekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsun diye
8مِنَmine-dan
9الْمُوقِنِينَl-mūḳinīneي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişiinananlar-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, gerçek ve şüphesiz bilgiye sahip olması için İbrahîm'e, göklerdeki ve yeryüzündeki kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmeti böylece göstermedeydik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz, gerçek ve şüphesiz bilgiye sahip olması için İbrahîmʼe, göklerdeki ve yeryüzündeki kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmeti böylece göstermedeydik.

Adem Uğur

Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

Ahmed Hulusi

Böylece İbrahim'e, ikan sahibi olsun diye, semalar ve arzın melekutunu (derunundaki, onları oluşturan kuvveleri) görecek basireti veriyoruz (gözünün gördüğüyle eşyanın hakikatinden perdelenmesin diye).

Ahmet Tekin

Babasının hak yoldan sapmalarını gösterdiğimiz gibi, biz, ilme, delile ve gerekçeye itibar edip, kesin inananlardan olması için İbrâhim’e göklerin ve yerin işleyiş disiplinini ve aslî düzenini gösteriyoruz.

Ahmet Varol

Böylece İbrahim'e kesin bilgi sahibi olması için göklerin ve yerin melekutunu (büyüklüklerini, harikuladeliklerini) de gösteriyorduk.

Ali Bulaç

Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk.

Ali Fikri Yavuz

Biz, İbrahim’e atasının ve kavminin sapıklığını gösterdiğimiz gibi, göklerin ve yerin acâibini ve güzelliklerini gösteriyorduk ki, tevhîd hususunda yakîn sahibi olsun.

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, bilgiyle inananlar arasında olması için, göklerin ve yeryüzünün egemenliğini İbrahim'e gösterdik.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz İbrahim'e, kesin inananlardan olsun diye göklerin ve yerin melekutunu/ kainatın işleyiş kanunlarını gösteriyorduk.

Bekir Sadak

Yakinen bilenlerden olmasi icin ibrahim'e goklerin ve yerin hukumranligini soylece gosteriyorduk:

Celal Yıldırım

İşte böylece biz İbrahim'e kesin bilgi edinenlerden olsun diye göklerin ve yerin melekûtunu (yaratılışındaki düzen, denge, plân ve bazı kanunların işleyişini) gösteriyorduk.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Böylece biz İbrâhim’e göklerin ve yerin melekûtunu görüp kavrama imkânı veriyorduk ki kesin inananlardan olsun.

Diyanet İşleri

İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

Diyanet İşleri (eski)

Yakinen bilenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösteriyorduk:

Diyanet Vakfi

Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böylece İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle İbrahime göklerin ve yerin melekutünü gösteriyorduk ki yakin hasıl edenlerden olsun

Erhan Aktaş

Böylece, göklerin ve yerin melekutunu İbrahim'e gösteriyorduk ki kesin iman edenlerden olsun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece, göklerin ve yerin melekutunu İbrahim'e gösteriyorduk ki kesin inananlardan olsun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece, göklerin ve yerin melekutunu İbrahim'e gösteriyorduk ki kesin inanlardan olsun.

Fizilal-il Kuran

Biz İbrahim'e göklerin ve yerin görkemli egemenlik mekanizmasını böylece gösteriyorduk ki, o kesin inançlılardan olsun.

Gültekin Onan

Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk.

Hamdi Döndüren

Biz İbrahim’e kesin olarak bilmesi için bunun gibi, göklerin ve yerin büyük mülkünü gösteririz.

Hasan Basri Çantay

Biz İbrahime (hakıykatı nasıl öğretdiysek, istidlalde bulunması ve) kesin ilme erenlerden olması için göklerin ve yerin büyük mülkünü de öylece gösteriyorduk.

Hasib Asutay

Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin egemenliğini gösteriyorduk.

Hayrat Neşriyat

İşte (birliğimize delil getirsin) ve kat'î olarak îmân edenlerden olsun diye İbrâhîm’e, göklerin ve yerin melekûtunu (İlâhî tasarrufâtın açıkça göründüğü cihetini)böyle gösteriyorduk.

İbni Kesir

İşte böylece yakınen bilenlerden olması için Biz, İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk.

Mehmet Okuyan

Böylece biz kesin iman edenlerden olması için İbrahim’e göklerin ve yerin egemenliğini gösteriyorduk.

Muhammed Esed

Böylece Biz İbrahime, (Allahın) gökler ve yer üzerindeki güçlü hükümranlığı ile ilgili (ilk) kavrayışı kazandırdık, ki kalben mutmain olan kimselerden olsun.

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece Biz, İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığı hakkında bir bakış açısı kazandırdık ki, kalben mutmain kimselerden olsun.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve İbrahim'e şöylece göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, yakinen bilip inananlardan oluversin.

Ömer Öngüt

Böylece biz İbrahim'e yakîn sahiplerinden olması için, göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

Suat Yıldırım

Biz İbrâhim’e (şirkin çirkinliğini gösterdiğimiz gibi) imanında yakîne, kesinliğe ulaşması için göklerin ve yerin muhteşem hükümranlığını da öylece gösteriyorduk.

Süleyman Ateş

Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu (büyük ve harikulade muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

Süleymaniye Vakfı

İbrahim'e, göklerin ve yerin yönetimini de şu şekilde gösterdik ki kesin bilgiye ulaşanlardan olsun.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İbrahim'e bu sapıklığı gösterdiğimiz gibi göklerin ve yerin yönetimini de gösterdik ki kesin bilgiye erişenlerden olsun.

Şaban Piriş

İbrahim'e sağlam müminlerden olması için, göklerin ve yerin hükümranlığını da şöyle göstermiştik.

Tefhim-ul Kuran

İşte böyle İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, yakîn sahiplerinden olsun.

Ümit Şimşek

Kesin bir imana erişmesi için, İbrahim'e Biz böylece göklerin ve yerin melekûtunu gösterdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləcə, Biz, İbrahimə göylərin və yerin səltənətini göstərdik ki, yəqinliklə inananlardan olsun.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Beləcə, İbrahimə göylərin və yerin mülkünü (səltənətini, oradakı qəribəlikləri və gözəllikləri, onların Allah qüdrəti ilə yaradılmasını) göstərdik ki, tam qənaətlə inananlardan olsun!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So ließen Wir Abraham das Reich der Himmel und der Erde betrachten und verstehen, auf daß er zu den fest überzeugten Gläubigen gehöre.

Almanca — Der Edle Quran

Und so zeigten Wir Ibrahim das Reich der Himmel und der Erde, - und damit er zu den Überzeugten gehöre.

Almanca — M. A. Rassoul

da zeigten Wir Abraham das Reich der Himmel und der Erde, auf daß er zu den Festen im Glauben zählen möge.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solcherart zeigten WIR Ibrahim die Zeichen der Himmel und der Erde und damit er zu denjenigen gehört, die über Gewißheit verfügen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus, did We carry Ibrahim beyond the physical world to show him the wonders and spiritual glories behind the magnificent powers and laws of the physical universe to affirm his inward sight and his deep thoughts with certainty.

Abdul Haleem

In this way We showed Abraham [God’s] mighty dominion over the heavens and the earth, so that he might be a firm believer.

Abdullah Yusuf Ali

So also did We show Abraham the power and the laws of the heavens and the earth, that he might (with understanding) have certitude.

Abul A'la Maududi

And thus We showed Abraham the kingdom of the heavens and the earth, so that he might become one of those who have sure faith..

Aisha Bewley

Because of that We showed Ibrahim the dominions of the heavens and the earth so that he might be one of the people of certainty.

Al-Hilali & Khan

Thus did we show Ibrâhîm (Abraham) the kingdom of the heavens and the earth that he be one of those who have Faith with certainty.

Ali Quli Qarai

Thus did We show Abraham the dominions of the heavens and the earth, that he might be of those who possess certitude.

Amatul Rahman Omar

Thus (for his pure and noble nature) We have been showing Abraham, the sole kingdom (of Ours) of the heavens and the earth (to grant him an insight into the Divine laws of nature). And (We did it) that he might be of those who are firmly convinced.

Arthur John Arberry

So We were showing Abraham the kingdom of the heavens and earth, that he might be of those having sure faith.

Bijan Moeinian

I (God) showed Abraham the marvels of the heavens and the earth (what is referred today as out of body experience) and made him sure [of the Lord's absolute power. ]

E. Henry Palmer

Thus did we show Abraham the kingdom of heaven and of the earth, that he should be of those who are sure.

Edip-Layth

Thus We showed Abraham the kingdom of heavens and earth, so that he will be of those who have certainty.

George Sale

And thus did we show Abraham the Kingdom of the heavens and the earth that he should have full knowledge and that he might be of those who possess certainty of faith.

Hamid S. Aziz

Thus did We show Abraham the kingdom of heaven and of the earth, that he should be of those who possess certainty.

Mahmoud Ghali

And thus We show Ibrahîm (Abraham) the dominion of the heavens and the earth that he may be of the ones of constant certitude.

Marmaduke Pickthall

Thus did We show Abraham the kingdom of the heavens and the earth that he might be of those possessing certainty:

Mohamed Ahmed - Samira

Thus We showed to Abraham the visible and invisible world of the heavens and the earth, that he could be among those who believe.

Muhammad Asad

And thus We gave Abraham [his first] insight into [God's] mighty dominion over the heavens and the earth - and [this] to the end that he might become one of those who are inwardly sure.

Mustafa Khattab

We also showed Abraham the wonders of the heavens and the earth, so he would be sure in faith.

Progressive Muslims

And it is such that We showed Abraham the kingdom of heavens and Earth, so that he will be of those who have certainty.

Sahih International

And thus did We show Abraham the realm of the heavens and the earth that he would be among the certain [in faith]

Sam Gerrans

And thus We showed Abraham the kingdom of the heavens and the earth; and that he might be of those who are certain.

Shabbir Ahmed

We gave Abraham insight, the ability to reflect, into the Mighty Dominion of the Universe so that he might attain firm conviction.

Syed Vickar Ahamed

So also did We show Ibrahim (Abraham) the power and the laws of the heavens and the earth, that he might have (both) the Faith and certainty (with understanding).

Taqi Usmani

Thus We showed Ibrāhīm the kingdom of the heavens and the earth, so that he might be firm in belief.

The Monotheist Group

And it is such that We showed Abraham the kingdom of the heavens and the earth, so that he will be of those who have certainty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ainsi avons-Nous montré à Abraham le royaume des cieux et de la terre, afin quʹil fût de ceux qui croient avec conviction.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi vî awayî me melekûtiya (xwedaniya) erd û asîmanan nîşanî Îbrahîm da, da ku ew bibe ji yên bi bîr û bawer.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zo toonden Wij Ibrahiem het rijk van de hemelen en de aarde, opdat hij ging behoren tot hen die vast overtuigd zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zoo deden wij Abraham het koninkrijk van hemel en aarde zien, opdat hij een mocht worden van hen, die oprecht gelooven.

Hollandaca — Siregar

En zo lieten Wij lbrahim het koninkrijk der hemelen en der aarde zien opdat hij tot de overtuigden zou behoren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И так Мы показываем Ибрахиму власть [всемогущество Аллаха] над небесами и землей, чтобы он был из числа убежденных [не имеющих никакого сомнения] (верующих).

Rusça — Osmanov

Так Мы показали Ибрахиму [Свою] власть над небесами и над землей, чтобы он убедился [в этом].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi visade nu Abraham (Vårt) herravälde över himlarna och jorden, för att han skulle bli fullt övertygad.