Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

فَلَوْلَا اِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلٰكِنْ قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

fe levlā iƶ cā'ehum be'sunā teDerraǔ ve lākin ḳaset ḳulūbuhum ve zeyyene lehumu ş-şeyTānu mā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَوْلَاfe levlāhiç olmazsa
2اِذْzaman
3جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine geldiği
4بَأْسُنَاbe'sunāب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkbaskınımız
5تَضَرَّعُواteDerraǔض ر عAşağılamak, küçük düşürmek, itiraz etmek, alçakgönüllü olmak, kendini alçaltmak, tevazu/itaatkarlık. Kuru, acı, dikenli bitki örtüsü.yalvarsalardı
6وَلٰكِنْve lākinfakat
7قَسَتْḳasetق س وSert olmak veya sertleşmek, sertlik, daha sert, boyun eğmeyen, acımasızkatılaştı
8قُلُوبُهُمْḳulūbuhumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
9وَزَيَّنَve zeyyeneز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.ve süslü gösterdi
10لَهُمُlehumuonlara
11الشَّيْطَانُş-şeyTānuش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücüşeytan
12مَاşeyleri
13كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
14يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapmış

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara azâbımız geldiği vakit olsun, yalvarmaları gerekirdi, fakat yalvarmadılar bile, kalpleri katılaştı ve Şeytan, yaptıkları şeyleri süsleyip hoş gösterdi onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara azâbımız geldiği vakit olsun, yalvarmaları gerekirdi, fakat yalvarmadılar bile, kalpleri katılaştı ve Şeytan, yaptıkları şeyleri süsleyip hoş gösterdi onlara.

Adem Uğur

Hiç olmazsa, onlara bu şekilde azabımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını câzip gösterdi.

Ahmed Hulusi

Bari azabımız onlara geldiğinde alçak gönüllülük ile yaklaşsalardı ya! Fakat kalpleri katılaştı (bilinçleri kilitlendi) ve şeytan da (vehimleri de) yaptıkları amelleri kendilerine süslü gösterdi.

Ahmet Tekin

Hiç olmazsa, baskımız, azâbımız kendilerine geldiği zaman yalvarsalardı ya! Nerede? Fakat kafaları kalınlaştı, kalpleri katılaştı ve şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler, işlemeye devam ettikleri amelleri kendilerine süsleyip güzel gösterdi.

Ahmet Varol

Hiç olmazsa verdiğimiz darlık başlarına geldiğinde yalvarıp yakarsalardı! Ama kalpleri katılaştı ve şeytan da yaptıklarını kendilerine süslü gösterdi.

Ali Bulaç

Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.

Ali Fikri Yavuz

Hiç olmazsa, böyle şiddetimiz onlara geldiği zaman, bâri yalvarsaydılar! Fakat kalbleri katılaşmış, Şeytan da bütün yaptıklarını, kendilerine süslü göstermişti.

Ali Rıza Safa

Onlara yoksulluk geldiğinde, yakarışlarda bulunsalar olmaz mıydı? Tam tersine, yürekleri katılaştı; şeytan da yaptıklarını kendilerine çekici gösterdi.

Bayraktar Bayraklı

Hiç olmazsa kendilerine böyle baskımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını cazip/süslü gösterdi.

Bekir Sadak

Hic degilse, onlara siddetimiz geldigi zaman yalvarip yakarmali degil miydiler? Lakin kalbleri katilasti, seytan da yaptiklarini onlara guzel gosterdi.

Celal Yıldırım

Onlara darlık ve sıkıntımız geldiği zaman yalvarıp yakarsaydılar ya.. Ama nerede, kalbleri katılaşmış ve yapageldikleri şeyleri şeytan onlara süsleyip çekici duruma getirmiştir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hiç olmazsa kendilerine tarafımızdan bir sıkıntı geldiğinde içten bir niyazda bulunsalardı! Fakat kalpleri iyice katılaştı; şeytan da onlara yaptıklarını şirin gösterdi.

Diyanet İşleri

Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

Diyanet İşleri (eski)

Hiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi.

Diyanet Vakfi

Hiç olmazsa, onlara bu şekilde azabımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını câzip gösterdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiği zaman olsun, yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hiç olmazsa kendilerine baskımız geldiği vakit yalvarsaydılar bari. Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da bütün yaptıklarını kendilerine güzel göstermişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç olmazsa böyle tazyikımız geldiği vakıt bari yalvarsaydılar ve lakin kalbleri katılaşmış, Şeytan da her ne yapıyorlar ise kendilerine süslü göstermişti

Erhan Aktaş

Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit tederru etselerdi! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını çekici gösterdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit tederru etselerdi! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını çekici gösterdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit yalvarsalardı! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını çekici gösterdi.

Fizilal-il Kuran

Bari sıkıntılarımız başlarına gelince bize yalvarsalardı ya! Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıkları her şeyi onlara cazip gösterdi.

Gültekin Onan

Onlara zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.

Hamdi Döndüren

Hiç değilse azabımız geldiği vakit boyun eğmeleri gerekmez miydi? Aksine kalpleri katılaştı. Çünkü şeytan, yapmakta olduklarını onlara güzel gösterdi.

Hasan Basri Çantay

İşte onlar kendilerine (öyle) bir azabımız gelib çatdığı zaman olsun yalvarmalı değil miydiler? Fakat yürekleri katılaşmış, şeytan da yapmakda oldukları (ma'siyetleri) süsleyib püslemişdi.

Hasib Asutay

Hiç olmazsa kendilerine azabımız geldiği zaman bari boyun eğselerdi! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını onlara süslü gösterdi.

Hayrat Neşriyat

Hiç olmazsa onlara azâbımız geldiği zaman (îmân edip) yalvarsalardı! Fakatkalbleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını süsledi (câzib gösterdi).

İbni Kesir

Onlar, hiç değilse kendilerine bir azabımız geldiği zaman; yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaşmış, şeytan da onlara yaptıklarını süsleyip püslemişti.

Mehmet Okuyan

Onlara bu şekilde azabımız geldiği zaman boyun eğselerdi ya! Fakat kalpleri iyice katılaşmış ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü göstermişti.

Muhammed Esed

Ama tarafımızdan takdir edilen bir sıkıntıya uğratıldıkları zaman tevazu göstermediler, tersine kalplerinin katılığı arttı, çünkü Şeytan bütün yaptıklarını onlara güzel gösterdi.

Mustafa İslamoğlu

Onlara takdir ettiğimiz sıkıntı kendilerine eriştiği zaman acziyetlerini itiraf etmeliydiler, fakat yürekleri katılaştı. Çünkü Şeytan yaptıkları her şeyi onlara güzel gösterdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Bizim azabımız onlara geldiği zaman yalvarmalı değil miydiler? Fakat onların gönülleri katılaşmış ve şeytan onlara yapar oldukları şeyleri süslemiş idi.

Ömer Öngüt

Hiç değilse, kendilerine bu şekilde azabımız geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Fakat kalpleri iyice katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara câzip gösterdi.

Suat Yıldırım

Bâri, kendilerine şiddetimiz geldiği vakit yalvarsaydılar, tövbe etseydiler! Fakat heyhât! Onların kalpleri kaskatı olmuş, şeytan da yapmakta oldukları mâsiyet ve günahları kendilerine süslemiş, cazip göstermişti.

Süleyman Ateş

Hiç olmazsa kendilerine böyle baskınımız geldiği zaman yalvarsalardı! Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi.

Süleymaniye Vakfı

Verdiğimiz sıkıntılar başlarına gelince bize yalvarıp yakarsalardı olmaz mıydı? Ama kalpleri katılaştı. (Başka yollara başvurdular) Şeytanları, yapmakta oldukları şeyi kendilerine güzel gösterdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Verdiğimiz sıkıntılar başlarına gelince yalvarıp yakarsalardı olmaz mıydı? Ama kalpleri katılaştı ve yapmakta olduklarını şeytan onlara güzel gösterdi.

Şaban Piriş

Hiç olmazsa azabımız kendilerine gelince yalvarmaları gerekmez miydi? Fakat, kalpleri katılaşmış ve şeytan, yaptıklarını kendilerine güzel göstermişti.

Tefhim-ul Kuran

Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.

Ümit Şimşek

Hiç olmazsa onlara azabımız geldiğinde yalvarsaydılar! Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da onlara yaptıklarını hoş göstermişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Zorluğumuz kendilerine gelip çattığında bir sığınabilselerdi! Ne yazık ki kalpleri katılaştı; şeytan, yapmakta olduklarını onlara süslü-püslü gösterdi.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Nə üçün əzabımız onlara gəldiyi zaman boyun əymədilər? Onların qəlbləri sərtləşdi, şeytan da onlara etdikləri əməlləri gözəlləşdirdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Heimsuchung hätte sie zum demütigen Gebet bringen müssen, aber ihre Herzen waren hart, und Satan verführte sie, so daß sie ihre bösen Taten für gut hielten.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie doch nur, als Unsere Gewalt über sie kam, unterwürfig gefleht hätten! Aber ihre Herzen verhärteten sich, und der Satan schmückte ihnen aus, was sie zu tun pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Warum demütigten sie sich dann nicht, als Unsere Strafe über sie kam? Jedoch ihre Herzen waren verhärtet, und Satan ließ ihnen alles, was sie taten, als wohlgetan erscheinen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hätten sie doch (um Gnade) gefleht, als unsere Peinigung sie ereilte! Doch ihre Herzen wurden hart und der Satan ließ ihnen das schön erscheinen, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But even then and thus still, they became hard-hearted and were befooled by AL-Shaytan (Satan) who allured them to brighter worlds as a reward for their doings and he led the way.

Abdul Haleem

If only they had learned humility when suffering came from Us! But no, their hearts became hard and Satan made their foul deeds alluring to them.

Abdullah Yusuf Ali

When the suffering reached them from us, why then did they not learn humility? On the contrary their hearts became hardened, and Satan made their (sinful) acts seem alluring to them.

Abul A'la Maududi

But when misfortune befell them from Us why did they not humble themselves? Their hearts had hardened and Satan had made their deeds seem fair to them.

Aisha Bewley

If only they had humbled themselves when Our violent force came upon them! However, their hearts were hard and Shaytan made what they were doing seem attractive to them.

Al-Hilali & Khan

When Our Torment reached them, why then did they not humble themselves (believe with humility)? But their hearts became hardened, and Shaitân (Satan) made fair-seeming to them that which they used to do.

Ali Quli Qarai

Why did they not entreat when Our punishment overtook them! But their hearts had hardened, and Satan had made to seem decorous to them what they had been doing.

Amatul Rahman Omar

Why did they not then, when Our punishment overtook them, grow humble? (It was for the fact that) their hearts had hardened and satan had made their deeds seem fair to them.

Arthur John Arberry

if only, when Our might came upon them, they had been humble! But their hearts were hard, and Satan decked out fair to them what they were doing.

Bijan Moeinian

How come [you may ask] they did not come to their senses when they were going through such disasters? Satan made their style of lives the most pleasing to them [as much as American way of life is the most pleasant to the Americans] up to the point that their inner conscious became insensitive to the truth.

E. Henry Palmer

And do they not, when our violence falls upon them, humble themselves?- but their hearts were hard, and Satan made seemly to them that which they had done.

Edip-Layth

If only they had implored when Our punishment came to them; but their hearts hardened, and the devil adorned for them what they used to do.

George Sale

Why, then, when Our punishment came upon them, did they not humble themselves? But their hearts were hardened all the more and Satan made all that they did seem fair to them.

Hamid S. Aziz

If only, when Our violence falls upon them, they had been humble, but their heart was hard, and Satan made seemly to them all that they used to do.

Mahmoud Ghali

If (only) as Our violence came to them, they had supplicated! But their hearts hardened and Ash-Shaytan (The all-vicious, i. e., the Devil) adorned to them whatever they were doing.

Marmaduke Pickthall

If only, when Our disaster came on them, they had been humble! But their hearts were hardened and the devil made all that they used to do seem fair unto them!

Mohamed Ahmed - Samira

Then why did they not submit when Our punishment came upon them? But their hearts were hardened, and Satan made things they were doing look attractive to them.

Muhammad Asad

yet when the misfortune decreed by Us befell them, they did not humble themselves, but rather their hearts grew hard, for Satan had made all their doings seem goodly to them.

Mustafa Khattab

Why did they not humble themselves when We made them suffer? Instead, their hearts were hardened, and Satan made their misdeeds appealing to them.

Progressive Muslims

If only they had implored when Our punishment came to them; but their hearts hardened, and the devil adorned for them what they used to do.

Sahih International

Then why, when Our punishment came to them, did they not humble themselves? But their hearts became hardened, and Satan made attractive to them that which they were doing.

Sam Gerrans

Oh, that when Our disaster came upon them they had but humbled themselves! But their hearts hardened, and the satan made fair to them what they were doing.

Shabbir Ahmed

But, instead of being humble when Our Requital touched them, their selfish desire led their minds into rationalizing their actions. This is because their hearts had been hardened with arrogance and repeated rejection of the Truth (2:74), (5:13).

Syed Vickar Ahamed

When the punishment reached them from Us, why did they not learn to be humble? (But) instead, their hearts became hard, and Satan made their (sinful) actions seem likable to them.

Taqi Usmani

Why then, did they not supplicate in humility when a calamity from Us came upon them? Instead, their hearts were hardened and Satan adorned for them what they were doing.

The Monotheist Group

If only they had implored when Our punishment came to them; but their hearts hardened, and the devil adorned for them what they used to do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Pourquoi donc, lorsque Notre rigueur leur vînt, nʹont-ils pas imploré (la miséricorde)? Mais leurs cœurs sʹétaient endurcis et le Diable enjolivait à leurs yeux ce quʹils faisaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca dema ezabê me bi ser wan de hat, de bila wan bi bal me ve bikira zarezar. Lê belê dilên wan hişk bû û şeytên jî ya ku wan dikir ji wan re dixemiland û li ber çavê wan xweş dikir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hadden zij zich dan niet, toen Ons geweld tot hen kwam, kunnen vernederen. Maar hun harten verhardden zich en de satan maakte wat zij deden aantrekkelijk voor hen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen de door ons gezonden droefheid over hen kwam vernederden zij zich niet, maar hunne harten werden versteend, en satan bereidde voor hen wat zij bedreven.

Hollandaca — Siregar

En waarom zijn zij, toen Onze tegenspoed tot hen kwam, niet nederig geworden? Integendeel, hun harten werden zelfs hard en de Satan deed wat zij plachten te doen schoon schijnen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О если бы, когда приходила к ним [к неверующим из прежних общин] Наша ярость [наказание], они смирились (пред Аллахом)! Но очерствели их сердца [они перестали внимать наставления], и сатана разукрасил им [представил прекрасным] то, что они делали [многобожие и грехи]!

Rusça — Osmanov

Так почему же, когда постигало их Наше наказание, они не становились смиренными? Напротив, ожесточались сердца их, а шайтан представлял им деяния их в прекрасном свете.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Det hade varit bäst för dem) om de hade ödmjukat sig, när Vår prövning nådde dem; men tvärtom hårdnade deras hjärtan och Djävulen visade dem deras handlingar i ett fördelaktigt ljus.