ض ر ع (ĐRA) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Aşağılamak, küçük düşürmek, itiraz etmek, alçakgönüllü olmak, kendini alçaltmak, tevazu/itaatkarlık. Kuru, acı, dikenli bitki örtüsü.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (8)

Bu kök Kur'an boyunca 8 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

تَضَرُّعًا3 kez

En'am 6:63تَضَرُّعًاteDerruǎngizli olarak

قُلْ مَنْ يُنَجِّيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ اَنْجٰينَا مِنْ هٰذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ

ḳul men yuneccīkum min Zulumāti l-berri ve l-baHri ted'ǔnehu teDerruǎn ve ḣufyeten le in encānā min hāƶihi le nekūnenne mine ş-şākirīne

De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?"

A'raf 7:55تَضَرُّعًاteDerruǎnaçıktan

اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ

d'ǔ rabbekum teDerruǎn ve ḣufyeten innehu lā yuHibbu l-muǎ'tedīne

Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.

A'raf 7:205تَضَرُّعًاteDerruǎnyalvararak

وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلِينَ

ve ƶkur rabbeke fī nefsike teDerruǎn ve ḣīfeten ve dūne l-cehri mine l-ḳavli bi l-ğuduvvi ve l-āSāli ve lā tekun mine l-ğāfilīne

Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.

يَتَضَرَّعُونَ2 kez

En'am 6:42يَتَضَرَّعُونَyeteDerraǔneyalvarırlar diye

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَٓا اِلٰٓى اُمَمٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَخَذْنَاهُمْ بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ

ve leḳad erselnā ilā umemin min ḳablike fe eḣaƶnāhum bi l-be'sā'i ve D-Derrā'i leǎllehum yeteDerraǔne

Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

Mü'minun 23:76يَتَضَرَّعُونَyeteDerraǔneO'na yalvarmıyorlar

وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

ve leḳad eḣaƶnāhum bi l-ǎƶābi fe mā stekānū li rabbihim ve mā yeteDerraǔne

Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

تَضَرَّعُوا1 kez

En'am 6:43تَضَرَّعُواteDerraǔyalvarsalardı

فَلَوْلَا اِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلٰكِنْ قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

fe levlā iƶ cā'ehum be'sunā teDerraǔ ve lākin ḳaset ḳulūbuhum ve zeyyene lehumu ş-şeyTānu mā kānū yeǎ'melūne

Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

يَضَّرَّعُونَ1 kez

A'raf 7:94يَضَّرَّعُونَyeDDerraǔneyalvarıp yakarsınlar

وَمَا اَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّٓا اَخَذْنَٓا اَهْلَهَا بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

ve mā erselnā fī ḳaryetin min nebiyyin illā eḣaƶnā ehlehā bi l-be'sā'i ve D-Derrā'i leǎllehum yeDDerraǔne

Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

ضَرِيعٍ1 kez

Gaşiye 88:6ضَرِيعٍDerīǐnkuru diken-

لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ اِلَّا مِنْ ضَرِيعٍ

leyse lehum Taǎāmun illā min Derīǐn

Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.