Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَٓا اِلٰٓى اُمَمٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَخَذْنَاهُمْ بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ

ve leḳad erselnā ilā umemin min ḳablike fe eḣaƶnāhum bi l-be'sā'i ve D-Derrā'i leǎllehum yeteDerraǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadmuhakkak
2اَرْسَلْنَٓاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale(elçiler) gönderdik
3اِلٰٓىilā
4اُمَمٍumeminا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]ümmetlere
5مِنْmin
6قَبْلِكَḳablikeق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksenden önce de
7فَاَخَذْنَاهُمْfe eḣaƶnāhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları yakalayıp cezalandırmıştık
8بِالْبَأْسَاءِbi l-be'sā'iب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkdayanılmaz zorluk-yoksulluk
9وَالضَّرَّاءِve D-Derrā'iض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmekve sıkıntı ile
10لَعَلَّهُمْleǎllehumbelki onlar
11يَتَضَرَّعُونَyeteDerraǔneض ر عAşağılamak, küçük düşürmek, itiraz etmek, alçakgönüllü olmak, kendini alçaltmak, tevazu/itaatkarlık. Kuru, acı, dikenli bitki örtüsü.yalvarırlar diye

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.

Adem Uğur

Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, senden önce de topluluklara (Rasul) irsal ettik. . . Belki boyun eğerek dua ederler diye onları azap ve hastalık ile yakaladık.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik. Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık. Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık.

Ahmet Varol

Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.

Ali Bulaç

Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.

Ali Fikri Yavuz

Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler, diye).

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, senden önce de topluluklara gönderdik. Onları, yoksulluklara ve zorluklara uğrattık; belki yalvararak yakarışlarda bulunurlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Senden önce de milletlere peygamberler göndermiştik. Boyun eğsinler diye onları darlık ve sıkıntıya uğrattık.

Bekir Sadak

suphesiz ki, senden once ummetlere peygamberler gondermistik; onlari yalvarsinlar diye darlik ve sikintiya sokmustuk.

Celal Yıldırım

And olsun ki, senden önce (gelip geçen) ümmetlere peygamberler gönderdik, (muhalefet ettikleri için) onları —yalvarıp yakarsınlar diye— darlık ve bunaltıcı şeylerle yakaladık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından, belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

Diyanet İşleri

Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik; dinlemediler. Biz de onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı ile cezalandırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için senden önce bir takım ümmetlere Resuller gönderdik dinlemediler de onları şiddetler ve zaruretlerle sıktık gerek ki yalvarsınlar diye

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik. Belki tederruda bulunurlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik. Belki tederruda bulunurlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik. Belki yalvarırlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık.

Fizilal-il Kuran

Senden önceki birçok ümmetlere peygamberler gönderdik, dinlemediler. Bunun üzerine ola ki, bize yalvarırlar diye kendilerini sıkıntılara ve belâlara çarptırdık.

Gültekin Onan

Andolsun, senden önceki ümmetlere (elçiler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar (tazarru) diye...

Hamdi Döndüren

Andolsun senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlığa ve hastalığa uğrattık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de (küfr-ü inkarlarından dolayı) kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler diye).

Hasib Asutay

(Resulüm!) Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. (İnkârlarından vazgeçip bize) boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

Hayrat Neşriyat

And olsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik (fakat onlar yalanladılar); bunun üzerine onları sıkıntılar ve zorluklar ile yakaladık. Tâ ki (îmân etsinler ve) yalvarsınlar!

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Yalvarsınlar diye, onları darlık ve sıkıntıya soktuk.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki senden önceki ümmetlere de (elçiler) göndermiştik. (Gerçeğe) boyun eğsinler diye onları sıkıntılarla ve darlıklarla denemiştik.

Muhammed Esed

Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik (ey Peygamber,) ve onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki tevazu ile boyun eğsinler.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, senden önceki topluluklara da mesajlarımızı göndermiştik. Onları da şiddetli zorluğa ve darlığa düşürdük ki, acziyetlerini itiraf etsinler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, senden evvel de ümmetlere peygamberler gönderdik, sonra o ümmetleri birtakım şiddetler ile, zorluklar ile yakaladık, ola ki yalvarıversinler diye.

Ömer Öngüt

Resulüm! Senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermiştik. (İnkârlarından dönüp boyun eğsinler), yalvarsınlar diye, onları yakalayıp darlık ve sıkıntılarla (çeşitli hastalıklarla) cezalandırmıştık.

Suat Yıldırım

Senden önce de birtakım ümmetlere resuller gönderdik. Dinlemediler: Hakka dönüş yapsın, suçlarının affı için niyaz etsinler diye onları çetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık.

Süleyman Ateş

Senden önce de ümmetlere elçiler gönderdik. (İnkarlarından dönüp bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırmıştık.

Süleymaniye Vakfı

Senden önceki toplumlara da elçiler göndermiş, belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli sıkıntılara ve zararlara uğratmıştık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden önceki toplumlara da (ümmetlere de) elçiler göndermiştik. Belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli baskılara ve zorluklara uğratmıştık.

Şaban Piriş

Senden önceki toplumlara da (elçiler) göndermiş ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.

Ümit Şimşek

Senden önceki ümmetlere de Biz peygamberler gönderdik ve onları, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səndən əvvəl də ümmətlərə elçilər göndərmişdik. Biz onları sıxıntıya və xəstəliyə düçar etdik ki, bəlkə boyun əyələr.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səndən əvvəl də ümmətləri (peyğəmbərləri yalançı hesab etdikləri üçün) müsibət və fəlakətə düçar etdik ki, (Allaha) yalvarsınlar.

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben vor dir Gesandte zu Gemeinschaften geschickt, die sie der Lüge geziehen haben; und Wir haben sie mit Not und Leid geprüft, auf daß sie demütig bitten mögen.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben ja schon zu Gemeinschaften vor dir (Gesandte) gesandt und über sie Not und Leid kommen lassen, auf daß sie unterwürfig flehen mögen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have sent Messengers before you O Muhammad to peoples who came to this world before your people, and We afflicted them with misfortunes and wedded them to calamities hoping they would, humble themselves to Allah.

Abdul Haleem

We sent messengers before you [Prophet] to many communities and afflicted their people with suffering and hardships, so that they could learn humility.

Abdullah Yusuf Ali

Before thee We sent (messengers) to many nations, and We afflicted the nations with suffering and adversity, that they might learn humility.

Abul A'la Maududi

And We did indeed send Messengers to other nations before you and then We seized those nations with misfortune and hardship so that they might humble themselves (before Us).

Aisha Bewley

We sent Messengers to nations before you, and afflicted those nations with hardship and distress so that hopefully they would humble themselves.

Al-Hilali & Khan

Verily, We sent (Messengers) to many nations before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). And We seized them with extreme poverty (or loss in wealth) and loss in health (with calamities) so that they might humble themselves (believe with humility).

Ali Quli Qarai

We have certainly sent [apostles] to nations before you, then We seized them with stress and distress so that they might entreat [Us].

Amatul Rahman Omar

We have already sent (Messengers) towards the communities before you, then (on their rejecting the Messengers) We afflicted them with destitution, calamities and adversities so that they might become humble (before Us).

Arthur John Arberry

Indeed We sent to nations before thee, and We seized them with misery and hardship that haply they might be humble;

Bijan Moeinian

There were other prophets sent to many other nations [such as Moses to the Egyptians. ] I afflicted them with many misfortunes [such as nine disasters that the Egyptians had to go through] so that they may choose to believe and approach God with the utmost humility [by bowing down and prostrating before Him.]

E. Henry Palmer

Ere this we sent unto nations before thee, and we caught them in distress and trouble that haply they might humble themselves.

Edip-Layth

We have sent others to nations before you. We then took them with adversity and hardship, perhaps they would implore.

George Sale

And indeed We sent Messengers to peoples before thee; then We afflicted them with poverty and adversity that they might humble themselves.

Hamid S. Aziz

Ere this We sent unto nations before you, and We sent them distress and adversity that per chance (or possibly) they might humble themselves.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already sent to nations even before you; so We took them (to task) with misery and tribulation, that possibly they would supplicate to (Us).

Marmaduke Pickthall

We have sent already unto peoples that were before thee, and We visited them with tribulation and adversity, in order that they might grow humble.

Mohamed Ahmed - Samira

We have indeed sent (apostles) to many a people before you, and inflicted upon them hardships and afflictions so that they might submit.

Muhammad Asad

And, indeed, We sent Our messages unto people before thy time, [O Prophet,] and visited them with misfortune and hardship so that they might humble themselves:

Mustafa Khattab

Indeed, We have sent messengers before you ˹O Prophet˺ to other people who We put through suffering and adversity ˹for their denial˺, so perhaps they would be humbled.

Progressive Muslims

And We have sent others to nations before you. We then took them with adversity and hardship, perhaps they would implore.

Sahih International

And We have already sent [messengers] to nations before you, [O Muúammad]; then We seized them with poverty and hardship that perhaps they might humble themselves [to Us].

Sam Gerrans

And We have sent to communities before thee; then We took them with affliction and adversity, that they might humble themselves.

Shabbir Ahmed

We sent Messengers to nations before you. (They compassionately advised their people that the Supreme Law is operative on the earth, as it is in the heavens). When those nations violated Our Laws in their societies, they had to face the consequences. They should have become humble and taken corrective action right away.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, We sent (messengers) to many nations before you, and We gave the nations suffering and poverty that they may learn to be humble.

Taqi Usmani

We did send messengers to communities before you and put them to hardships and sufferings, so that they may supplicate in humility.

The Monotheist Group

And We have sent others to nations before you. We then took them with adversity and hardship, perhaps they would implore.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons, certes, envoyé (des messagers) aux communautés avant toi. Ensuite Nous les avons saisies par lʹadversité et la détresse - peut-être imploreront-ils (la miséricorde)! -

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Bêguman Me ji bo umetên beriya te pêxember şandin, vêca Me bi hejarî û nexweşiyan ew hingaftin da ku bi zarezar û lakelak li ber me bigerin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben tot gemeenschappen voor jouw tijd gezanten gezonden en hun tegenspoed en rampspoed opgelegd opdat zij zich misschien zouden vernederen.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben inderdaad naar gemeenschappen van voot jou (Boodschappers) gestuurd en Wij hebben hen met tegenspoed en rampen getroffen. Hopelijk zullen zij nederig worden (tegenover Allah).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот уже Мы посылали (пророков) к народам (которые были) до тебя (о, Мухаммад) (и они призывали свои общины к Единобожию и Покорности Аллаху). (Но те общины не признавали своих пророков) и схватывали Мы их нуждой [крайней бедностью] и бедой [болезнями], надеясь этим, что они смирятся (перед своим Господом) (и станут поклоняться только Ему)!

Rusça — Osmanov

И до тебя [, Мухаммад,] Мы посылали к народам посланников и ввергали их (т. е. народы) в беду и нужду: может быть, они станут смиренными.