ف ت ح (FTḪ) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Açmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (38)

Bu kök Kur'an boyunca 38 kez, 24 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

فَتَحْنَا4 kez

En'am 6:44فَتَحْنَاfeteHnāaçıverdik

فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِهِ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ اَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍ حَتّٰٓى اِذَا فَرِحُوا بِمَا اُو۫تُٓوا اَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً فَاِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ

fe lemmā nesū mā ƶukkirū bihi feteHnā ǎleyhim ebvābe kulli şey'in Hattā iƶā feriHū bimā ūtū eḣaƶnāhum beğteten fe iƶā hum mublisūne

Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

Hicr 15:14فَتَحْنَاfeteHnāaçsak da

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَظَلُّوا فِيهِ يَعْرُجُونَ

ve lev feteHnā ǎleyhim bāben mine s-semāi fe Zellū fīhi yeǎ'rucūne

(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

Mü'minun 23:77فَتَحْنَاfeteHnāaçtığımız

حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ اِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

Hattā iƶā feteHnā ǎleyhim bāben ƶā ǎƶābin şedīdin iƶā hum fīhi mublisūne

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

Fetih 48:1فَتَحْنَاfeteHnāaçtık (fetih verdik)

اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا

innā feteHnā leke fetHen mubīnen

Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.

الْفَتْحُ4 kez

Enfal 8:19الْفَتْحُl-fetHufetih

اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَاءَكُمُ الْفَتْحُ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًٔا وَلَوْ كَثُرَتْ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ

in testeftiHū fe ḳad cā'ekumu l-fetHu ve in tentehū fe huve ḣayrun lekum ve in teǔdū neǔd ve len tuğniye ǎnkum fietukum şey'en ve lev keṧurat ve enne (a)llahe meǎ l-mu'minīne

(Ey inkarcılar!) Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

Secde 32:28الْفَتْحُl-fetHufetih

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

ve yeḳūlūne metā hāƶā l-fetHu in kuntum Sādiḳīne

"Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?" diyorlar.

Secde 32:29الْفَتْحِl-fetHifetih

قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذِينَ كَفَرُوا اِيمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ

ḳul yevme l-fetHi lā yenfeǔ (e)lleƶīne keferū īmānuhum ve lā hum yunZerūne

De ki: "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır."

Hadid 57:10الْفَتْحِl-fetHifetihden

وَمَا لَكُمْ اَلَّا تُنْفِقُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَلِلّٰهِ مِيرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَا يَسْتَوِي مِنْكُمْ مَنْ اَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْظَمُ دَرَجَةً مِنَ الَّذِينَ اَنْفَقُوا مِنْ بَعْدُ وَقَاتَلُوا وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰى وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

ve mā lekum ellā tunfiḳū fī sebīli (a)llahi ve li (a)llahi mīrāṧu s-semāvāti ve l-erDi lā yestevī minkum men enfeḳa min ḳabli l-fetHi ve ḳātele ulāike eǎ'Zemu deraceten mine (e)lleƶīne enfeḳū min beǎ'du ve ḳātelū ve kullen veǎde (a)llahu l-Husnā ve(a)llahu bimā teǎ'melūne ḣabīrun

Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

فَتْحًا4 kez

Şuara 26:118فَتْحًاfetHen(kesin hükümle) açarak

فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

fe fteH beynī ve beynehum fetHen ve neccinī ve men meǐye mine l-mu'minīne

"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

Fetih 48:1فَتْحًاfetHenbir fetih

اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا

innā feteHnā leke fetHen mubīnen

Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.

Fetih 48:18فَتْحًاfetHenbir fetih

لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا

le ḳad raDiye (a)llahu ǎni l-mu'minīne iƶ yubāyiǔneke teHte ş-şecerati fe ǎlime mā fī ḳulūbihim fe enzele s-sekīnete ǎleyhim ve eṧābehum fetHen ḳarīben

(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Fetih 48:27فَتْحًاfetHenbir fetih

لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَاءَ اللّٰهُ اٰمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا

le ḳad Sadeḳa (a)llahu rasūlehu r-ru'yā bi l-Haḳḳi le tedḣulunne l-mescide l-Harāme in şā'e (a)llahu āminīne muHalliḳīne ru'ūsekum ve muḳaSSirīne lā teḣāfūne fe ǎlime mā lem teǎ'lemū fe ceǎle min dūni ƶālike fetHen ḳarīben

Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.

فَتَحَ2 kez

Bakara 2:76فَتَحَfeteHaaçtığı

وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوا اٰمَنَّا وَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ قَالُوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَاجُّوكُمْ بِهِ عِنْدَ رَبِّكُمْ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

ve iƶā leḳū (e)lleƶīne āmenū ḳālū āmennā ve iƶā ḣalā beǎ'Duhum ilā beǎ'Din ḳālū e tuHaddiṧūnehum bimā feteHa (a)llahu ǎleykum li yuHāccūkum bihi ǐnde rabbikum e fe lā teǎ'ḳilūne

Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"

Nisa 4:141فَتْحٌfetHunbir fetih

اَلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِنَ اللّٰهِ قَالُوا اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ وَاِنْ كَانَ لِلْكَافِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوا اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا

(e)lleƶīne yeterabbeSūne bikum fe in kāne lekum fetHun mine (a)llahi ḳālū e lem nekun meǎkum ve in kāne li l-kāfirīne neSībun ḳālū e lem nesteHviƶ ǎleykum ve nemneǎ'kum mine l-mu'minīne fe(a)llahu yeHkumu beynekum yevme l-ḳiyāmeti ve len yec'ǎle (a)llahu li l-kāfirīne ǎlā l-mu'minīne sebīlen

Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.

فُتِحَتْ2 kez

Enbiya 21:96فُتِحَتْfutiHatönü açıldığı

حَتّٰٓى اِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ

Hattā iƶā futiHat ye'cūcu ve me'cūcu ve hum min kulli Hadebin yensilūne

Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

Zümer 39:71فُتِحَتْfutiHataçılır

وَسِيقَ الَّذِينَ كَفَرُوا اِلٰى جَهَنَّمَ زُمَرًا حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا فُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ رَبِّكُمْ وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَا قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ الْعَذَابِ عَلَى الْكَافِرِينَ

ve sīḳa (e)lleƶīne keferū ilā cehenneme zumeran Hattā iƶā cā'ūhā futiHat ebvābuhā ve ḳāle lehum ḣazenetuhā e lem ye'tikum rusulun minkum yetlūne ǎleykum āyāti rabbikum ve yunƶirūnekum liḳā'e yevmikum hāƶā ḳālū belā ve lākin Haḳḳat kelimetu l-ǎƶābi ǎlā l-kāfirīne

İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: "Size içinizden, Rabbinizin ayetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" Onlar da, "Evet geldi" derler. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.

مَفَاتِحَهُ2 kez

Nur 24:61مَفَاتِحَهُmefātiHahuanahtarlarına

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُ اَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَأْكُلُوا جَمِيعًا اَوْ اَشْتَاتًا فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

leyse ǎlā l-eǎ'mā Haracun ve lā ǎlā l-eǎ'raci Haracun ve lā ǎlā l-merīDi Haracun ve lā ǎlā enfusikum en te'kulū min buyūtikum ev buyūti ābāikum ev buyūti ummehātikum ev buyūti iḣvānikum ev buyūti eḣavātikum ev buyūti eǎ'māmikum ev buyūti ǎmmātikum ev buyūti eḣvālikum ev buyūti ḣālātikum ev mā melektum mefātiHahu ev Sadīḳikum leyse ǎleykum cunāHun en te'kulū cemīǎn ev eştāten fe iƶā deḣaltum buyūten fe sellimū ǎlā enfusikum teHiyyeten min ǐndi (a)llahi mubāraketen Tayyibeten ke ƶālike yubeyyinu (a)llahu lekumu l-āyāti leǎllekum teǎ'ḳilūne

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin. İşte Allah, düşünesiniz diye ayetleri size böyle açıklar.

Kasas 28:76مَفَاتِحَهُmefātiHahuonun anahtarları

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓواُ بِالْعُصْبَةِ اُ۬ولِي الْقُوَّةِ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحِينَ

inne ḳārūne kāne min ḳavmi mūsā fe beğā ǎleyhim ve āteynāhu mine l-kunūzi mā inne mefātiHahu le tenū'u bi l-ǔSbeti ūlī l-ḳuvveti iƶ ḳāle lehu ḳavmuhu lā tefraH inne (a)llahe lā yuHibbu l-feriHīne

Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez."

يَفْتَحُ2 kez

Sebe 34:26يَفْتَحُyefteHuçözecektir

قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ

ḳul yecmeǔ beynenā rabbunā ṧumme yefteHu beynenā bi l-Haḳḳi ve huve l-fettāHu l-ǎlīmu

De ki: "Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir."

Fatır 35:2يَفْتَحِyefteHi(Allah) açar

مَا يَفْتَحِ اللّٰهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

mā yefteHi (a)llahu li n-nāsi min raHmetin fe lā mumsike lehā ve mā yumsik fe lā mursile lehu min beǎ'dihi ve huve l-ǎzīzu l-Hakīmu

Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَفُتِحَتْ2 kez

Zümer 39:73وَفُتِحَتْve futiHatve açılır

وَسِيقَ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ اِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا وَفُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدِينَ

ve sīḳa (e)lleƶīne tteḳav rabbehum ilā l-cenneti zumeran Hattā iƶā cā'ūhā ve futiHat ebvābuhā ve ḳāle lehum ḣazenetuhā selāmun ǎleykum Tibtum fe dḣulūhā ḣālidīne

Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: "Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin."

Nebe 78:19وَفُتِحَتِve futiHative açılmıştır

وَفُتِحَتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًا

ve futiHati s-semāu fe kānet ebvāben

Gök açılır ve kapı kapı olur.

يَسْتَفْتِحُونَ1 kez

Bakara 2:89يَسْتَفْتِحُونَyesteftiHūneyardım istedikleri

وَلَمَّا جَاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَمَّا جَاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِهِ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِرِينَ

ve lemmā cā'ehum kitābun min ǐndi (a)llahi muSaddiḳun li mā meǎhum ve kānū min ḳablu yesteftiHūne ǎlā (e)lleƶīne keferū fe lemmā cā'ehum mā ǎrafū keferū bihi fe leǎ'netu (a)llahi ǎlā l-kāfirīne

Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun.

بِالْفَتْحِ1 kez

Maide 5:52بِالْفَتْحِbi l-fetHifetih

فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَا اَسَرُّوا فِي اَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ

fe terā (e)lleƶīne fī ḳulūbihim meraDun yusāriǔne fīhim yeḳūlūne neḣşā en tuSībenā dāiratun fe ǎsā (a)llahu en ye'tiye bi l-fetHi ev emrin min ǐndihi fe yuSbiHū ǎlā mā eserrū fī enfusihim nādimīne

İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.

مَفَاتِحُ1 kez

En'am 6:59مَفَاتِحُmefātiHuanahtarları

وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا اِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ

ve ǐndehu mefātiHu l-ğaybi lā yeǎ'lemuhā illā huve ve yeǎ'lemu mā fī l-berri ve l-baHri ve mā tesḳuTu min veraḳatin illā yeǎ'lemuhā ve lā Habbetin fī Zulumāti l-erDi ve lā raTbin ve lā yābisin illā fī kitābin mubīnin

Gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah'ın bilgisi dahilinde, Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

تُفَتَّحُ1 kez

A'raf 7:40تُفَتَّحُtufetteHuaçılmayacak

اِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ

inne (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā ve stekberū ǎnhā lā tufetteHu lehum ebvābu s-semāi ve lā yedḣulūne l-cennete Hattā yelice l-cemelu fī semmi l-ḣiyāTi ve ke ƶālike neczī l-mucrimīne

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.

افْتَحْ1 kez

A'raf 7:89افْتَحْfteHaç(ığa çıkar)

قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ اِذْ نَجّٰينَا اللّٰهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا اَنْ نَعُودَ فِيهَا اِلَّٓا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ

ḳadi fteraynā ǎlā (a)llahi keƶiben in ǔdnā fī milletikum beǎ'de iƶ neccānā (a)llahu minhā ve mā yekūnu lenā en neǔde fīhā illā en yeşā'e (a)llahu rabbunā vesiǎ rabbunā kulle şey'in ǐlmen ǎlā (a)llahi tevekkelnā rabbenā fteH beynenā ve beyne ḳavminā bi l-Haḳḳi ve ente ḣayru l-fātiHīne

"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın."

الْفَاتِحِينَ1 kez

A'raf 7:89الْفَاتِحِينَl-fātiHīneaç(ığa çıkar)anlanın

قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ اِذْ نَجّٰينَا اللّٰهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا اَنْ نَعُودَ فِيهَا اِلَّٓا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ

ḳadi fteraynā ǎlā (a)llahi keƶiben in ǔdnā fī milletikum beǎ'de iƶ neccānā (a)llahu minhā ve mā yekūnu lenā en neǔde fīhā illā en yeşā'e (a)llahu rabbunā vesiǎ rabbunā kulle şey'in ǐlmen ǎlā (a)llahi tevekkelnā rabbenā fteH beynenā ve beyne ḳavminā bi l-Haḳḳi ve ente ḣayru l-fātiHīne

"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın."

لَفَتَحْنَا1 kez

A'raf 7:96لَفَتَحْنَاle feteHnāaçardık

وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

ve lev enne ehle l-ḳurā āmenū ve tteḳav le feteHnā ǎleyhim berakātin mine s-semāi ve l-erDi ve lākin keƶƶebū fe eḣaƶnāhum bimā kānū yeksibūne

Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.

تَسْتَفْتِحُوا1 kez

Enfal 8:19تَسْتَفْتِحُواtesteftiHūfetih istiyorsanız

اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَاءَكُمُ الْفَتْحُ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًٔا وَلَوْ كَثُرَتْ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ

in testeftiHū fe ḳad cā'ekumu l-fetHu ve in tentehū fe huve ḣayrun lekum ve in teǔdū neǔd ve len tuğniye ǎnkum fietukum şey'en ve lev keṧurat ve enne (a)llahe meǎ l-mu'minīne

(Ey inkarcılar!) Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

فَتَحُوا1 kez

Yusuf 12:65فَتَحُواfeteHūaçtılar

وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ اِلَيْهِمْ قَالُوا يَاأَبَانَا مَا نَبْغِي هٰذِهِ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ اِلَيْنَا وَنَمِيرُ اَهْلَنَا وَنَحْفَظُ اَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ

ve lemmā feteHū metāǎhum vecedū biDāǎtehum ruddet ileyhim ḳālū yā ebānā mā nebğī hāƶihi biDāǎtunā ruddet ileynā ve nemīru ehlenā ve neHfeZu eḣānā ve nezdādu keyle beǐyrin ƶālike keylun yesīrun

Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir" dediler.

وَاسْتَفْتَحُوا1 kez

İbrahim 14:15وَاسْتَفْتَحُواve stefteHūfetih istediler

وَاسْتَفْتَحُوا وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

ve stefteHū ve ḣābe kullu cebbārin ǎnīdin

Peygamberler, Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

فَافْتَحْ1 kez

Şuara 26:118فَافْتَحْfe fteHo halde aç

فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

fe fteH beynī ve beynehum fetHen ve neccinī ve men meǐye mine l-mu'minīne

"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

الْفَتَّاحُ1 kez

Sebe 34:26الْفَتَّاحُl-fettāHusorunları en güzel çözümleyendir

قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ

ḳul yecmeǔ beynenā rabbunā ṧumme yefteHu beynenā bi l-Haḳḳi ve huve l-fettāHu l-ǎlīmu

De ki: "Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir."

مُفَتَّحَةً1 kez

Sad 38:50مُفَتَّحَةًmufetteHatenaçılmış

جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْاَبْوَابُ

cennāti ǎdnin mufetteHaten lehumu l-ebvābu

(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.

فَفَتَحْنَا1 kez

Kamer 54:11فَفَتَحْنَاfe feteHnābiz de açtık

فَفَتَحْنَا اَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ

fe feteHnā ebvābe s-semāi bi māin munhemirin

Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

وَفَتْحٌ1 kez

Saf 61:13وَفَتْحٌve fetHunve bir fetih

وَاُخْرٰى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

ve uḣrā tuHibbūnehā neSrun mine (a)llahi ve fetHun ḳarībun ve beşşiri l-mu'minīne

Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke'nin fethi). (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele!

وَالْفَتْحُ1 kez

Nasr 110:1وَالْفَتْحُve l-fetHuve fetih

اِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ

iƶā cā'e neSru (a)llahi ve l-fetHu

(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.