"Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.
وَاِذَا قِيلَ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُمْ مَا نَدْرِي مَا السَّاعَةُ اِنْ نَظُنُّ اِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ
ve iƶā ḳīle inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve s-sāǎtu lā raybe fīhā ḳultum mā nedrī mā s-sāǎtu in neZunnu illā Zennen ve mā neHnu bi musteyḳinīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve size, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve kıyâmette şüphe yoktur dendi mi, kıyâmet nedir derdiniz, bilmiyoruz ki, ancak bir zanda bulunmadayız ve biz, iyiden iyiye bilmedik, anlamadık ki.
Adem Uğur
Allah'ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Ahmed Hulusi
"Allah vaadi haktır ve O Saat (hakikatin ortaya çıkacağı süreç) ki, onda şüphe yoktur" denildiğinde: "O Saat nedir, bilmiyoruz. . . Sadece bir zan olduğunu düşünüyoruz ve buna yakinimiz yok!" demiştiniz.
Ahmet Tekin
Onlara: 'Diriltilme, hesap ve ceza ile ilgili Allah’ın va’di haktır, doğrudur. Kıyametin kopacağı ânın geleceğinde ve hesap sorulacağında şüphe yoktur.' denildiğinde: 'Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnızca bir düşünceden, bir tasavvurdan ibaret sanıyoruz. Bu hususta ilme, delile dayanan kesin bir bilgiye, inanca sahip değiliz.' demiştiniz.
Ahmet Varol
'Allah'ın vaadi gerçektir ve kıyamet(in geleceğin)de şüphe yoktur' dendiği zaman da: 'Biz kıyamet nedir bilmiyoruz. Sadece bir zanda bulunuyoruz ve kesin bir bilgiye dayanarak inanıyor değiliz' demiştiniz.
Ali Bulaç
"Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Ali Fikri Yavuz
Hem (size ey kâfirler): “- Allah’ın (ölüleri dirilteceğine dair) vaadi hakdır ve kıyametin kopmasında şübhe yoktur.” denildiğinde, demiştiniz ki: Bilmiyoruz, kıyametin kopması nedir? Ancak bir zandan ibaret olduğuna kaniyiz; ve biz yakinen inananlar değiliz.
Ali Rıza Safa
"Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Evrenlerin sonu hakkında da kuşku yoktur!" denildiğinde, şunu söylediniz: "Evrenlerin sonunun ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnızca bir sanı olduğunu düşünüyoruz; kesin bir bilgimiz de yok!"
Bayraktar Bayraklı
"Allah'ın vaadi gerçektir, kıyametin kopacağından hiç şüphe yoktur" dendiğinde, şöyle derdiniz: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece öyle bir şey sanıyoruz, ama biz onun gerçekleşeceğine de inanmıyoruz."
Bekir Sadak
«Dogrusu Allah'in verdigi soz gercektir, kiyamet saati suphe goturmez» dendigi zaman: «Kiyametin ne oldugunu bilmiyoruz, yalniz yoktur saniyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmis degiliz» derdiniz.
Celal Yıldırım
Allah'ın va'di (verdiği söz) mutlaka hakktır; Kıyâmet'in kopacağında hiç şüphe yoktur, denilince de, «biz, Kıyâmet'in kopuşu nedir bilmiyoruz, sadece zan ve tahminde bulunuyoruz ; bizim bu konuda kesin bilgimiz yoktur,» diye cevap verdiniz.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
“Allah’ın vaadi gerçektir, kıyamet konusunda da bir kuşkuya yer yoktur” denildikçe, “Kıyamet nedir bilmiyoruz, biz bu konuda tahminde bulunmanın ötesinde bir şey yapamayız, kesin bir bilgiye sahip değiliz” dediniz.
Diyanet İşleri
"Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.
Diyanet İşleri (eski)
'Doğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez' dendiği zaman: 'Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz' derdiniz.
Diyanet Vakfi
«Allah'ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur» dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Allah'ın vaadi gerçektir. «O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur.» denildiğinde «Kıyamet nedir bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok.» derdiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem "Allah'ın va'di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur." denildiğinde, demiştiniz ki: "Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem Allahın va'dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakin edinmiş değiliz
Erhan Aktaş
"Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
"Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at'in geleceğinden kuşku yoktur." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.
Fizilal-il Kuran
Allah’ın vaadi haktır. Ve kıyamet günü şüphe götürmez denildiği zaman siz demiştiniz ki: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.”
Gültekin Onan
"Gerçekten Tanrı'nın vaadi haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Hamdi Döndüren
“Allah’ın verdiği söz gerçektir, kıyamet gününün geleceğinde hiçbir kuşku yoktur.” denildiği zaman, “Biz kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. (Bu konuda) sadece zanda bulunabiliriz. Biz, bu konuda kesin bilgiye de sahip değiliz!” demiştiniz.
Hasan Basri Çantay
(Ey kafirler, size:) "Şübhesiz Allahın va'di hakdır. O saattin geleceğin) de asla şübhe yokdur" denildiği zaman siz "O saat de neymiş, bilmiyoruz. Tereddüdden başka bir zamanda bulunmuyoruz. Biz (onun muhakkak geleceğine) kat'i inan ve bilgi besleyenler değiliz" dediniz.
Hasib Asutay
Allah'ın va'di (11) gerçektir, kıyamete gelince, onda hiçbir şüphe yoktur' dendiği zaman 'Kıyamet nedir, bilmiyoruz. (Onu) sadece bir zandan ibaret olduğunu sanıyoruz. Biz (bu konuda) kesin inananlar değiliz' demiştiniz. (11. Yeniden dirilmeye ait söz.)
Hayrat Neşriyat
Hem (size): 'Şübhesiz ki Allah’ın va'di haktır; kıyâmet(in geleceği) ki onda hiç şübhe yoktur!' denildiği zaman: 'Kıyâmet nedir, bilmiyoruz; sâdece bir zan(dan ibâret)olduğunu sanıyoruz; zâten biz (onun geleceğine) kat'î olarak inanıcılar değiliz!' demiştiniz.
İbni Kesir
Allah'ın vaadi haktır ve kıyamet günü hakkında hiç şüphe yoktur, denildiği zaman; siz demiştiniz ki: Kıyamet nedir? bilmiyoruz, ancak bir takım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.
Mehmet Okuyan
(Onlara) “Allah’ın vaadi gerçektir; o (Son) Saat’te de hiçbir şüphe yoktur.” dendiği zaman, “O (Son) Saat’in ne olduğunu bilmiyoruz; (o konuda) sadece zanda bulunuyoruz; asla ikna edilmiş değiliz!” demiştiniz.
Muhammed Esed
Çünkü "Bakın, Allah'ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat(in gelişi) hakkında hiçbir şüphe olamaz" denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: "Son Saat'in ne olduğunu bilmiyoruz, onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz ve (sonuçta) ona kani olmuş değiliz!"
Mustafa İslamoğlu
Size ne zaman, "Bakın, Allah'ın vaadi gerçekleşecektir ve Son Saat asla kuşku kaldırmaz!" denilmişse, siz şu cevabı vermiştiniz: "Bilmiyoruz, 'Son Saat' nedir? Ne ki biz onun bir zandan ibaret olduğunu sanıyoruz ve biz (bu konuda) ikna olmuş değiliz."
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve şüphe yok ki, «Allah'ın vaadi haktır ve o Kıyamette bir şüphe yoktur» denildiği zaman siz dediniz ki, «Kıyamet nedir? Biz (bunu) bir zandan başka bir şey sanmıyoruz ve biz (bu hususta) yakîn edinmişler değiliz.»
Ömer Öngüt
Size: "Allah'ın vaadi haktır, kıyamet gününde şüphe yoktur. " denildiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz. " demiştiniz.
Suat Yıldırım
Size: "Allah’ın vâdi gerçektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir" denildiğinde siz: "Kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız." demiştiniz.
Süleyman Ateş
"Allah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sa'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"
Süleymaniye Vakfı
"Allah'ın vaadi gerçektir; o saatin /mezardan kalkış saatinin geleceğinde şüphe yoktur!" denilince şöyle demiştiniz: "O saatin ne olduğunu bilmiyoruz. Biz bunu sadece bir olasılık olarak görüyoruz. Kesin bir kanaate varmış değiliz."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
"Allah'ın verdiği söz doğrudur; kıyamet saatinden şüphe duyulamaz." denilince şöyle demiştiniz: "Kıyamet saati de ne oluyor? Biz bunu sadece bir olasılık olarak görüyoruz. Kesin bir kanaate varmış değiliz."
Şaban Piriş
Allah'ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: -Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.
Tefhim-ul Kuran
«Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur» denildiği zaman, siz: «Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz» demiştiniz.
Ümit Şimşek
'Allah'ın vaadi gerçektir; kıyametin geleceğinde de hiçbir kuşku yoktur' dendiğinde, siz dediniz ki: 'Kıyamet neymiş, biz bilmeyiz. Biz onu bir tahminden ibaret sanıyoruz; kesin bir bilgi sahibi değiliz.'
Yaşar Nuri Öztürk
Hani, size, "Hiç kuşkusuz, Allah'ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece birşeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sizə: “Allahın vədi haqdır və o Saata heç bir şəkk-şübhə yoxdur!”– deyildiyi zaman: “Biz o Saatın nə olduğunu bilmirik! Onun ancaq bir zənn olduğunu güman edirik. Biz buna əmin deyilik!”– deyirdiniz”.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Sizə:) ″Allahın (ölüləri dirildəcəyi barədəki) vəʼdi haqdır və o saata (qiyamətin qopacağına) heç bir şəkk-şübhə yoxdur!″ – deyildiyi zaman: ″O saat nədir, bilmirik! Onun ancaq bir zənn (güman) olduğu qənaətindəyik. Biz (qiyamətin qopacağına) əmin deyilik!″ – deyə cavab verdiniz.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wenn euch gesagt wurde: ʹGottes Verheißung ist wahr, und über die Stunde des Gerichts ist kein Zweifelʹ, sagtet ihr: ʹWir wissen nicht, was die Stunde ist; wir haben nur einfache Vermutungen angestellt, sind jedoch nicht sicher.ʹ ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Und wenn gesagt wurde: .Gewiß, Allahs Versprechen ist wahr, und an der Stunde gibt es keinen Zweifelʹ, sagtet ihr: ,Wir wissen nicht, was die Stunde ist. Wir stellen ja nur Mutmaßungen an und sind gar nicht überzeugtʹ.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und als gesprochen wurde: ʺDie Verheißung Allahs ist wahr, und über die Stunde herrscht kein Zweifelʺ, da sagtet ihr: ʺWir wissen nicht, was die Stunde ist; wir halten (sie) für einen Wahn, und wir sind (von ihr) nicht überzeugt.ʺʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Und als gesagt wurde: ʺGewiß, ALLAHs Versprechen ist wahr sowie die Stunde, über die es keinen Zweifel gibt.ʺ Habt ihr gesagt: ʺWir wissen nicht, was die Stunde ist, wir spekulieren doch nur eine Spekulation und wir haben keine Gewißheit darüber.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
"And when it was related to you by Our Messenger that the promise of Allah is the absolute truth and that the predetermined final Hour is an undoubted and inevitable event, you always stated explicitly": "We do not profess to know what the predetermined final Hour is, nor do we recognize it; in effect our opinion of it is only a supposition formed on grounds admittedly insufficient".
Abdul Haleem
When it was said to you, "God’s promise is true: there is no doubt about the Hour," did you not reply, “We know nothing of the Hour. This is only conjecture in our opinion. We are not convinced”?’
Abdullah Yusuf Ali
"And when it was said that the promise of Allah was true, and that the Hour- there was no doubt about its (coming), ye used to say, 'We know not what is the hour: we only think it is an idea, and we have no firm assurance.'"
Abul A'la Maududi
And when it was said to them: "Surely Allah's promise is true, and there is no doubt regarding the Hour of Resurrection," you were wont to say: “We do not know what the Hour (of Resurrection) is. We are simply making conjectures and are not at all certain.”
Aisha Bewley
When you were told, "Allah’s promise is true and so is the Hour, of which there is no doubt," you said, “We have no idea what the Hour is. We have only been conjecturing. We are by no means certain.”’
Al-Hilali & Khan
And when it was said: "Verily, Allâh’s Promise is the truth, and there is no doubt about the coming of the Hour," you said: "We know not what is the Hour: we do not think it but as a conjecture, and we have no firm convincing belief (therein)."
Ali Quli Qarai
And when it was said, ‘‘Allah’s promise is indeed true, and there is no doubt about the Hour,’’ you said, ‘‘We do not know what the Hour is. We know nothing beyond conjectures, and we do not possess any certainty.’’ ’
Amatul Rahman Omar
`And when it was said (to you), "The promise of Allâh is of course true and the Hour (of Resurrection) there is no doubt about it," you said, "We do not know what the Hour may be, we have only a faint notion about it and we are, by no means, convinced (of its certainty)". '
Arthur John Arberry
And when it was said, "God's promise is true, and the Hour, there is no doubt of it," you said; "We know not what the Hour may be; we have only a surmise, and are by no means certain. "
Bijan Moeinian
Remember when it was said that: "God’s promises is true and the upcoming Resurrection is inevitable" you used to recourse to any excuse saying: “We are not sure about it, we do not know when it will happen and how can we accept something that has not happened on the basis of a guess?”
E. Henry Palmer
And when it was said, 'Verily, the promise of God is true, and the Hour there is no doubt therein;' ye said, 'We know not what the Hour is, we only suspect, and we are not sure.
Edip-Layth
When it was said, "Surely God's promise is the truth, and there is no doubt about the coming of the moment," you said, "We do not know what the moment is! We are full of conjecture about it; we are not certain."
George Sale
And when it was said unto you, verily the promise of God is true; and as to the hour of judgment, there is no doubt thereof: Ye answered, we know not what the hour of judgment is: We hold an uncertain opinion only; and we are not well assured of this matter.
Hamid S. Aziz
And when it was said, "Surely the promise of Allah is true and as for the Hour, there is no doubt about it", you said, "We do not know what the Hour is; we do not think that it will come to pass save a passing thought, and we are not convinced. "
Mahmoud Ghali
And when it was said, Surely the promise of Allah is true, and the Hour, there is no suspicion about it you said, In no way do we realize what the Hour is; decidedly we surmise about it (just) a surmise; and in no way have we reached certitude. ' "
Marmaduke Pickthall
And when it was said: Lo! Allah's promise is the truth, and there is no doubt of the Hour's coming, ye said: We know not what the Hour is. We deem it naught but a conjecture, and we are by no means convinced.
Mohamed Ahmed - Samira
Whenever it was said: 'God's promise is certainly true, and there is no doubt about the Hour,' you replied: 'We know not what the Hour is. We have only a vague idea, but are not certain.'
Muhammad Asad
for when it was said, ‘Behold, God’s promise always comes true, and there can be no doubt about [the coming of] the Last Hour’ - you would answer, ‘We do not know what that Last Hour may be: we think it is no more than an empty guess, and [so] we are by no means convinced!’"
Mustafa Khattab
And whenever it was said ˹to you˺, ‘Surely Allah’s promise ˹of judgment˺ is true and there is no doubt about the Hour,’ you said ˹mockingly˺, ‘We do not know what the Hour is! We think it is no more than speculation, and we are not convinced ˹that it will ever come˺.’"
Progressive Muslims
And when it was said: "Surely God's promise is the truth, and there is no doubt about the coming of the Hour," you said: "We do not know what the Hour is! We are full of conjecture about it; we are not certain. "
Sahih International
And when it was said, 'Indeed, the promise of Allah is truth and the Hour [is coming] - no doubt about it,' you said, 'We know not what is the Hour. We assume only assumption, and we are not convinced.' "
Sam Gerrans
“And when it was said: ‘The promise of God is true, as is the Hour about which there is no doubt,’ you said: ‘We know not what the Hour is; we think only assumption, and We are not convinced.’”
Shabbir Ahmed
And when it was said, "Behold, Allah's Promise always comes true and there is no doubt about the Hour - you would reply, "We do not know what the Hour is. We think it could be conjecture, however, we are not certain!"
Syed Vickar Ahamed
"And when it was said: 'Verily, that the Promise of Allah was true, and the Hour— There was no doubt about its (coming:)' You used to say: 'We do not know what is the Hour: We only think it is conjecture (merely an idea), and we have no assurance (about it). ' "
Taqi Usmani
and when it was said to you that Allah’s promise is true and there is no doubt in the (arrival of the) Hour, you used to say, ‘We do not know what the Hour is. We do not think (about it) but as an assumption, and we are not sure.’"
The Monotheist Group
And when it was said: "Surely the promise of God is the truth, and there is no doubt about the coming of the Hour," you said: "We do not know what the Hour is! We are full of conjecture about it; we are not certain."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand on disait: ʺLa promesse dʹAllah est vérité; et lʹHeure nʹest pas lʹobjet dʹun douteʺ, vous disiez: ʺNous ne savons pas ce que cʹest que lʹHeure; et nous ne faisions à son sujet que de simples conjectures et nous ne sommes pas convaincus (quʹelle arrivera).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema tê gotin; bi rastî peymana Xwedê heq e û di roja qiyametê de tu guman tune ye, hûn dibêjin: Em nizanin qiyamet çi ye. Lê belê bes em gumanekê dikin û em ji hatina wê ne piştrast in.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En wanneer gezegd werd: ʺGods aanzegging is waar en het uur, daaraan is geen twijfelʺ, zeiden jullie: ʺWij weten niet wat het uur is. Wij hebben alleen maar een vermoeden, maar wij zijn niet overtuigd.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
En toen tot u werd gezegd: Waarlijk, de belofte van God was waar; en wat het uur des oordeels betreft, dit is ontwijfelbaar, antwoorddet gij: Wij weten niet wat het uur des oordeels is; wij hebben slechts eene onzekere meening, en wij hebben daaromtrent geene zekerheid.
Hollandaca — Siregar
En toen er gezegd werd: ʺDe belofte van Allah is waar en aan het Uur is geen twijfel,ʺ zeiden jullie: ʺWij wisten niet wat het Uur was, wij koesterden slechts een vermoeden en wij waren daarvan niet overtuigd.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И когда говорилось (вам): «Поистине, обещание Аллаха [любое Его обещание] истинно и Час [День Суда] – нет сомнения в нем [в его наступлении]», – вы сказали: «Мы не знаем, что такое Час, мы только думаем предполагая (что День Суда может наступить), и мы не убеждены (в этом)».
Rusça — Osmanov
Когда было сказано: ʺВоистину, обещание Аллаха -истина, и нет сомнения в том, что настанет [Судный] часʺ, - вы ответили: ʺМы не знаем, что такое [Судный] час. Мы полагаем, что это - всего лишь догадки, и мы не уверены [в том, что он настанет]ʺʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och på orden:’Guds löfte är sanning; om den Yttersta stundens ankomst finns det inte rum för tvivel’, svarade ni:’Vi vet ingenting om denna stund; sannolikt rör det sig bara om ett antagande och vi kommer inte att låta oss övertygas.’”