Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِهِ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ اَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍ حَتّٰٓى اِذَا فَرِحُوا بِمَا اُو۫تُٓوا اَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً فَاِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ

fe lemmā nesū mā ƶukkirū bihi feteHnā ǎleyhim ebvābe kulli şey'in Hattā iƶā feriHū bimā ūtū eḣaƶnāhum beğteten fe iƶā hum mublisūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2نَسُواnesūن س يTerk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmakunutunca
3مَا
4ذُكِّرُواƶukkirūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekyapılan uyarıları
5بِهِbihikendileri
6فَتَحْنَاfeteHnāف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.açıverdik
7عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerine
8اَبْوَابَebvābeب و بkapı, giriş yeri, tarz/şekilkapılarını
9كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
10شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyin
11حَتّٰٓىHattānihayet
12اِذَاiƶāsırada
13فَرِحُواferiHūف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevince daldıkları
14بِمَاbimāşey ile
15اُو۫تُٓواūtūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verilen
16اَخَذْنَاهُمْeḣaƶnāhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları yakaladık
17بَغْتَةًbeğtetenب غ تAnsızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmakansızın
18فَاِذَاfe iƶāböylece
19هُمْhumonlar
20مُبْلِسُونَmublisūneب ل سUmutsuzluğa kapılmak, umudunu kaybetmek, (ruhen) yıkılmak, yaslı olmak, doğru yolu veya gidişatı görememekten dolayı sessiz/kafası karışık/şaşkın olmak, pişman olmak/üzülmekbütün umutlarını yitirdiler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken söylenenleri, verilen öğütleri unuttukları zaman her şeyin kapılarını açtık onlara ve onlar, kendilerine verilen şeylerle genişliğe ulaştıkları gibi hemen ve ansızın onları tutup alıverdik de bütün umduklarından mahrum oldular.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken söylenenleri, verilen öğütleri unuttukları zaman her şeyin kapılarını açtık onlara ve onlar, kendilerine verilen şeylerle genişliğe ulaştıkları gibi hemen ve ansızın onları tutup alıverdik de bütün umduklarından mahrum oldular.

Adem Uğur

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.

Ahmed Hulusi

Ne zaman ki kendilerine hatırlatılan şeyi (Allah için yaratılmış olduklarını) unuttular, onlara her şeyin (dünya güzelliklerinin) kapılarını açtık. . . Nihayet (kendilerine) verilenler ile keyiflenip şımardıkları bir sırada, onları ansızın yakaladık! Bir anda tüm umutları sönerek çaresiz kaldılar!

Ahmet Tekin

Kendilerine tebliğ edilenleri, uyarıları unuttuklarında, başlarındaki belâları ve sıkıntıları kaldırıp, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihâyet, kendilerine verilen nimetlerle sevinip zevke dalınca da, azabımızla ansızın onları yakalayıverdik. Onlar şaşkına dönüp, birdenbire bütün ümitlerini yitirdiler.

Ahmet Varol

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında onlara her şeyin kapılarını açtık. Kendilerine verilenden dolayı sevince daldıklarında onları ansızın yakaladık ve o an bütün her şeyden ümitleri kesildi.

Ali Bulaç

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyleki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.

Ali Fikri Yavuz

Böylece, ne zaman ki yapılan ihtarları unuttular, üzerlerine nimet ve zevklerden her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, onları ansızın yakaladık. Artık o anda, bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.

Ali Rıza Safa

Öğretiyi unuttuklarında, verilenlerle sevinip şımarıncaya değin, her şeyin kapılarını onların üzerine açtık. Onları ansızın yakaladığımızda, artık, tüm umutlarını yitirdiler.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenler yüzündenşımardıkları sırada onları ansızın yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.

Bekir Sadak

Kendilerine hatirlatilani unuttuklarinda, onlara her seyin kapisini actik; kendilerine verilene sevinince ansizin onlari yakaladik da umutsuz kaliverdiler.

Celal Yıldırım

Ne vakit ki kendilerine yapılan hatırlatmayı unuttular; her şeyin kapılarını onlara açtık; sonunda verilen şeylerle sevinip ferahladıklarında ansızın kendilerini yakalayıverdik de ümitlerini yitirdiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar, kendilerine yapılan uyarıları unutunca her şeyin kapılarını onlara açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık! Böylece onlar birden bire bütün ümitlerini yitirdiler.

Diyanet İşleri

Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.

Diyanet Vakfi

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Vakta ki yapılan uyarıları unuttular, üzerlerine herşeyin kapılarını açıverdik. Nihayet kendilerine verilen bu bolluk ve serbestlik ile tam ferahlandıkları, düzlüğe çıktıkları sırada ansızın kendilerini yakalayıverdik! Hepsi bir anda bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu sebeble vaktaki edilen ıhtarları unuttular, üzerlerine her şey'in kapılarını açıverdik, nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbeslik ile tam ferahlandıkları sırada ansızın tuttuk kendilerini yakalayıverdik ne bakarsın hepsi bir anda bütün ümidlerinden mahrum düştüler

Erhan Aktaş

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

Fizilal-il Kuran

Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık, nihayet sahip oldukları nimetler yüzünden şımarıklığa kapıldıklarında kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de bütün ümitleri suya düştü!

Gültekin Onan

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyle ki, kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.

Hamdi Döndüren

Biz uyarıldıkları hususları unuttuklarında onlara, bütün hayır kapılarını açtık. Sonunda kendilerine verilen nimetler yüzünden şımardıkları bir zaman, onları ansızın yakalayıverdik. İşte o zaman onlar bütün ümitlerini yitirdiler.

Hasan Basri Çantay

Onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, öğüd verildiyse onları unutunca üzerlerine her şey'in (her zevkin, her nimetin) kapılarını açdık, nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve o serbestlik) yüzünden (tam şımarıb) ferahlandıkları vakit da onları ansızın tutub yakalayıverdik ve artık o anda onlar bütün ümidlerinden mahrum kaldılar.

Hasib Asutay

Kendilerine yapılan uyarıları (11) unuttuklarında, üzerlerine her şeyin (12) kapılarını açıverdik. Nihâyet kendilerine verilene sevindikleri vakit ansızın onları yakaladık, artık onlar ümitlerini kaybedenler oldular. (11. İlâhi tebliğ ve hükümleri.) (12. Bolluk, sağlık, servet, güç vb.)

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen kendisiyle nasîhat edildikleri şeyleri unutunca, üzerlerine herşeyin(bütün ni'metlerin) kapılarını açtık (ve kendilerini bollukla imtihân ettik). Nihâyet kendilerine verilenler yüzünden (tam) ferahlandıkları zaman, onları ansızın yakaladık; bir anda hepsi ümidsizliğe düşen kimseler oldular.

İbni Kesir

Onlar, kendilerine hatırlatılan şeyleri unutunca; Biz de kendilerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen o şeyler yüzünden sevinince; onları, ansızın yakaladık ve bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.

Mehmet Okuyan

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açmıştık. Sonunda kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakalamıştık; birdenbire bütün ümitlerini yitirmişlerdi.

Muhammed Esed

Sonra, kendilerine yapılan uyarıları gözardı ettiklerinde bütün (güzel) şeylerin kapılarını onlara ardına kadar açtık ve kendilerine bağışlanan şeylerden zevk alarak yararlanmaya devam ederlerken onları apansız yakaladık: işte o anda bütün ümitlerini kaybettiler;

Mustafa İslamoğlu

Öyle ki, onlar kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı ettiler. Biz de nimet kapılarını ardına kadar açtık. Onlar kendilerine verilen nimetlerin hazzıyla sermest bir haldeyken, kendilerini apansız yakalayıverdik: İşte o vakit, tüm umutlarını yitirdiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onlar kendilerine ne ile öğüt verildiğini unuttular, onların üzerine herşeyin kapılarını açıverdik, nihâyet kendilerine verilen şeyler ile ferahlandıkları vakit onları ansızın tuttuk. Artık onlar o anda bütün umduklarından mahrum kaldılar.

Ömer Öngüt

Kendilerine yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine (nimet ve zevklerden) her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet kendilerine verilenlerle şımarıp ferahlandıkları sırada da ansızın onları yakaladık. Birden bire bütün umutlarını yitirdiler.

Suat Yıldırım

Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler!

Süleyman Ateş

Kendileri yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.

Süleymaniye Vakfı

Akılda tutulması gereken bilgileri akıllarından çıkardıkları zaman onlara bütün kapıları açtık. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları ansızın yakaladık. Bütün umutlarını kaybettiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine hatırlatılan görevleri unuttukları zaman önlerine bütün kapıları açarız. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları yakalayıveririz. Birden bire umutsuzluğa düşerler.

Şaban Piriş

Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp, azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.

Tefhim-ul Kuran

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyleki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.

Ümit Şimşek

Kendilerine verilen öğütü unuttuklarında, bu defa onlara bütün nimetlerin kapılarını açtık. Nihayet, kendilerine verilenle şımardıkları zaman, onları ansızın yakalayıverdik de umduklarından mahrum kaldılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, her şeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar özlərinə edilmiş xəbərdarlığı unutduqları zaman hər şeyin qapılarını onların üzünə açdıq. Özlərinə verilən şeylərə sevindikləri vaxt isə onları qəflətən yaxaladıq və onlar naümid qaldılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Kafirlərə) edilmiş xəbərdarlığı unutduqları zaman (küfrlərini daha da artırmaq məqsədilə) hər şeyin (bütün neʼmətlərin) qapılarını onların üzünə açdıq. (Kafirlər) özlərinə verilən neʼmətlərə sevindikləri vaxt onları qəflətən yaxaladıq və onlar (hər şeydən) məhrum oldular.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Nachdem sie vergessen hatten, wozu sie durch die Heimsuchung ermahnt worden waren, öffneten Wir ihnen weit alle Türen des Wohlstandes, um sie weiter zu prüfen. Als sie sich undankbar in ihrer Freude wiegten, überraschten Wir sie mit der vernichtenden Strafe. Siehe, wie sie verzweifelt waren!

Almanca — Der Edle Quran

Als sie dann vergaßen, womit sie ermahnt worden waren, öffneten Wir ihnen die Tore zu allen Dingen. Als sie dann froh waren über das, was ihnen gegeben worden war, ergriffen Wir sie plötzlich. Da waren sie sogleich verzweifelt.

Almanca — M. A. Rassoul

Als sie das vergaßen, woran sie erinnert worden waren, da öffneten Wir ihnen die Tore aller Dinge. Als sie sich dann schließlich über das freuten, was sie erhalten hatten, verhängten Wir plötzlich eine Strafe über sie, und siehe, sie wurden in Verzweiflung gestürzt!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als sie das vergessen haben, womit sie ermahnt wurden, haben WIR ihnen die Türen zu allen (angenehmen) Dingen geöffnet. Doch nachdem sie dann mit dem Spaß hatten, was ihnen zuteil wurde, haben WIR sie unerwartet zugrunde gerichtet, sogleich waren sie regungslos niedergeschlagen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they became wilfully unmindful of all that We had imparted to them of knowledge and of the misfortunes they suffered, We opened, for them all the great channels of prosperity until their appetite and desire were gratified and they rejoiced beyond a common joy. There and then We suddenly seized them and dressed them with ruin and there, they simply gave up hope and nursed despair.

Abdul Haleem

So, when they had forgotten the warning they had received, We opened the gates to everything for them. Then, as they revelled in what they had been given, We struck them suddenly and they were dumbfounded.

Abdullah Yusuf Ali

But when they forgot the warning they had received, We opened to them the gates of all (good) things, until, in the midst of their enjoyment of Our gifts, on a sudden, We called them to account, when lo! they were plunged in despair!

Abul A'la Maududi

So, when they forgot what they had been reminded of, We opened the gates of all things so that while they rejoiced in what they had been granted We seized them suddenly and they were plunged into utter despair.

Aisha Bewley

When they forgot what they had been reminded of, We opened up for them the doors to everything, until, when they were exulting in what they had been given, We suddenly seized them and at once they were in despair.

Al-Hilali & Khan

So, when they forgot (the warning) with which they had been reminded, We opened for them the gates of every (pleasant) thing, until in the midst of their enjoyment in that which they were given, all of a sudden, We took them (in punishment), and lo! They were plunged into destruction with deep regrets and sorrows.

Ali Quli Qarai

So when they forgot what they had been admonished of, We opened for them the gates of all [good] things. When they rejoiced in what they were given, We seized them suddenly, whereat, behold, they were despondent.

Amatul Rahman Omar

Then, when they abandoned that whereof they had been reminded, We opened to them the gates of everything. Until when they began to boast over what they were given, We seized them unawares; then behold! they were in sore despair (of all good).

Arthur John Arberry

So, when they forgot what they were reminded of; We opened unto them the gates of everything until; when they rejoiced in what they were given, We seized them suddenly, and behold, they were sore confounded.

Bijan Moeinian

In spite of their [rebellion] and forgetting what was revealed to them, I showered them with many blessings. In response, they got totally involved in [nothing but the] entertainment and vanities. It was then that, all of a sudden, I seized them with the disasters and they were the most miserable.

E. Henry Palmer

And when they forgot what they were reminded of, we opened for them the gates of everything, until when they rejoiced at what they had, we caught them up suddenly, and lo! they were in despair.

Edip-Layth

So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they became haughty with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.

George Sale

When they forgot that with which they had been admonished, and We opened unto them the gates of all things, till, even as they were rejoicing in what they were given, We seized them suddenly, and lo! they were in utter despair.

Hamid S. Aziz

And when they forgot what they were reminded of, We opened for them the gates of all things, until when they rejoiced at what they had, We caught them up suddenly (or unawares, unexpectedly), and Lo! They were plunged into despair.

Mahmoud Ghali

So, as soon as they forgot what they were reminded of, We opened upon them the gates of everything, until when they exulted with what was brought to them, We took them (away) suddenly; then lo, they were dumbfounded.

Marmaduke Pickthall

Then, when they forgot that whereof they had been reminded, We opened unto them the gates of all things till, even as they were rejoicing in that which they were given, We seized them unawares, and lo! they were dumbfounded.

Mohamed Ahmed - Samira

When they had become oblivious of what they were warned, We opened wide the gates of everything to them; yet as they rejoiced at what they were given, We caught them unawares, and they were filled with despair.

Muhammad Asad

Then, when they had forgotten all that they had been told to take to heart, We threw open to them the gates of all [good] things until -even as they were rejoicing in what they had been granted - We suddenly took them to task: and lo! they were broken in spirit;

Mustafa Khattab

When they became oblivious to warnings, We showered them with everything they desired. But just as they became prideful of what they were given, We seized them by surprise, then they instantly fell into despair!

Progressive Muslims

So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they were happy with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.

Sahih International

So when they forgot that by which they had been reminded, We opened to them the doors of every [good] thing until, when they rejoiced in that which they were given, We seized them suddenly, and they were [then] in despair.

Sam Gerrans

So when they forgot that whereof they had been reminded, We opened upon them the gates of all things; when they had exulted in what they were given, We took them suddenly; and then were they in despair,

Shabbir Ahmed

They ignored the Message, and persisted in their ways. We opened for them the gates of all things and they kept enjoying life exploiting others (16:112). But the Law of Requital is ever vigilant. Social orders based on injustice and inequities eventually fail. Our Requital then came with stunning speed, and all they could do was, to plunge in despair.

Syed Vickar Ahamed

But (even) when they forgot the warning that they had received, We opened unto them the gates of all (good) things to them, until, in the middle of their enjoyment of Our gifts, all of a sudden, We called them to account, when see! They were fell into sorrow (and suffering)!

Taqi Usmani

Thereafter, when they forgot the advice they were given, We opened for them doors of everything, so that when they became proud of what they were given, We seized them suddenly and they were left in despair.

The Monotheist Group

So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they were happy with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, lorsquʹils eurent oublié ce quʹon leur avait rappelé, Nous leur ouvrîmes les portes donnant sur toute chose (lʹabondance); et lorsquʹils eurent exulté de joie en raison de ce qui leur avait été donné, Nous les saisîmes soudain, et les voilà désespérés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî çi dema ew şîretên ku li wan hatibûn kirin ji bîr kirin, Me jî ji bo wan dergehên hemû tiştî vekirin. Heta bi ya ku ji wan re hatiye dilxweş bûn, îcar ji nişka ve me ew hingaftin (û helak kirin), vêca ji nû ve ew (ji xêrê) bêhêvî bûn.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen zij hadden vergeten, wat hun gewaarschuwd was, openden wij de deuren van alle weldaden voor hen, tot op het oogenblik, dat zij in vreugde gedompeld over de weldaden die zij hadden ontvangen, eensklaps door ons werden aangegrepen en in wanhoop gestort werden.

Hollandaca — Siregar

En toen zij vergaten waarmee zij gewaarschuwd waren, openden Wij voor hen vervolgens de poorten naar alle (aantrekkelijkc) zaken; zozeer dat, toen zij blij waren met wat hun geschonken was, Wij hen plotseling bestraften en zij daarop wanhopig werden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда они забыли то, о чем им напоминали [отвернулись и оставили исполнение того, что им было повелено Аллахом], Мы открыли пред ними ворота всего [дали обильный удел и благодатную жизнь] (чтобы они увлеклись этим). А когда они радовались тому, что им было даровано, Мы внезапно схватили их [подвергли наказанию], и вот, они (оказывались) в (полном) отчаянии.

Rusça — Osmanov

А когда они позабыли о наставлениях [Наших], Мы открыли пред ними врата ко всем благам. Тогда они возликовали, радуясь дарованному. Но Мы внезапно наслали на них наказание, и вот они уже в отчаянии!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när de inte längre mindes läxan som de fått, öppnade Vi portarna till allt (livets goda) för dem till dess att Vi, när de ännu gladdes över det som hade kommit dem till del, plötsligt lät Vårt straff drabba dem och de störtades i en avgrund av förtvivlan.